“15 yıl önce Diyarbakır Cezaevi’nde 33 tutuklu, yüzlerce asker ve polis tarafından bir koridorda demir parmaklıklar arasında vahşice sıkıştırıldı ve on kişi öldü.”
“Askerlerin ve polislerin her birine beşer yıl ceza verildi. Rahşan Affı nedeniyle bir gün bile hapse girmeyeceklerdi. Ancak Yargıtay bu kararı bozdu. Dava hâlâ sürüyor.”
“AİHM, ‘Cezaevinde koruman altındaki bu savunmasız insanları hem öldürmüşsün hem de ölümlerini soruşturmamışsın’ diyerek Türkiye’yi iki defa mahkûm etti.”
* * *
NEDEN SEZGİN TANRIKULU
Kürt sorunun barışçı yoldan çözümünün neden ‘acil ve şart’ olduğu, her geçen gün ortaya saçılan ‘kanlı ve pis’ gerçeklerle daha da iyi anlaşılıyor. 12 Eylül Anayasası’nın halkoyuyla değiştirilmesine niye karşı çıkıldığı da tabii iyice açığa çıkıyor. ‘Bu anayasa defalarca değiştirildi’ demelerine bakmayın, referandumla bu anayasanın ilk kez ruhuna dokunuldu. Yoksa bu ülkede 12 Eylül düzeni otuz yıldır sürdürüldü. Bunun en net kanıtı da, işkence ve infazlarıyla 12 Eylül darbe döneminin simgesi haline gelen Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananlar… Öyle ki, Diyarbakır zindanlarındaki işkenceler ve infazlar 12 Eylül darbe dönemiyle sınırlı kalmadı. Darbeden 16 yıl sonra da aynı cezaevinde gencecik insanlar katledildi. Türkiye’de hâla davası süren bu olayı avukat Sezgin Tanrıkulu AİHM’e götürdü ve Türkiye 800 bin avro tazminata mahkûm oldu. Dün bu katliamın 15’inci yılıydı. Bu davanın avukatı olan Diyarbakır Barosu eski Başkanı Sezgin Tanrıkulu ile konuştuk. Bizim yargı Diyarbakır cezaevini unutturmak istese de, Diyarbakır yaşadıklarını unutmuyor. Diyarbakır’da cumartesi ve Pazar günü, 12 Eylül 1980 darbesinin otuzuncu yılı nedeniyle paneller yapılacak ve Diyarbakır Cezaevi’nin gerçekleriyle yüzleşilecek. Canlı tanıklar, bu zindanlarda otuz yıldır gördükleri işkenceleri ve katliamları anlatacak. Böylece resmi tarihe, AİHM kararlarının yanı sıra, sözlü tarihle de cevap verilecek.
* * *
NEŞE DÜZEL: Siz, avukat olarak çok önemli işler yapıyorsunuz. Son olarak da, Diyarbakır Cezaevi’nde öldürülen on mahkûmla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gittiniz. Dava konusu tam olarak neydi?
SEZGİN TANRIKULU: 24 Eylül 1996’da, Diyarbakır’da yakın tarihin en büyük katliamı yapıldı. Bugün bu katliamın 15’inci yılı. Tam 15 yıl önce, Diyarbakır Cezaevi’nde 33 tutuklu, yüzlerce asker ve polis tarafından cezaevinin bir koridorunda demir parmaklıklar arasında vahşice sıkıştırıldı ve on kişi öldü, 23 kişi ağır yaralandı. Bu dava hâlâ sonuçlandırılmadı.
Nasıl? Ne demek sonuçlandırılmadı? Dava hâlâ sürüyor mu?
Evet, aradan on dört yıl geçti, dava hâlâ sürüyor. Ben on dört yıldır, bu davanın her duruşmasına girdim. Moraliniz bozulacak ama bozulsun... Evet bozulsun... İnsanlar nasıl öldürülmüşler gözlerinizle görün. Bunlar, öldürülen gençlerin otopsileri sırasında çekilmiş fotoğrafları. Vücutlarına bakın... Ellerine bakın... Kafalarına bakın... Boyunlarına bakın...
Aman Allahım... Bir insan bedeni nasıl böyle paramparça edilebilir. Bir katliam bu.
Evet.
Yazının devamını okumak için tıklayın.