1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 25 Mayıs 2012 Cuma 01:00
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI 09.01.2012
Neşe Düzel
Murat Belge: Atatürk ilerici değildi...
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Neşe Düzel - Murat Belge: Atatürk ilerici değildi... Neşe Düzel - Murat Belge: Atatürk ilerici değildi... Neşe Düzel - Murat Belge: Atatürk ilerici değildi... Neşe Düzel - Murat Belge: Atatürk ilerici değildi... Neşe Düzel - Murat Belge: Atatürk ilerici değildi... Neşe Düzel - Murat Belge: Atatürk ilerici değildi... Neşe Düzel - Murat Belge: Atatürk ilerici değildi... Neşe Düzel - Murat Belge: Atatürk ilerici değildi...
Neşe Düzel köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Murat Belge: Atatürk ilerici değildi...

İnsanı, bütün imkânlarıyla geliştirmeyi ve zenginleştirmeyi birinci hedef olarak önüne koymazsan ilerici olamazsın. Bütün bu kolektif laflarla, ‘vatan, millet’ laflarıyla ilerici olamazsın.”

İki güç arasında mücadele var. Bir yanda azınlık tahakkümü! Buna, Kemalizm de! Öbür yanda, çoğunluk hâkimiyeti! Buna plebisiter otoriteryenizm ya da halkoyu despotizmi de! İkisi de demokratik değil.”

Başbakan’ın bugünkü tavırlarıyla, ben, AKP’den yeni bir demokratikleşme beklemiyorum artık. Uludere’de bunun kanıtı. Burnundan kıl aldırmayan cinsten, dayatmaya çok eğilimli bir Başbakan var.”

 

***

NEDEN MURAT BELGE
28 aralık günü Uludere’de katliam yaşandı, çoğu çocuk 35 vatandaşımızın üzerine bombalar yağdırıldı. 28 aralık akşamı yaşandı bu feci acı. Aradan on iki gün geçti, hâlâ bombalama niye, nasıl, kimin emriyle, kimlerin istihbaratına dayanılarak yapıldı bilmiyoruz. Hükümet, eski Türkiye’nin refleksini gösteriyor ve mevcut sistemin savunuculuğunu üstleniyor. Olaydan sorumlu olabilecek asker-sivil her kurumu soruşturacağına, sorumluları bulacağına ve özür dileyeceğine, katliam haberi duyulduğu andan itibaren devletin kurumlarına dokundurtmuyor, onların korumalığını yapıyor. Ama bu arada Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Genelkurmay başkanına suç işlediği için dokunuluyor ve tutuklanıp cezaevine konuluyor. Uludere katliamı ve Genelkurmay Başkanı’nın tutuklanması siyasi sistem açısından ne anlama geliyor? Bize bu iki olay, nasıl bir Türkiye ve AKP anlatıyor? Türkiye’de askerî vesayet bitti mi? Ordunun etkisi kırıldı mı? Hukukunu demokratikleştirmeyen Türkiye hangi sisteme doğru yol alıyor? AKP, Türkiye’yi demokratikleştirebilir mi? Bu topraklarda modernleşmeyi başlatan ordu daha sonra nasıl bir gerici rol üstlendi? Neden kendisini değil de toplumu modernleştirmek istedi? Türkiye toplumu ve ordu hangi noktada çatıştı? Ordu mu toplum mu, kim muhafazakâr, kim ilerici? Türkiye, ordunun modernleşme zorlaması olmasaydı nasıl bir rota izleyecekti? Bugün hangi rotayı izliyor? Başka toplumlarda modernleşme nasıl oldu? Bu temel soruları, orduların, toplumları nasıl dönüştürdüğünü ve hangi noktada siyasette bir güç olmaktan çıktığını ve kışlasına çekildiğini, yeni yayımladığı “Militarist Modernleşme” isimli muhteşem kitabında dünya çapında ülke kıyaslamaları yaparak inceleyen Murat Belge’yle konuştuk.

***

 

“Militarist Modernleşme” isimli son kitabınızda, siz, yeni Türkiye ideolojisinin başlangıç noktası olarak 93 Harbi diye bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nı temel alıyorsunuz. Neden bu savaş başlangıç noktası?

