1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 25 Mayıs 2012 Cuma 00:32
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI 20.12.2010
Neşe Düzel
İştar Gözaydın: ‘Türkiye’de din yükselen bir olgu’
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Neşe Düzel - İştar Gözaydın: ‘Türkiye’de din yükselen bir olgu’ Neşe Düzel - İştar Gözaydın: ‘Türkiye’de din yükselen bir olgu’ Neşe Düzel - İştar Gözaydın: ‘Türkiye’de din yükselen bir olgu’ Neşe Düzel - İştar Gözaydın: ‘Türkiye’de din yükselen bir olgu’ Neşe Düzel - İştar Gözaydın: ‘Türkiye’de din yükselen bir olgu’ Neşe Düzel - İştar Gözaydın: ‘Türkiye’de din yükselen bir olgu’ Neşe Düzel - İştar Gözaydın: ‘Türkiye’de din yükselen bir olgu’ Neşe Düzel - İştar Gözaydın: ‘Türkiye’de din yükselen bir olgu’
Neşe Düzel köşe yazılarını web sitenize ekleyin

“Dine ilgi giderek artıyor. Bugün Türkiye’de din, yükselen bir olgu. Modernitenin yarattığı yalnızlığı ve boşluğu gidermenin yanında, iş hayatında bazı işbirliği imkânları yaratıyor din.”

“Din dersini CHP getirdi. 1947 kurultayında devletin din politikası değiştirildi. Hacılara ilk kez döviz tahsis edildi, ilahiyat fakültesi kuruldu, imam-hatip ve Kur’an kursları açıldı.”

“Cumhuriyet’in tek bir İslam anlayışı vardır, bu da Sünni Hanefiliktir. Cumhuriyet bugün Osmanlı’daki Şeyhülislamlık düzenini, Diyanet İşleri Başkanlığı’yla sürdürüyor.”

***

NEDEN İŞTAR GÖZAYDIN
Kansız, katliamsız hiçbir probleme, problem demiyoruz biz. Alevi sorunu da böyle. Ancak büyük insanlık suçları ve ölümler yaşandıktan sonra bir sorun olarak kabul edildi ve çözümü için tartışılmaya başlandı. Ama bu ülkede Alevi sorununun ayrılmaz parçası olan “Diyanet sorunu” hâlâ bir sorun olarak görülmüyor ve çözülmeye çalışılmıyor. Oysa Cumhuriyet, baştan beri, dini ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nı bu ülkede tek tip insan yaratmak için kullanıyor. Alevilerin açılımı sürekli Diyanet’in engeline çarpıyor. Çünkü Diyanet “Bu ülkede tek bir İslam var. Alevilik diye bir inanç grubu ya da mezhep vs. yok. Cemevi ibadethane değildir” diyerek, Hıristiyan ve Musevilerin dışındaki herkesi Sünni Hanefi yapmaya çalışıyor. Böylece “laik” Cumhuriyet’in “Türk-Sünni-Hanefi” bir toplum yaratma ülküsü, din kullanılarak Diyanet tarafından oluşturuluyor. Avusturya devleti, Alevi açılımı yapıp, ülkesindeki Alevileri bir “yasal inanç” olarak tanırken, bizim Cumhuriyet hâlâ kendi vatandaşı Alevileri bir inanç grubu olarak resmen kabul etmiyor. Acaba Cumhuriyet, gerçekten laik bir düzen istemiyor mu? Cumhuriyet’in ilk işi niye Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmak oldu? Diyanet’in olması ne işe yarıyor? Diyanet’in varlığını en çok kim istiyor? Diyanet neden kaldırılmıyor? Neden devlet hiçbir zaman Alevilerin ibadethanelerini ve çocuklarının Aleviliğe göre eğitimini kabul etmiyor? Cumhuriyet’in tasavvur ettiği “ideal Türk vatandaşının” dinî özellikleri ne? Gelişmiş ülkelerde bizdeki Diyanet İşleri’nin benzeri kuruluşlar var mı? Cumhuriyet’in dinle ve Alevilerle yaşadığı sorun ne zaman bitecek? Başta Diyanet sorunu olmak üzere bütün bu sorunları ve soruları, yirmi beş yıldır din ve devlet ilişkileri, Diyanet İşleri Başkanlığı ve din özgürlüğü üzerine çalışan Prof. İştar Gözaydın’la konuştuk. İstanbul Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü öğretim üyesi olan idare hukukçusu Prof. Dr. İştar Gözaydın’ın Türkiye Cumhuriyeti’nde dinin tanzimi-Diyanet başlıklı kitabı yenilenmiş haliyle İletişim tarafından yeniden yayımlandı.

