“Diyarbakır’da alışveriş poşetiyle gezmeye utanıyorsunuz. Devlet, okuyan kız çocuğa ayda 35, erkeğe 20 lira veriyor. Aileler çocuklarının 60-70 liralık okul parasıyla geçiniyor.”
“Kürtlerin yaşadıkları Türklerin başına gelseydi ne hissederlerdi? Türkler sadece bir gece düşünseler, Kürt sorununun çözümünde büyük adım atılmış olur.”
“Diyarbakır 1923’te ülkede üçüncü büyük ticaret ve sanayi kentiyken, Misak-ı Milli’nin komşularla ticareti yasaklamasıyla çöktü. Devlet bölgenin zenginleşmesini istemiyor.”
* * *
NEDEN: MEHMET KAYA
Biz medyada hep ‘Kürtler’ diyoruz. Acaba Kürtler diye yekpare bir kitle var mı? Türkler arasında olduğu gibi Kürtler arasında da çeşitlilik yok mu? Newroz’u meydanlarda toplanarak olaysız kutlayan yüz binlerce Kürtle, Diyarbakırspor maçında şiddet görüntüleri yaratan Kürtler arasında duygu ve görüş farklılıkları var mı? Eğer varsa, o zaman Kürtlere de “hangi Kürtler?” diye bakmak gerekmiyor mu? Çok çeşitli Kürt kesimlerin yaşamları nasıl? Bunların, Kürt sorununa bakışları, çözüm önerileri ve hükümetten talepleri neler? Kürtlerin arasındaki en belirgin farklılıklar hangi noktalarda? Bu yıl Newroz’un olaysız kutlanmasının nedeni ne? Yüzbinler ne söylemek istiyorlar? Diyarbakırspor’un son iki maçındaki şiddet olaylarını nasıl açıklamak lazım? Kürt gençleri çok mu öfkeliler? Yaşlı ve genç Kürtler arasındaki farklar neler? Kürt gençleri ne istiyor? Öcalan Kürt sorununu çözebilir mi? Kürt sorunu nasıl çözülür? Şiddet nasıl biter, barış nasıl gelir? Bütün bu konuları, Kürt toplumunu zenginiyle yoksuluyla, genciyle yaşlısıyla, sporcusuyla siyasetçisiyle çok yakından tanıyan işadamı Mehmet Kaya’yla konuştuk. Eczacılık da yapan ve uzun yıllar Diyarbakır Eczacılar Odası başkanlığını üstlenen Mehmet Kaya, geçen dönem Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı’ydı. Kaya, bir dönem de Diyarbakırspor’un futbol sorumlusuydu.
* * *
NEŞE DÜZEL: Bu sene Newroz kutlamalarıyla ilgili bir yasak yok. Büyük kitlelerin toplanmasına ve büyük gösteriler yapılmasına rağmen bir olay çıkmadı. Meydanlara toplanan on binlerin vermek istediği mesaj ne? Kime, ne söylemek istiyorlar?
MEHMET KAYA: Batı, Newroz’u örgüt üyelerinin kutladığı bir bayram olarak algılıyor. Oysa Newroz, Kürt halkının bayramıdır ve bunu bütün Kürtler kutlar. Meydandaki yirmi kişiye sorsanız, on sekizi “PKK’li değilim” der. Meydanlarda toplanan bu insanlar tek bir mesaj veriyorlar. “Dilimle, geleneğimle, kültürümle, bayramımla ben Kürdüm. Beni böyle kabul edeceksiniz. Türkiye’de bir Türkün sahip olduğu haklar neyse, ben de aynı haklara sahibim. Bunu böyle bilmelisiniz” diyorlar. Bu insanlar, ‘ben PKK nedeniyle meydanlardayım. Tek temsilcim o’ mesajını vermiyorlar. Onlar, Cumhuriyet tarihi boyunca reddedilen bir toplumun varlığını Newroz’la barışçı yoldan ispat ediyorlar.
Meydanlardaki barışçı ve sakin gösterilerin aksine Diyarbakırspor’un son iki maçında müthiş şiddet olayları gözüktü. İki davranış arasındaki bu farkı nasıl açıklamak lazım?
