“CHP’li belediyenin Muğla’da Mustafa Muğlalı İş Hanı var. CHP Merkez İlçe de o binada. Kılıçdaroğlu, hem binanın hem de Muğla’daki ‘Mustafa Muğlalı Caddesi’nin adını değiştirsin.”
“Darbeden ümidi kestiler. İktidara gelmek için demokrasinin dışında bir yol kalmadı. Kılıçdaroğlu, genel aftan sonra, bir başka mitingde, ‘vatandaşlık tanımı değişsin’ diyebilir.”
“Baykal’ın kaset olayı patladığında artık hem darbe imkânı kalmamıştı, hem de Aleviler CHP’den kaçıyordu. Kılıçdaroğlu bu kaçışı durdurdu. Alevileri, CHP’nin etrafında tuttu.”
* * *
NEDEN SALMAN KAYA
Salman Kaya, Türkiye’de sol hareketin efsanevi isimlerinden. 1968 kuşağının unutulmaz liderlerinden. Askerî darbelerin büyük acılarını çekmiş, sekiz kere tutuklanmış, beş yıl hapis yatmış, korkunç işkencelere uğramış biri. Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu ve Dev-Genç davalarında yargılanmış, 1974’te Ecevit’in genel affıyla hapisten çıkmış ve kendi deyimiyle hapishanedeki tek hayali “Emniyet’i havaya uçurmak” olmuş biri. 1991’de Erdal İnönü’nün başkanlığındaki SHP’den milletvekili olan ve 1995-98 arasında CHP Parti Meclisi üyeliği yapan Kürt ve Alevi olan Salman Kaya bugün Eşitlik ve Özgürlük Partisi’nin yöneticilerinden. Alevileri, Kürtleri ve sol kesimi bütün geçmişiyle ve bugünüyle içerden tanıyor, biliyor. Salman Kaya, referandumda “hayır” diyecek olan Alevilerden ve “boykot” diyen Kürtlerden farklı olarak referanduma “evet” diyeceğini partisiyle birlikte açıkladı. Geçmişteki birçok ‘solcu’ yoldaşıyla yolu ayrılan Salman Kaya’ya neden “evet” dediğini, yıllardır bu anayasanın çilesini çeken Alevilerin, solcuların, Kürtlerin neden şimdi bu değişikliklere karşı çıktıklarını, solculuğun anlamını, 12 Eylül Anayasası’nın değiştirilmesine hayır demenin Alevilerde bir rahatsızlık yaratıp yaratmadığını, Anayasa değişikliğinin gerçekleşmemesinin Kürtlere nasıl bir yarar sağlayacağını, bu değişikliklerin topluma neler kazandıracağını, bölgede boykota desteğin artıp artmayacağını, Kürt STK’larının, BDP gibi bir partinin politikasına karşı çıkmasını ve “evet” diyeceklerini açıklamalarının ne anlama geldiğini, referandumdan sonra siyasette ne tür değişiklikler olabileceğini sorduk.
* * *
NEŞE DÜZEL: Siz hayatını sol mücadelelere adamış bir Alevi’siniz ve Kürt’sünüz. Anayasa referandumunda “evet” diyeceğinizi açıkladınız. Neden “evet” diyeceksiniz?
SALMAN KAYA: Size, hemen tek bir neden söyleyeyim. Eğer Anayasa değişikliği referandumda geçerse, bu ülkede bundan böyle sivil kişiler askerî mahkemelerde yargılanmayacak. Bu değişiklik bu ülkede tek tek herkesi yakından ilgilendiriyor. Bu yüzden Anayasa’da yapılan değişikliklere, peşin hükümlerle sadece AK Parti karşıtlığı açısından bakmayı ben anlayamam. Hele hele “hayır” demeyi ‘solculuk’, ‘devrimcilik’ olarak gösteren arkadaşlara ve sol kesimlere de bu tavrı hiç yakıştıramam. Ben, Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin kurucularındanım. Biz, Parti Meclisi olarak toplandık ve “evet” demeye karar verdik.
