1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 04 Şubat 2012 Cumartesi 05:48
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI 31.05.2010
Neşe Düzel
Sezgin Tanrıkulu: ‘Kürtler Batı’da evlerini satıyor’
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Neşe Düzel - Sezgin Tanrıkulu: ‘Kürtler Batı’da evlerini satıyor’ Neşe Düzel - Sezgin Tanrıkulu: ‘Kürtler Batı’da evlerini satıyor’ Neşe Düzel - Sezgin Tanrıkulu: ‘Kürtler Batı’da evlerini satıyor’ Neşe Düzel - Sezgin Tanrıkulu: ‘Kürtler Batı’da evlerini satıyor’ Neşe Düzel - Sezgin Tanrıkulu: ‘Kürtler Batı’da evlerini satıyor’ Neşe Düzel - Sezgin Tanrıkulu: ‘Kürtler Batı’da evlerini satıyor’ Neşe Düzel - Sezgin Tanrıkulu: ‘Kürtler Batı’da evlerini satıyor’ Neşe Düzel - Sezgin Tanrıkulu: ‘Kürtler Batı’da evlerini satıyor’
Neşe Düzel köşe yazılarını web sitenize ekleyin

“Kürtler, Batı’da küçük şehirlerdeki ve Ege-Akdeniz kıyılarındaki mülklerini, ‘Bir şey olursa elimizde kalır satamayız’ diye iki yıldır yavaşça elden çıkarıyorlar.” 

“Bölgede her yıl 200 bin asker görev yapıyor. Bu rakamı 25 yılla çarpın. Demek ki, Türkiye’nin erkek nüfusunun beş-altı milyonu, bölgede askerlik yapmış, Kürtlerle çatışmış.” 

“Yarın son gün. Öcalan, 31 mayıstan sonra kenara çekileceğini söylemişti. Bu, şiddetin artabileceği yolunda bir uyarıydı. Şiddet artacak ve dağla sınırlı olmayacak.” 

* * *

NEDEN SEZGİN TANRIKULU

Henüz Kürt açılımıyla ilgili tartışmaların mürekkebi kurumamıştı  ki, Türkiye gene silahlı çatışmaların içine hapsoldu. Kürt sorununun çözülememesi yüzünden ölen Türk ve Kürt gençlerinin sayısı tekrar katlanarak artmaya başladı. Sadece dağlar değil, üniversiteler dâhil, ülkenin her yeri patlamaya başladı. Türk-Kürt çelişkisi büyüdü. Üstelik Öcalan’ın, silahlı çatışmalarla ilgili olarak son avukat görüşmelerinde verdiği süre de yarın doluyor. “31 mayıstan sonra ben yokum. Olacakların muhatabı ben değilim” diyen ve Kandil’e, “Ne yapacağınıza artık kendiniz karar verin” diye seslenen Öcalan, şiddetin tırmanacağının işaretini bir süre önce vermişti. Öcalan daha önce de böyle tarihler verdi. Bu seferki farklı mı? Şiddet artacak mı? Daha birkaç ay öncesine kadar Kandil’den, Mahmur’dan barış gruplarını kabul eden, Kürt açılımının ve demokratikleşmenin yollarını arayan Türkiye ne oldu da başladığı yere geri döndü? Bundan sonra neler yaşanacak? Şiddet nereye kadar tırmanacak? Olaylar eskisi gibi bölgeyle ve dağlarla sınırlı kalır mı? Kürtler ne istiyor, Kürt gençliği ne düşünüyor? AKP şiddetin artmasını önlemek için en yapmalı? Askerî operasyonların durması, şiddetin artmasını engeller mi? CHP şiddetin tırmanmasını önleyebilir mi? Bütün bunları, önde gelen Kürt aydınlarından eski Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu ile konuştuk ve çok çarpıcı cevaplar, değerlendirmeler aldık.

* * *

Sizce CHP’nin Kürt sorunundaki politikası yeni genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte değişecek mi? 

Değişme olasılığı var ve değişmeli de... CHP, Kürtlerle buluşmadan kendi kimliğine dönemez, Türkiye partisi olamaz... CHP, Türkiye partisi olmak istiyorsa dönüşmek zorunda. CHP bu zorunluluğu gördü diye düşünüyorum ben. Çünkü bugün nasıl Barış ve Demokrasi Partisi için bölge partisi deniyorsa, CHP de başka bölgenin partisine dönüşmüş durumda.