Kendimi bildim bileli Diyarbakırspor’un maçlarına giderim, bir ara takımın yöneticisi de oldum. Her şey Bursa’da başladı. Bursa’daki maç futbolla ilgili değildi. Tamamen Kürt açılımını sabote etmeye yönelik bir Ergenekon girişimiydi. Hiçbir taraftar kitlesi bir lig maçına bin beş yüz Türk bayrağı getirip sallamaz ve iki yüz metre uzunluğunda “Ne mutlu Türküm diyene” pankartı açmaz. Bu, Ergenekonvari biri yapı tarafından organize edilmiş bir olaydı. Bu işte siyasi partiler de olabilir. Bursa maçı öncesinde MHP Başkanı milliyetçiliği kışkırtan açıklamalar yaptı. Hemen maçtan sonra Baykal, “Açılım yaparsan işte karşılığında bu olur” dedi. Dönüp baktığınızda tabloyu daha net okuyorsunuz.
Tam olarak ne görüyorsunuz?
Bakın... Üç hafta önce Denizlispor Diyarbakır’a geldi. Diyarbakırspor’u yendi ve alkışlarla sahadan ayrıldı. Kürt sorununa en radikal bakan kesim Karadeniz sahilidir. Bölgenin takımı Trabzonspor Diyarbakır’a geldi, o de yendi ve alkışlarla uğurlandı. Bursaspor’a gelince... Bursaspor maçı Kürtler tarafından tamamen etnik bir saldırı olarak algılandı. Çünkü bizde insanlar, “PKK dışarı” sloganını, PKK dışarı diye anlamazlar. “Kürtler dışarı” diye anlarlar. Bunu bir aşağılama ve ırkçı saldırı olarak görürler. İşte bu algı insanlarda bir refleks yarattı.
Diyarbakır’daki maçta olayları kim çıkardı?
Kürt gençleri çıkardı. Bunların büyük kısmı 20 yaşın altındaydı. Zaten Diyarbakır nüfusunun yarısını yirmi yaşın altındaki gençler oluşturuyor.
Kürt gençleri çok mu öfkeli?
Gerçekten çok öfkeli ve çok kızgınlar. Koşullara bir bakın. Diyarbakır’ın eğitim yaşında olan nüfusunun yüzde 45’i şu anda okula devam etmiyor. Yani ilköğretim ve lise öğrencisi yaşındaki iki gençten biri eğitim almıyor. Okulu bırakmışlar ve kendilerini Kürt olarak ifade ediyorlar. 1990 sonrası kuşak bunlar ve bugün 20 yaş ve altındalar. Doğdukları günden beri de çatışmanın, kayıpların, yoksulluğun ve açlığın içindeler. Bunlar...
Evet...
Bunlar, Diyarbakır’a göçle gelmiş ailelerin çocukları. Bölgede bir milyon insan zorunlu göçe tâbi tutuldu. Bu insanlara devlet bir gece, “yarın köyünüzü boşaltacaksınız” dedi. Bu insanlar, 1990 sonrasında boşalttıkları köylerine hâlâ geri dönemediler. Kentlerde kırık dökük bir, iki odalı yerlere sığındılar ve hâlâ işsiz durumdalar. Diyarbakır’da tamamen böyle göçle oluşmuş büyük yerleşim yerleri var.
Genellikle medyada hepimiz “Kürt” diyoruz ve bu sözcüğün büyük bir toplumu temsil ettiğine inanıyoruz. Kürtler, yekpare bir yapı mı yoksa kendi içinde farklılıklar var mı?
Çok büyük farklılıklar var. Kürt dendiğinde hemen PKK veya DTP çizgisi algılanıyor ama aslında üç kesim Kürt var. Bir, orta sınıf ve üst orta sınıf Kürtler. Yani burjuva Kürtler... Demokrasinin gelişmesi bunlar için çok önemli. İki, orta sınıf ve orta sınıfın biraz altı Kürtler. Bunlar için de demokrasi önemli. Üç, DTP çizgisindeki Kürtler.
DTP’li olmayan Kürtlerden başlayalım. Bunların önceliği neler?
DTP çizgisinde olmayan orta sınıf Kürtler de kimlik hassasiyetine sahipler. Kürt kimliğinin korunmasını, insanların dilini özgürce kullanmasını, kültürünü yaşayabilmesini istiyorlar. AB’ye üye olmuş, demokrasisi gelişmiş zengin müreffeh bir Türkiye’de Kürt kimliğiyle yaşamak istiyorlar. Zaten Türkiye’de AB üyeliğine en çok destek bu bölgede veriliyor.
AKP, Güneydoğu’dan epeyce oy alıyor. AKP’ye oy verenler hangi Kürtler?
Orta sınıf üstü ve orta sınıf Kürtler AK Parti’ye oy veriyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.