“Biz her şeyi PKK sorununa endeksliyoruz ama... Türkiye’nin Kandil operasyonu sırasında ben, Neçirvan Barzani’yle tam 750 milyon dolarlık rafineri anlaşması imzaladım.”
“Kürt bölgesindeki petrol işimizi baştan beri Enerji Bakanlığı’na, Milli Güvenlik Kurulu’na ve MİT’e anlattık. Engellenmedik. Hatta şimdi devlet bize, K. Irak’ta daha çok yatırım yapın diyor.”
“K. Irak’ta inanılmaz bir Türkçe öğrenme trendi var. Hiç Türkiye’ye gelmemiş ama mükemmel Türkçe konuşan gençler gördüm. Şu anda Iraklı Kürt gençleri arasında Türkçe bilen sayısı Arapça bilenden daha fazla.” * * *
NEDEN: MEHMET SEPİL
Kürdistan’dan çıkan petrol geçen haftadan itibaren Yumurtalık Boru Hattı’na pompalanmaya başlandı. Bu olay pek çok bakımdan bir ilkti. İlk kez bir Türk şirketi petrol arıyor, buluyor ve bulduğu petrolü boru hattına akıtıyordu. Petrol içinde yüzen Kuzey Irak’ta ilk kez petrol çıkarılıyordu. Ve her şeyden önemlisi Kuzey Irak’la ekonomik ilişkilerde bu çok büyük bir adımdı. Peki, bütün bunlar nasıl oldu? Bu kadar sorunlu bir bölgede, bu kadar sorunlu ilişkiler varken ve de Kuzey Iraklı Kürt yöneticilerle ilişkiler PKK yüzünden sürekli gerilirken, iki toplumu birbirine böylesine sıkıca bağlayan, barışın ekonomik temelini iyice sağlamlaştıran ortak bir proje nasıl gerçekleşti? Kürt yönetimi ve Kürdistan halkı Türkiye’ye nasıl bakıyor? PKK bu boru hattına sabotaj yapar mı? Kürt petrolü bölgeyi nasıl etkiler? İlişkiler nasıl gelişir? Bu petrol anlaşması nasıl imzalandı? Bütün bunları, Kuzey Irak’ta petrol konusunda ‘ilklere’ imza atan işadamı Mehmet Sepil’le konuştuk. Mehmet Sepil’in, Çukurova Grubu’nun sahibi Mehmet Emin Karamehmet’le ortak kurduğu Genel Enerji, bugün Kürdistan’da altı petrol sahasına sahip en büyük petrol arama ve üretim şirketi olma özelliğini taşıyor. * * *
NEŞE DÜZEL: Siz Kürdistan’da petrol çıkarıyorsunuz. Bu işi size vermeleri için Barzani’yi nasıl ikna ettiniz? MEHMET SEPİL: İş, Barzani’yle başlamadı. 2000’lerin başında Kuzey Irak’ta durum bugünkünden çok farklıydı. Mesut Barzani’nin ve Celal Talabani’nin liderliğinde iki ayrı yönetim vardı. Yani Erbil ve Süleymaniye hükümetleri daha henüz birleşmemişti. O yıllarda Kürtler yavaş yavaş alt yapı yatırımlarına başlamışlardı ve uluslararası müteahhitlik şirketleriyle çalışmak istiyorlardı... 2000 yılında uluslararası düzeyde olup da Kuzey Irak’a giden ilk Türk müteahhitlik şirketi bizdik. Orada yollar, köprüler yaptık. Çok memnun oldular.
Kim memnun oldu? Biz Talabani’nin kontrolündeki bölgede işler yaptık. 2005 yılında Talabani’nin Kürdistan Yurtsever Birliği ile Barzani’nin Kürdistan Demokratik Partisi birlikte Birleşik Hükümet’i kuruncaya dek, bizim muhatabımız Süleymaniye bölgesi ve Talabani yönetimiydi... Talabani 2002 yılında Türkiye ile iyi geçinme arayışı içindeydi. Sürekli Türkiye’ye gelirdi ve her geldiğinde mutlaka birlikte zaman geçirirdik. 2002 yılında Talabani’nin gene bir Türkiye’ye gelişinde Sheraton Oteli’nde kahvaltı ediyorduk ki, bana “Mehmet tamam, inşaat işleri iyi de, ben Türkiye ile daha stratejik bir ilişki kurmak istiyorum. Bizde Tak Tak diye bir saha var. Ben bu sahadan umutluyum. Türkiye’de kendine kuvvetli bir grup kur ve gel. Bu sahayı ben sana veririm” dedi.