Hangi gerekçeyle “evet” demeye karar verdiniz?
“Evet” dedik, çünkü biz meseleye, AK Parti’nin değişikliği olarak bakmıyoruz. Biz meseleye, darbe anayasasının değiştirilmesi olarak bakıyoruz. Anayasa’nın eski maddeleri ne, yeni maddeleri ne, biz bunları oturup karşılaştırıyoruz. Değişen maddeleri tek tek eski ve yeni halleriyle karşılaştırdığımızda da, yeni maddelerin insanları daha özgürleştirdiğini gördük. Şunu söyleyeyim, biz Eşitlik ve Demokrasi Partisi olarak, Türkiye’de hüküm süren “asker ve yargı vesayeti”ne şiddetle karşıyız. Her Türk vatandaşı bu vesayetin zulmünü çekti. Ben, 12 Mart’ta dört yıla yakın cezaevinde kaldım.
Sizin partinizin kurucularından Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız, referandumda “hayır” diyeceklerini açıkladı. Ali Balkız, birçok Alevi’nin adına konuşuyor. Aleviler neden “hayır” diyecek?
Bazı Alevi liderler, kitleye gerçeği anlatacaklarına, kendileri Alevi kitlesinin peşine takılıyorlar. Bakın, şu bir gerçek! Aleviler, AK Parti’nin dinci eğiliminden büyük kaygı duyuyorlar. AK Parti’nin aslında şeriatçı bir gizli ajandasının olduğunu düşünüyorlar. Eşi türbanlı olmayanları hiçbir yere müdür atamayarak, kendi cemaati dışında kimseye iş, imkân ve ihale vermeyerek AK Parti de Alevi kitledeki bu kaygı ve korkuyu besliyor. Yoksa Aleviler 12 Eylül’de en çok zulüm gören, acı çeken kesimdir. Ama dinci anlayıştan çok korkuyorlar. AK Parti, Alevi kitledeki bu korkuyu kırmak zorunda. Alevilerin korkusunun uzun bir tarihsel geçmişi de var üstelik. Geçmişte pek çok katliam var.
Aleviler korkmaktan nasıl vazgeçerler?
Aslında Alevi sorunu son derece basittir. Alevilerin istekleri çok yalındır, karşılamak çok kolaydır. AK Parti iki maddede değişiklik yapsa, sorun çözülür. Bir, “cemevi, Alevilerin ibadethanesidir” dese ve iki, “okullarda din dersi seçmeli olacak” diye karar alsa, Alevi sorunu çözülecek. Bu iki değişiklik yapılsa, AK Parti’ye, Alevilerin yüzde 80’inden tepki varsa, bu tepki yüzde 40-50’ye inerdi. AK Parti istese yarım saatte bu maddeleri çıkarabilir ama yapmıyor.
Sizce niye yapmıyor?
Çünkü kendi kitlesinden çekiniyor. AK Parti’deki Sünni damar çok kuvvetli. Tabanındaki Alevi düşmanlarının tepkisini çekmemek için “cemevi, Alevilerin ibadethanesidir” demiyor. Bakın, bizler şöyle büyüdük. Çocukluğumda Maraş yöresinde dinciler arasında şu söylenirdi mesela... “Elini önce bala batıracaksın. Sonra darıya sokacaksın. Eline ne kadar darı gelirse, bir Alevi öldürdüğünde de işte o kadar sevaba girersin.” Tabandaki koyu dincilerin anlayışı böyle.
Öfke ve düşmanlık bu kadar büyük mü?
Ben Alevilerle ilgili söylenenlere tahammül edemediğim için on dört yaşımda cezaevine girdim. Bu düşmanlıklar biraz kırıldı ama... 1993’te Madımak Oteli’nde insanlar gene diri diri yakıldılar. Sivas olayı kesinlikle şeriatçı bir kalkışma değildi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.