***

NEŞE DÜZEL: Aleviler zorunlu din dersinin kaldırılmasını istiyorlardı. Yeni alınan karara göre, okullarda zorunlu din dersi kaldırılmayacak ama Alevilik de din derslerinde okutulacak. Niye zorunlu din dersi var? Neden devlet, din konusunu bir türlü halkın kendi seçimine bırakmıyor da, hep bu alana müdahale ediyor?
İŞTAR GÖZAYDIN: Cumhuriyet’in kuruluşundan beri gelen bir mesele bu. Cumhuriyet, dini, bir rakip olarak gördü. Ama kendine rakip gördüğü dini ortadan kaldırmadı. Onun yerine, bilgisini kendisinin ürettiği bir din oluşturmayı tercih etti Cumhuriyet. Bugün hâlâ yaşanan budur. Bizde devlet, din bilgisini kendisi üretmek istiyor ve bu vesayetçi uygulama Cumhuriyet’in kuruluşundan beri sürüyor. Aslında bir “modernleşme” projesi olan Cumhuriyet açısından akla yakın bir yaklaşım bu.

Niye?
Çünkü ideoloji böyle üretiliyor. Cumhuriyet kendine uygun din anlayışını Diyanet İşleri Başkanlığı ve zorunlu din dersleri kanalıyla üretiyor.

Diyanet 1924’ten beri var. Okullarda zorunlu din dersi 1924’ten beri var mı?
Zorunlu din dersi, 1982 Anayasası’yla geldi. Darbeciler, kendilerine siyasi destek sağlamak için dini çok kullandılar. 1949’a dek bu ülkede hiçbir şekilde din dersi yoktu.

Din dersini okullara kim koydu?
CHP’nin 1947’deki yedinci kurultayında, devletin din politikası değiştirildi. CHP, Demokrat Parti’ye karşı pozisyonunu korumak için din dersini getirdi. Hacca gideceklere ilk kez döviz tahsis edildi, ilk ilahiyat fakültesi kuruldu, imam-hatip kursları açıldı, Kur’an kurslarına başlandı. Bu ülkede uzunca bir dönem din dersi isteğe bağlı oldu. Mesela, önceleri din dersini almak isteğe bağlıydı. Sonra din dersini almamak isteğe bağlı oldu. Yani din dersi konusunda özgürlük giderek hep daraltıldı ve bugünkü noktaya geldi.

Peki, din dersi kitaplarında Alevilik hiç yer aldı mı?
Hiçbir dönemde Alevilik kitaplarda yer almadı. Aleviliğin sadece bir kültürel öge olarak algılanması istendi. Hatta 1963’te Diyanet Kanunu oluşturulurken, bir tasarı hazırlandı. Tasarıda, Mezhepler Müdürlüğü diye bir birimin oluşturulması düşünüldü. Bu öneriye, “Bu ülkede bir tek İslam anlayışı vardır” diyerek karşı çıkıldı. Zaten Cumhuriyet’in baştan beri anlayışı budur. Tek bir İslam anlayışı vardır ve bu da Sünni Hanefiliktir.

Devletin dine müdahale biçimi gayet tuhaf ve çelişkili... Üniversitelerde başörtüsünü yasaklayan da devlet, ilköğretimde zorla din dersi okutan da devlet. Devlet ne istiyor?
Dini kontrolü altında tutmak istiyor. Dini kendine rakip gören Cumhuriyet, dini kendine uygun olarak formatlamak ve kullanmak istiyor. Yalnız şunu da belirtmeliyim... Laiklik tanımı sadece Türkiye’de değil, dünyada da çok problemli. İçinde en çok riyakârlığın bulunduğu bir kavram bu. Pür bir laiklik dünyada hiçbir yerde yok.