Ne dediniz? Ertesi gün de birlikte kahvaltı ettik ve ben sonra yanıma petrol işinden anlayan arkadaşlarımı alıp Tak Tak’a gittim. Yanımızda TPAO’dan ayrılma Mehmet Yamaç diye ağabeyimiz vardı. Kürtlerin kendi imkânlarıyla çıkardıkları petrolün örneğini avucuna alıp baktığında gözleri parladı. Meğer Türkiye’deki petrol çok ağırmış. Bu ise incecikmiş. Dünyadaki en kaliteli petrollerden biriymiş. Bu petrole ‘şampanya’ demeleri de bu yüzdenmiş. Ama Irak’ta petrol işi otuz yıldır hiç geliştirilmemiş.
Niye geliştirilmemiş? Zaten bugün dünyanın en çok tartıştığı konulardan biri Irak’ta ne kadar petrol olduğudur. 112 milyar varil rezervden söz ediliyor ki, bu rakam, Irak’ı dünyanın üçüncü büyük petrol zengini ülkesi yapıyor. Ama pek çok uzman da bu rezervin aslında 250-300 milyar varil olduğunu düşünüyor. Aradaki fark şuradan kaynaklanıyor. Irak’ta 1970 ile 2000 yılları arasındaki 30 yıllık sürede hiç petrol arama çalışması yapılmamış. Çünkü Irak sürekli savaşmış ve ambargolar yaşamış. Dolayısıyla bugün Irak, karada böylesine büyük ve kaliteli yeni petrol rezervlerinin bulunması umudunu taşıyan tek ülkedir.
Peki, bu el değmemiş petrol rezervlerinin ne kadarı Kürt bölgesinde bulunuyor? Birleşik Hükümet’in Petrol Bakanı, bu rakamı Kerkük hariç 40 milyar varil olarak açıkladı. Biliyorsunuz, Kürt Bölgesi düne kadar sıfır petrol üretiyordu. 40 milyar varillik rezerv, Kuzey Irak’ı dünyada petrol potansiyeli en yüksek ilk on ülke arasına sokar. Genel Enerji şirketi olarak bizim şu anda Kuzey Irak’ta altı petrol sahamız var. Tak Tak ve Tavke sahalarında üretime başladık ve ilk petrolü 1 haziranda petrol boru hattına koyduk.
Bu sahalar sadece size mi ait? Dünyada petrol sahalarının sahibi hiçbir şekilde tek bir şirket olmuyor. Genel Enerji şirketinde Mehmet Emin Karamehmet’le ortağız. Tak Tak’ta ortağımız Kanadalı, Tavke’de Norveçli... Şu anda Kürt bölgesinde en fazla petrol sahası olan ve en çok faaliyet gösteren en büyük petrol arama ve üretim şirketi biziz. İki yıl içinde Tak Tak sahasından günde 180 bin varil petrol satacağız. Biliyorsunuz, Türkiye’de günlük üretilen toplam petrol miktarı ise 43 bin varil. Bu durum bizi, petrol konusunda dünyada ilk yüz şirket arasına sokuyor ki, ilk onda Shell, Chevron, BP gibi bütçeleri ülkelerin bütçelerini aşan dünya devleri yer alıyor.
Bu petrolü çıkartmak için harekete geçmeden önce Türk devletiyle de görüştünüz mü? Bunun için bir izin gerekiyor muydu? İzin alma değil de, bilgi verme şeklinde, Türk devletinin her kademesinin bizim yaptıklarımızdan her zaman haberi ve bilgisi vardı. Kuzey Irak’ta yaptıklarımızı ve yapmaya çalıştıklarımızı, orada ne kadar süre kalacağımızı Enerji Bakanlığı’na, Milli Güvenlik Kurulu’na ve gerektiğinde MİT’e anlattık. Hiçbirinden olumsuz bir yaklaşım görmedik. Aksine büyük destek aldık. Çünkü o dönemde Kuzey Irak’la ilişkiler ve o günkü koşullar altında olaya siyasi bakılmamış olması ve bize ‘hayır’ denmemesi, önümüzün tıkanmaması çok büyük bir destekti. Neticede petrol arama işi için sınırdan sürekli kamyonlarımız girip çıkıyordu. Tabii bugün şartlar değişti, şimdi devlet bize Kuzey Irak’ta daha çok yatırım yapmamızı tavsiye ediyor.
Türkler hakkında ne düşünüyorlar orada? Bir kere Kürt Yönetimi Türkiye’deki işadamlarını daima Kuzey Irak’a çağırdı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.