“Yeni İhale Kanunu ile artık milyarlık ihalelere sadece üç firma davet edilecek ve iş birine verilecek. Hem de dört yıllığına. Devlet ihaleleri halka kapatıldı, rekabet tamamen bitti.”
“AKP son değişiklikle denetimsizliğin doruğuna çıktı. Artık devletin tüm ihaleleri sadece şeklen denetlenebilecek. İhale usulsüz de olsa, katılan üç firmadan biri itiraz etmezse hesap sorulamayacak.”
“Siyaseti müteahhitler finanse eder. Siyasiler de iktidara gelince onlara borçlarını ihalelerle öder. Bunu AKP başlatmadı. Ama AKP şunu başlattı: İhaleler hiç bu kadar pervasız yapılmadı.” ***
NEDEN? SERDAR HARP
Türkiye’de siyasetin en çok kirlendiği yerlerden biri devlet ihaleleri. Devlet ihaleleri dediğimiz, devletin yaptığı bütün yatırım ve harcamalar... Baraj yapımından toplu konut inşaatına, gıda malzemesinden makine, teçhizat, otomobil, danışmanlık hizmetleri satın almaya kadar akla gelebilecek her türlü yatırım ve harcamalar bunlar. Milyarlarca dolarlık bu ihaleleri, siyasi iktidarlar eskiden beri kendi yandaşlarına vermeye uğraşıyorlar. Bu yolla kendi yandaşlarına güç, imkân ve büyük gelir sağlıyorlar. Bu çarkın yürüyebilmesi için de bu ihaleleri ciddi denetlemiyorlar. Bu ihaleleri alan müteahhitler de buna karşılık siyaseti finanse ediyorlar. Ama ihaleler denetimsiz yapıldığı için, devlet binaları, okullar, yurtlar, yollar vb. depremlerde, sel felaketlerinde ilk çöken yerler oluyor. İnsanlar ölüyor, hesap sorulamıyor. Devlet ihalelerinin uyması gereken bir de kanunu var. AKP iktidarı, işte bu İhale Kanunu’nu altı yılda tam 16 kez değiştirdi. Şu an Çankaya’da Cumhurbaşkanı Gül’ün onayını bekleyen son İhale Kanunu ise denetimi neredeyse tümüyle ortadan kaldırıyor. Biz de, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği TMMOB’un İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Serdar Harp’le bu yasanın taşıdığı büyük tehlikeleri konuştuk. ***
NEŞE DÜZEL: Altı yıllık AKP iktidarında on altıncı kez değiştirilen İhale Kanunu şimdi onaylaması için Cumhurbaşkanı’nın önünde. Niye bu kanun 16 kez değiştirildi? SERDAR HARP: AKP hükümeti 1999 depreminden ve 2001 krizinden sonra iktidar oldu. İktidar olduktan bir yıl sonra da, devlet ihalelerinde güvenilirliği ve kaliteyi artırmak, rekabeti, şeffaflığı ve denetimi sağlamak, böylece yolsuzluğu önlemek, bütün bunların yanında bir de AB’ye uyumu gerçekleştirmek amacıyla İhale Kanunu’nu değiştirdi. Ayrıca kamunun ihalelerini denetlemek için de bağımsız bir kurum olan Kamu İhale Kurumu’nu kurdu. Rekabet ve şeffaflığı sağlaması için ona büyük yetkiler verdi.
Bu İhale Kanunu, bütün kamu kuruluşlarını sıkı bir biçimde kapsamına almıştı. Niye bu kadar çok değiştirildi? Bütün bu değişiklikler, siyasi iktidarın kendi rant alanlarını genişletmek için yaptığı hamlelerdir. Nitekim İhale Kanunu’nda yapılan ilk değişiklikler kamu ihalelerinde ‘anahtar teslim proje’ isteminden vazgeçmek, belediyelerin ve TOKİ’nin yaptığı işleri İhale Kanunu kapsamının dışına çıkarmak oldu. Bugün TOKİ’nin yaptığı işleri kimse denetleyemiyor. Belediyelerin de pek çok işi denetlenemiyor. Vazgeçilen ‘anahtar teslimi proje’ yöntemine gelince...
Bununla ne amaçlandı? Bu yöntemde, yapılan işin kaça çıkacağı baştan bilinir ve iş o fiyata bitirilir. Halbuki öteki yöntemde, ihale edilen işin fiyatı yıllık fiyat artışlarıyla birlikte yükselir. Sonunda iş çok yüksek rakamlara biter. Yolsuzluğa açık bir sistemdir bu. Devletten 60 milyon dolara aldığınız işi öyle kolayca 300 milyon dolara çıkarırsınız bu sistemde.
Şu anda ihale sistemimiz şeffaf mı bizim? Asla değil. 2002’de yapılan İhale Kanunu hiç yürürlüğe girmedi biliyor musunuz? Onu, yürürlüğe girmeden değiştirdiler ve bazı ihalelere muafiyetler getirdikten sonra yasayı 2003’te yürürlüğe soktular. Sonra yapılan her değişiklikle de, daha çok sayıda kamu kurumunu İhale Kanunu’nun kapsamından ve Kamu İhale Kurumu’nun denetiminden çıkardılar. Anlayacağınız bugün devletin pek çok kurumu devletin İhale Yasası’na tâbi olmadan, kendi davet ettikleri firmalarla özel ihaleler yapıyorlar. Çankaya’ya gönderilen son İhale Kanunu, şeffaflığı tamamen ortadan kaldırıyor. Yapılan son değişikliklerle bu İhale Kanunu yasa dışılığı yasalaştırıyor.
Bizim ihale yasamızda rekabet esası çalışıyor mu? Bu yasayla, gerçekten işi en iyi yapabilecekler kazanıyor mu?
Kazanmıyor çünkü rekabet yok. Rekabetin olabilmesi için ihalelerin kamuya açık olması ve her yeterli olanın ihaleye girebilmesi gerekir. Ama oluşturulan sistem bu değil ki. İşin, daha baştan kime verileceğinin belli olduğu bir sistem kuruldu. İhaleler davet usulüyle yapılır hale geldi. Yani, o işi yapabilecek yeterlilikte olanlara ihale kapatıldı, sadece davet edilen üç, beş firmayla ihaleyi yapma yöntemi benimsendi.
Bu milyarlık, bazen de trilyonluk ihalelere hangi firmaların davet edileceğine kim karar veriyor? İhaleyi yapan kurum karar veriyor. Firmaların yeterliliklerini kendisi tespit ediyor. Üstelik bu kriterlere göre yeterli olanların hepsini de ihaleye davet etmiyor. Özellikle Çankaya’ya gönderilen son İhale Kanunu, davetle ihale sisteminin kapsamını daha da genişletti.
Yazının devamını okumak için tıklayın.