Türkiye’nin modernleşmesinin başlangıç noktası Lale Devri de olabilirdi. 18. yüzyılın başındaki Lale Devri’nde de imparatorluğun yarısı gitti ve elden daha fazla toprak gitmemesi için ne yapacağız psikozuna girildi ve cevap olarak da “Bizi bu hale getiren adamları taklit etmemiz lazım” dendi ama, 93 Harbi ondan çok daha taze bir hezimettir. Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde yer alan kadroların psikolojik formasyonunda 93 yenilgisinin ağır bir yeri vardır. Düşünün... Rus ordusu İstanbul’da Yeşilköy’e kadar geldi. Zaten bizim için sonuçta modernleşme nedir?


Nedir?

Bizim için modernleşme bir var olma mücadelesidir. Rusların Yeşilköy’e kadar gelmesi daha önce hayal bile edilmeyen bir şeydir, büyük bir yenilgidir. Nitekim Osmanlı, devamlı yeniliyor, toprak kaybediyor. Osmanlı ordusu Batı’yla bir türlü baş edemiyor. Dolayısıyla bu ordunun düzelmesi lazım diye düşünülüyor ve değişime önce ordudan başlanıyor. Zaten Batı’yla başa çıkamayan Osmanlı, her ölüm kalım mücadelesinde Batılılaşmaya çalışmıştı.


Ordu savaşta yenilmeseydi modernleşme ihtiyacı doğmaz mıydı?

Doğmazdı. Ordu yenildikçe, Batılılaşma ihtiyacı (yani modernleşme ihtiyacı) Batı nefretiyle birlikte arttı. Çünkü bir zamanlar hegemonya kurmuş bir adamın imparatorluk bilincini emanetçiye vermesi mümkün değil. O bilinç kafasında hep var. Bu yüzden de zaten, 93 Harbi’nin kırgınlığı, perişanlığı hüküm sürerken, yeni adamlar ortaya çıkıp Pantürkizm, Panislamizm öneriyorlar. İlla “pan” olacak! İmparatorluğun Batı parçasından vazgeçerken, bu sefer Doğu’ya dönerek, bütün Türklerin ya da İslam’ın birleştirilmesi gibi büyüklükler öneriyorlar adamlar.


İş, ordunun modernleştirilmesiyle kalmamış. Modernleşme, toplumsal bir proje haline de gelmiş. Bunu toplumsal bir proje haline getirirken ordu kimlerle çatıştı?

Modernleşmeyle ilgili mevzi vakalar dışında, ulemayla uzun bir çatışma olmadı. Ama şu var. Toplum çatışmadı ama modernleşmeyi de benimsemedi. Ona danışılarak yapılan bir şey değildi bu. Sadece şehirli orta sınıflar ve serbest meslek sahibi dediğimiz kesimler benimsedi modernleşmeyi. 1860’larda da Galatasaray mektebi açılıyor. Galatasaray’ın açılması, “artık orduyu değiştirmenin yanı sıra sivilleri de yetiştirelim” planıdır. Muhafazakâr bir padişah olan Abdülhamit okul konusunda çok ilericidir.


Niye?

Halkı eğitmemiz lazım diye çok okul açar. Bizim ilericiler, modernistler, “ahaliye hak verelim” demediği için Abdülhamit’e çok kızarlar. Niye bunu desin ki? İlericiliği padişahtan beklemek de doğrusu çok tuhaftır. Ama bizde her şeyin merkezine devleti koyma alışkanlığı olduğu için, ilericilik olacaksa padişah, komünizm olacaksa devlet yapacak anlayışı çok hâkimdir.


Ordunun bu öncülük rolü neden daha sonra gericiliğe dönüştü?

Çünkü koruyorsun, muhafazakârsın. “En hakiki mürşit ilim” diyen bir Cumhuriyet ideolojisi oluşturuyorlar ve bunu muhafaza ediyorlar. İlim dediklerinde de aslında ideolojiyi kastediyorlar. Onun için de her lafa, “Atatürk yolunda bir milim sapmadan...” diye başlıyorlar. İlimden anladıkları bu! Bakın... Osmanlı kültür yoğun, ideoloji zayıf bir toplumdu. Cumhuriyet ise ideoloji yoğun, kültür zayıf bir toplum.