Kürtler Kemal Kılıçdaroğlu’dan ümitli mi? 

Ümitli olmak istiyorlar. Çünkü AKP 2002 yılından beri iktidarda. Gerçi sekiz yıldır önemli işler yapıldı, bazı eşikler aşıldı ama Kürt sorununun en büyük parçası olan silahlı çatışma konusu çözülemedi. Silahlı çatışmaları sona erdirecek bir çözüm paketi bu hükümet tarafından hiç uygulanamadı. Oysa hükümet, Kürt sorununun siyasi çözümünü hedefleyebilir ve sorunu muhataplarıyla, mesela BDP’yle görüşebilirdi.

Öcalan’la görüşülemez miydi? 

Görüşülebilirdi. Öcalan’la doğrudan olmasa bile dolaylı olarak görüşülebilirdi. Zaten Öcalan, devletin kadrolarının kendisiyle görüştüklerini söyledi. Ama AKP hükümeti siyasi çözüme cesaret edemedi. 25 Temmuz 2009’da “Kürt açılımı” adıyla bir açılım başlattı, sonra bu açılımın adını değiştirdi “demokratik açılım”, dedi, “toplumsal barış...” dedi, aradan on ay geçti, ortada hâlâ hiçbir şey yok. Hâlâ kimse Kürt sorununun çözümü için ne yapılacağını bilmiyor. AKP hükümeti sekiz yıldır Kürt sorununun çözümü için bir yol alamayınca, Türkiye olarak gene geldik aynı noktaya sıkıştık tabii.

Hangi noktaya sıkıştık?

Bu sefer de 31 mayısta ne olacak diye bir sıkışma içine girdik.

Yarın 31 mayıs. Abdullah Öcalan, İmralı’da avukat görüşmesinde, 31 mayısa kadar süre verdi. “31 mayıstan sonra ben karışmıyorum. Olacakların muhatabı ben değilim” dedi. 31 mayıstan sonra ne olacak? 

Kürtlerde, “Bizim meselemiz büyük olaylar olmadan gündeme gelmiyor” diye bir duygu ve algı var. Yakın geçmişe bakın. Biz ülke olarak Kürt meselesini hep büyük bir olaydan, bir çatışmadan sonra konuştuk. Mesela 1999-2004 arasında beş yıllık bir fiili ateşkes dönemi yaşandı, Türkiye’de kimse Kürt meselesini konuşmadı. Sorunun silahlı boyutuyla ilgili bir adım atılmadı. Örgütün sonsuza kadar orada duracak hali yok. Üstelik son altı yıldır da ülkede çok aktif bir silahlı çatışma olmadı. 

Son dönemde yaşanan Dağlıca, Reşadiye gibi baskınlar, pusular büyük olaylar değil mi?

1990’lı  yıllarla karşılaştırdığınızda, çok kapsamlı ve yaygın  çatışmaların olmadığı bir dönem bu. Evet son yıllarda baskınlar, çatışmalar oldu, sınırötesi harekâtlar yapıldı ve şimdi de her gün tepemizden uçup hava operasyonları yapıyorlar ama... Türkiye’nin aynı anda her yanında, bütün bölgelerinde bir çatışma yaşanmıyor yıllardır. Sadece lokal olaylar oluyor. Reşadiye lokal bir olaydır. Bu saldırıyı örgüt üstlendi ama... Örgütün içinde kim, hangi kararla yaptı bu saldırıyı, henüz belli değil. Bu olay karanlıktır.

Tam olarak söylemek istediğiniz nedir?

Şunu söylemeye çalışıyorum ben. Biz Kürt meselesini Türkiye’nin sakin dönemlerinde asla konuşmuyoruz. Zaten bir süredir Türkiye’nin önceliği değişti. Anayasa değişikliği Türkiye’nin gündeminin başına oturdu.

 Demokratikleşme ve yargı reformu Kürtlerin lehine değil mi?    

