1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 09 Şubat 2012 Perşembe 19:41
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI 02.03.2010
Neşe Düzel
Mete Tunçay: ‘Laiklikte, Sabetaycılık etkili oldu’
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Neşe Düzel - Mete Tunçay: ‘Laiklikte, Sabetaycılık etkili oldu’ Neşe Düzel - Mete Tunçay: ‘Laiklikte, Sabetaycılık etkili oldu’ Neşe Düzel - Mete Tunçay: ‘Laiklikte, Sabetaycılık etkili oldu’ Neşe Düzel - Mete Tunçay: ‘Laiklikte, Sabetaycılık etkili oldu’ Neşe Düzel - Mete Tunçay: ‘Laiklikte, Sabetaycılık etkili oldu’ Neşe Düzel - Mete Tunçay: ‘Laiklikte, Sabetaycılık etkili oldu’ Neşe Düzel - Mete Tunçay: ‘Laiklikte, Sabetaycılık etkili oldu’ Neşe Düzel - Mete Tunçay: ‘Laiklikte, Sabetaycılık etkili oldu’
Neşe Düzel köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Ordunun ilericiliği, bahane. Niye daha ileride olsunlar ki toplumdan? Bütün bu laiklik, Atatürk devrimleri sözleri, halka emretmeyi sürdürmenin bahanesidir.

Yeraltı muhalefeti, “Abe diye konuşanlar bizi yönetiyor” diye kızıyor. Atatürk de dahil böyle konuşuyor ve Rumeliliğe karşı Anadoluculuk muhalefeti çıkıyor.

Yalçın Küçük, “Sabetaycılık, Selanik’te hâkim oldu. Cumhuriyet’i kuran sivillerin bu Sabetaycı kökeni, laikliği belirledi” deseydi, benimsenirdi.

* * *

İKİNCİ BÖLÜM

Ünlü siyaset bilim ve tarih profesörü Mete Tunçay’la yaptığımız ve dün birinci bölümünü verdiğimiz konuşmayı, kaldığımız yerden yayımlamaya devam ediyoruz.

* * *

‘Milli Mücadele’de, insanları Türk milliyetçiliği adına harekete geçirmek mümkün değildi... Milli Mücadele tamamen İslam dininin istismarına dayanan bir şekilde kuruldu...’ dediniz. Milli Mücadele dini nasıl istismar etti?

Mesela... Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, memleketteki bütün İslam yurttaşları ‘tabii aza’ sayıyordu. Gayrımüslimler ise Cemiyet’e üye olamıyorlardı. Mesela... Hiçbir Osmanlı Mebusanı’nda kürsüden Kur’an okunmamıştı. Büyük Millet Meclisi’nde ise kürsüden Kur’an okunuyor, Hacı Bayram’a Cuma namazına gidiliyordu. Meclis’in açılış günü bile Cuma’ya denk getirildi. Dolayısıyla İslam, Osmanlı’nın Meşrutiyet döneminde sahip olmadığı öneme, Milli Mücadele döneminde sahip oldu.

Dinin kullanılması ne kadar sürüyor?

Askerî zafere kadar sürüyor. 9 Eylül 1922’de İzmir’e girildikten sonra Atatürk Ankara’ya dönüyor. Kendisine “Hacı Bayram’a gidip şükran duası edelim” dendiğinde de, “Benim böyle bir borcum yok” diyor. Mesela... Milli Mücadele yıllarında, ‘İslam milleti’ anlamına gelen, “biz burada sadece Türk değil, Kürdü, Arabı, Lazı, ve Çerkesiyle tam bir birliğiz” denirken, Milli Mücadele’nin kazanılmasından sonra bu milli birlik, ‘Türk milli birliğine’ dönüştürülüyor.

İslamiyet birleştirici unsur olmaktan çıkıyor mu?