Türkiye’deki kadar devletin müdahale ettiği bir “laiklik” Avrupa’da var mı peki?
Türkiye’ de daha fazla müdahale var. Bu toprakların getirdiği bir geleneğin parçası bu da. Devlet, Bizans’ta da, Osmanlı’da da dine müdahale etti.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Neşe Düzel Makaleleri:
  1. Ahmet Talimciler: Fener’i laikliğin kalesi görüyorlar - 21.05.2012
  2. Ahmet Muhtar Sökücü/ Alaiddin Taş: Solda derin devlet ortaya çıkacak - 15.05.2012
  3. Ahmet Muhtar Sökücü/ Alaiddin Taş: Kimse kitleye direkt ateş etmedi - 14.05.2012
  4. Mustafa Yeşil: Hocaefendi iki kişiyi önerdi - 08.05.2012
  5. Mustafa Yeşil: Hocaefendi’ye, yargıçları sordum - 07.05.2012
  6. Hilmi Yavuz: Müslümanlar, Kemalist oldular - 30.04.2012
  7. Yaşar Yakış: İsrail Esad’ın gitmesini tercih etmiyor - 23.04.2012
  8. Cengiz Çandar: 28 Şubat darbesinde İsrail var - 16.04.2012
  9. Selahattin Demirtaş: Türkiye’nin sınırı Kürdistan olacak - 10.04.2012
  10. Selahattin Demirtaş: Başbakan, silahı PKK ve Öcalan’la görüşecek - 09.04.2012
  11. ABDURRAHMAN KURT: Kürtler arasında iç savaş çıkar - 02.04.2012
  12. Özür - 26.03.2012
  13. Bekir Ağırdır: Halk, eski egemenlerle ilişkiyi kesti - 19.03.2012
  14. Taner Akçam: Ermeni olayında Atatürk’ü izleyelim - 14.03.2012
  15. Taner Akçam: Özerklik Kürt-Türk katliamı getirir - 13.03.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Rejimin adamını istemeyiz
  Bir Afganistan polisiyesi
  700 bin memur kamusal alanda
  Hadi kendimize pekiyi verelim
  ‘Memurumuzu hiçbir şekilde ezdirmeyeceğiz’
  Fiat ve Mazda işbirliğine gitti
  Nestlé’den 40 milyon TL yatırım
  Fitch, teşvik programını sevdi
  KRİZ REHİNECİLERE YARADI
  EN ZAYIF HALKALAR DAYANIŞMASI
  Önce hazırlık var dedi, sonra çark etti
  Avrodan değil krizden çıkış mesajı verin
  ÜNİVERSİTE HARCI ZAMMINA TEPKİ
  Yunanistan daha çok çaba göstermeli
  Spor kulüplerine güvenlik faturası geliyor

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 24.05.2012
Ölüm bile eşitsiz
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 24.05.2012
Kamyonetimi isterim ! Amerikalılarımı isterim !
ARADA
Markar Esayan - 24.05.2012
Demokratik koalisyondan, ilkesiz ittifaka
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 24.05.2012
Büyük okyanusları aşıp, Uludere’de boğulmak
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 24.05.2012
Dizilerde başörtüsü ikâmesi
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 24.05.2012
İki hatıra
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 24.05.2012
Güle oynaya savaş
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 24.05.2012
Henry Miller ve ‘Yengeç Dönencesi’...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 24.05.2012
Sol siyasete bu ülkede de ihtiyaç var
TELESİYEJ
Telesiyej - 24.05.2012
Burhan Doğançay’ın isyana düşmüş resimleri neden büyülüyor insanı
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 24.05.2012
Almanlar Eurobond’a yeşil ışık yakacak
İMZA
Kerem Altan - 24.05.2012
Yaz bakalım
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 24.05.2012
Kurdistan-Tunus
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Neşe Düzel - "İştar Gözaydın: ‘Türkiye’de din yükselen bir olgu’ " başlıklı köşe yazısı
25.05.2012 00:32:30