Anayasa değişikliği, Türkiye’nin demokratikleşmesi bakımından tabii ki önemli. Anayasa paketi eksik de olsa, HSYK ve Anayasa Mahkemesi’yle ilgili çok önemli düzenlemeler içeriyor. 12 Eylül hukukunda önemli bir gedik açıyor. Ama bu anayasa değişikliği Kürtlerin de desteği alınarak yapılabilirdi.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Neşe Düzel Makaleleri:
  1. Yücel Sayman: KCK’yı yaydı, Hrant’ı daralttı - 30.01.2012
  2. Faruk Ünsal: KCK’lıları Karadeniz’e gönderiyorlar - 23.01.2012
  3. Mustafa Dağcı: İşkencecimi kürsüde gördüm, hâkimdi! - 16.01.2012
  4. Murat Belge: Atatürk ilerici değildi... - 09.01.2012
  5. Mensur Akgün: Türkiye’nin güney kapıları kapanıyor - 02.01.2012
  6. Güçlü Sevimli: Sahte ölüm tutanağı tuttular - 26.12.2011
  7. Ümit Kardaş: Üç general girdi diye vesayet bitmedi - 19.12.2011
  8. Şamil Tayyar: Dalan’a para götüren şike sanığı kim? - 12.12.2011
  9. Cafer Solgun: Atatürk’ün resmi cemevinden kalkacak - 05.12.2011
  10. Dengir Mir Mehmet Fırat: Erdoğan’ın arkadaşlarını dövdüler - 29.11.2011
  11. Dengir Mir Mehmet Fırat: Tayyip Bey’in sınırları var - 28.11.2011
  12. Ergun Özbudun: Yeni anayasa başka bir bahara - 21.11.2011
  13. Mehmet Ö. Alkan: ‘Kart kurt’ tezini İnönü açıkladı - 16.11.2011
  14. Mehmet Ö. Alkan: Muhalefet sustu, Nutuk okundu - 15.11.2011
  15. Mehmet Ö. Alkan: Kadın hareketini bile bitirdiler - 14.11.2011
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Yabancı yatırımcılar İspark’ın peşinde
  Ukrayna gazı fazla çekince kriz çıktı
  Fransa ile ticarette aleyhimize durum var
  Ülker dünyanın 10’uncu büyüğü
  Enflasyonu istihdam için feda etmiyoruz
  Kaddafi’nin alyansı ve gömleği satılıyor
  ‘Sıfır sorun iflas etti’
  Anonymous’tan ‘Ermeni soykırımı operasyonu’
  Trump’tan ters köşe, adayı Gingrich değil Romney’miş
  BM’de Suriye için son söz Rusya’nın
  Iran Israil’i Istanbul’da vuracaktı
  ISRAIL VURACAK
  Canavarcık büyüyor: 10.6
  Havadakiler birer birer dökülüyor
  Avrupa’ya 1 trilyon avroluk fon gerekli

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 04.02.2012
Dindar gençlik yetiştirmek
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 04.02.2012
Kemalist bir başbakan
YA DA
Yasemin Çongar - 04.02.2012
Lekeli zihinlerimize günışığı değince…
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 04.02.2012
Bir Nabi Yağcı özeti
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 04.02.2012
‘Hangi din, hangi dindar gençlik’
VAZİYET
Demiray Oral - 04.02.2012
Ya sev ya gelme Paul Auster
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 04.02.2012
Mezar mezar üstüne, acı acı üstüne!
AÇILIM
Emre Uslu - 04.02.2012
Öcalansız PKK ne yapar
AÇIN TÜRKİYE'NİN ÖNÜNÜ
Ümit Kıvanç - 04.02.2012
Liberalin de raconu var sanıyorduk
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 04.02.2012
Kimlik siyasetine devam
YERİN YEDİ KAT ALTI
Ferhat Kentel - 04.02.2012
‘Dindar nesiller’
SOLDUYU
Roni Margulies - 04.02.2012
AKP’ye nasıl muhalefet edilmez
HÜR VE HESAPSIZ
Sedat Tunalı - 04.02.2012
Galatasaray gerçekten temiz futboldan yana mı
OYUN BOZAN
Haluk Çetin - 04.02.2012
İstifa yeter mi
KÖŞE TAŞI
Akın Özçer - 04.02.2012
Anayasa Konseyi’ne başvuru
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Neşe Düzel - "Sezgin Tanrıkulu: ‘Kürtler Batı’da evlerini satıyor’ " başlıklı köşe yazısı
04.02.2012 05:48:37