Birleştirici unsur Türklüğe çevriliyor. Ancak bu süreç adım adım ilerliyor. Çok kişi unuttu ama... 1922’nin kasımında Saltanat kaldırıldı ve Mecit Efendi halife oldu. Onun halifeliği bir buçuk sene sürdü. Bu bir buçuk senenin dört ayı Cumhuriyet dönemidir. Yani, bizim önce ‘halifeli bir cumhuriyetimiz’ vardı.

Bugün ciddi bir biçimde sorgulanan Cumhuriyet’in iki temel kurumuna dönersek... Neden bizim ordumuz ve yargımız Avrupalı ülkelerden farklı?

Bizim ordunun siyaseti dikte etme imkânı var. Ve, ordu da bunu yapıyor. Aslında ordunun ne kadar laiklik ve ilericilik yanlısı olduğu konusunda karar vermek güç. Ama şu kesin. İlerici ve laiklik yanlısı görünmek, orduya dominant güç olma imkânını sağlıyor. Zaten ordunun istediği de...

Ordunun asıl istediği nedir?

Ordunun istediği de, Türk toplumu üzerindeki egemen konumunu sürdürmek. Bütün bu laiklik ve Atatürk devrimleri vurgusu, topluma direktif vermeyi sürdürmenin bir bahanesi oluyor ordu için. Ordunun ilericiliği bana açıkçası bahane gibi geliyor. Toplumdan niye daha ileride olsunlar ki? Bunlar, öyle felsefe ve metafizik eğitimi görmüyorlar ki. Toplumdan daha ileride olabilmeleri için bir neden yok. Ama Abdülhamit’e Kanun-i Esasi’yi yeniden ilan ettirdikten bu yana, bu ülkede atılacak adımlara hep ordu karar verdi.

Cumhuriyet kurulduğunda toplumun yapısı nasıldı?

Bugün 72,5 milyonluk nüfus var. O gün 12 milyonluk bir kitleden bahsediyoruz. O kitlede muhacirlik, mübadillik, yerlilik, ayırımını da düşünmek lazım.

Niye?

Şunu unutmamak lazım. Teknoloji, medya, iletişim ve ilişkiler bugünkü gibi değildi. Ankara’da cumhuriyet vardı ama Atatürk, İstanbul’a küs idi. Yani İstanbul, Atatürk’ün küs olduğu bir şehirdi. 1927’ye dek Atatürk İstanbul’a gelmedi. Ancak 1 Temmuz 1927’de şehri affetti. O güne dek, İstanbul’a hep kötü gözle bakıldı.

Atatürk İstanbul’a niçin küstü?

İstanbul kendisine karşı muhalefetin, eleştirilerin, gazetelerin olduğu bir yerdi. İstanbul’da bir demokrasi talebi vardı. Mesela 1923’ün son günlerinde, Halife’nin istifa edeceği lafları çıkıyor. İstanbul Barosu Başkanı Avukat Lütfi Bey, Halife’ye “sakın ha istifa etmeyin” diye açık mektup yazıyor. Bunun üzerine İstiklal Mahkemesi Lütfi Fikri’yi yargılıyor ve beş sene hapse mahkûm ediyor. Lütfi Fikri hapishanede özel af için dilekçe veriyor.

Affediliyor mu?

Dilekçesi kabul ediliyor. Birkaç ay sonra hapisten çıkıyor ve İstanbul Barosu onu gene başkan seçiyor. Bu, Ankara’ya posta koymak değildir de nedir? Cumhuriyet’in kuruluşunda toplumun yapısını sormuştunuz... Ona dönersek... Rumelilik ve Anadoluluk hikâyesi de Cumhuriyet’in kuruluşu bakımından çok önemlidir. Rumeli’den Anadolu’ya bir buçuk milyon Müslüman geliyor o dönemde.

Rumelilik ve Anadoluluk ayırımı niye önemli? Rumelililerle Anadolulular arasında bir çatışma mı var?