Bu nasıl bir fark yaratıyor?

Bir toplum kültür yoğun olduğunda yaratıcı insanlar çoğalıyor ve bu insanlar önerileriyle ufuk açabiliyor. İdeoloji yoğun toplumda ise vasatlık ortaya çıkıyor ve sivil toplum da askerleşiyor. Uygun adım yürümeye alışıyor. Bazı tabuların, dokunulmazların olması gerektiğine inanıyor. Birinci vazife olarak da bu dokunulmazları koruyor. Sonuçta, bazı klişeleri tekrarlamak dışında bir entelektüel faaliyeti olmayan bir toplum çıkıyor ortaya.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Neşe Düzel Makaleleri:
  1. Ahmet Talimciler: Fener’i laikliğin kalesi görüyorlar - 21.05.2012
  2. Ahmet Muhtar Sökücü/ Alaiddin Taş: Solda derin devlet ortaya çıkacak - 15.05.2012
  3. Ahmet Muhtar Sökücü/ Alaiddin Taş: Kimse kitleye direkt ateş etmedi - 14.05.2012
  4. Mustafa Yeşil: Hocaefendi iki kişiyi önerdi - 08.05.2012
  5. Mustafa Yeşil: Hocaefendi’ye, yargıçları sordum - 07.05.2012
  6. Hilmi Yavuz: Müslümanlar, Kemalist oldular - 30.04.2012
  7. Yaşar Yakış: İsrail Esad’ın gitmesini tercih etmiyor - 23.04.2012
  8. Cengiz Çandar: 28 Şubat darbesinde İsrail var - 16.04.2012
  9. Selahattin Demirtaş: Türkiye’nin sınırı Kürdistan olacak - 10.04.2012
  10. Selahattin Demirtaş: Başbakan, silahı PKK ve Öcalan’la görüşecek - 09.04.2012
  11. ABDURRAHMAN KURT: Kürtler arasında iç savaş çıkar - 02.04.2012
  12. Özür - 26.03.2012
  13. Bekir Ağırdır: Halk, eski egemenlerle ilişkiyi kesti - 19.03.2012
  14. Taner Akçam: Ermeni olayında Atatürk’ü izleyelim - 14.03.2012
  15. Taner Akçam: Özerklik Kürt-Türk katliamı getirir - 13.03.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  ...ama Başbakan öyle düşünmüyor
  Saatlerinizi Ubor Metenga için son kez ayarlayın
  Erdoğan acz içinde, Şahin halka saygısız
  Türkiye’de günde beş roman yayımlanıyor
  Azerbaycan’da en yahşi Bonomo
  Ne insanî ne AKP’li
  Rejimin adamını istemeyiz
  Bir Afganistan polisiyesi
  700 bin memur kamusal alanda
  Hadi kendimize pekiyi verelim
  ‘Memurumuzu hiçbir şekilde ezdirmeyeceğiz’
  Fiat ve Mazda işbirliğine gitti
  Nestlé’den 40 milyon TL yatırım
  Fitch, teşvik programını sevdi
  KRİZ REHİNECİLERE YARADI

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 24.05.2012
Ölüm bile eşitsiz
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 24.05.2012
Kamyonetimi isterim ! Amerikalılarımı isterim !
ARADA
Markar Esayan - 24.05.2012
Demokratik koalisyondan, ilkesiz ittifaka
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 24.05.2012
Büyük okyanusları aşıp, Uludere’de boğulmak
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 24.05.2012
Dizilerde başörtüsü ikâmesi
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 24.05.2012
İki hatıra
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 24.05.2012
Güle oynaya savaş
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 24.05.2012
Henry Miller ve ‘Yengeç Dönencesi’...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 24.05.2012
Sol siyasete bu ülkede de ihtiyaç var
TELESİYEJ
Telesiyej - 24.05.2012
Burhan Doğançay’ın isyana düşmüş resimleri neden büyülüyor insanı
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 24.05.2012
Almanlar Eurobond’a yeşil ışık yakacak
İMZA
Kerem Altan - 24.05.2012
Yaz bakalım
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 24.05.2012
Kurdistan-Tunus
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Neşe Düzel - "Murat Belge: Atatürk ilerici değildi..." başlıklı köşe yazısı
25.05.2012 01:00:57