Olmaz olur mu? Atatürk zamanındaki yeraltı muhalefetinde, “ulan, bizi, ‘abe’ diye konuşanlar idare ediyor” deniyor. Çünkü Atatürk’ün kendisi de dahil böyle konuşuyor ve ortaya bir Anadoluculuk muhalefeti çıkıyor. Unutmayın ki, Cumhuriyet’i kuran kadro, geniş ölçüde Rumeli’de görev almış olanlardan oluşuyor.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Neşe Düzel Makaleleri:
  1. Taha Akyol: Amaç, muhalefetsiz bir rejim kurmak - 08.02.2012
  2. Taha Akyol: Hâkimler, otoriteye hizmet edecekler - 07.02.2012
  3. Taha Akyol: Atatürk yargı bağımsızlığını reddediyor - 06.02.2012
  4. Yücel Sayman: KCK’yı yaydı, Hrant’ı daralttı - 30.01.2012
  5. Faruk Ünsal: KCK’lıları Karadeniz’e gönderiyorlar - 23.01.2012
  6. Mustafa Dağcı: İşkencecimi kürsüde gördüm, hâkimdi! - 16.01.2012
  7. Murat Belge: Atatürk ilerici değildi... - 09.01.2012
  8. Mensur Akgün: Türkiye’nin güney kapıları kapanıyor - 02.01.2012
  9. Güçlü Sevimli: Sahte ölüm tutanağı tuttular - 26.12.2011
  10. Ümit Kardaş: Üç general girdi diye vesayet bitmedi - 19.12.2011
  11. Şamil Tayyar: Dalan’a para götüren şike sanığı kim? - 12.12.2011
  12. Cafer Solgun: Atatürk’ün resmi cemevinden kalkacak - 05.12.2011
  13. Dengir Mir Mehmet Fırat: Erdoğan’ın arkadaşlarını dövdüler - 29.11.2011
  14. Dengir Mir Mehmet Fırat: Tayyip Bey’in sınırları var - 28.11.2011
  15. Ergun Özbudun: Yeni anayasa başka bir bahara - 21.11.2011
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Müzakereler barış için bir fırsattı
  5 milyar dolar yatırımla 45 yeni AVM geliyor
  Çağlayan: Angela Merkel bizi incitiyor
  Sanayi üretiminde 3.7 artış
  Demirören’den kamuoyu yoklaması
  Beşiktaş’a gol atınca dua ettim
  Divan Kurulu toplantısı yapıldı
  Londra’ya emin adımlarla
  Futbolun kuralı yeniden yazılıyor
  Ersan’dan “double double”
  Derbi maçın galibi Fenerbahçe
  Anadolu Efes işi mucizeye bıraktı
  Arkas Spor ilk 6 arasına girdi
  Burada ‘tanrı-küratör’yok
  ‘Rant kaygısı İstanbul’u ahtapot gibi sardı’

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 09.02.2012
Devlette savaş
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 09.02.2012
Evetler, hayırlar
ARADA
Markar Esayan - 09.02.2012
Devlet ve kurumları
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 09.02.2012
‘Medeniyet dili’
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 09.02.2012
Ekmek, gül ve ‘acı’ vatan
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 09.02.2012
Samanyolu TV günahı
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 09.02.2012
Görünmez saraylar
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 09.02.2012
Primo Levi’nin dönüşü...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 09.02.2012
Medya ve özgürlükler
TELESİYEJ
Telesiyej - 09.02.2012
‘Kurt Kanunu’ ve önce karakterlerinden sorumludur bir dizi!
-
Gülengül Altınsay - 09.02.2012
Unutmadık unutmayacağız
ZAMANIN RUHU
Gökhan Karabulut - 09.02.2012
O masada başbakan olmak: Papademos
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 09.02.2012
Türk futbolu medeni değil!
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Neşe Düzel - "Mete Tunçay: ‘Laiklikte, Sabetaycılık etkili oldu’" başlıklı köşe yazısı
09.02.2012 19:41:21