1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 25 Mayıs 2012 Cuma 01:09
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI 15.09.2010
Neşe Düzel
Tûba Çandar: ‘O, Anadolu Ermenilerinin sözcüsü’
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Neşe Düzel - Tûba Çandar: ‘O, Anadolu Ermenilerinin sözcüsü’ Neşe Düzel - Tûba Çandar: ‘O, Anadolu Ermenilerinin sözcüsü’ Neşe Düzel - Tûba Çandar: ‘O, Anadolu Ermenilerinin sözcüsü’ Neşe Düzel - Tûba Çandar: ‘O, Anadolu Ermenilerinin sözcüsü’ Neşe Düzel - Tûba Çandar: ‘O, Anadolu Ermenilerinin sözcüsü’ Neşe Düzel - Tûba Çandar: ‘O, Anadolu Ermenilerinin sözcüsü’ Neşe Düzel - Tûba Çandar: ‘O, Anadolu Ermenilerinin sözcüsü’ Neşe Düzel - Tûba Çandar: ‘O, Anadolu Ermenilerinin sözcüsü’
Neşe Düzel köşe yazılarını web sitenize ekleyin

“Hrant Dink’in çevresi Anadolu Ermenileridir. Hrant Anadolu Ermenilerinin bir sözcüsüdür. Patrikhane çevresinde kümelenen sindirilmiş İstanbullu zengin kesime hep karşı çıktı o.”

 

“Hrant’ın ‘solculuğu’ ve ‘muhalif Ermeni’ kimliği, bu ülkede azınlık vakıflarına yapılan ayrımcılık ve mülksüzleştirme operasyonlarının sonucunda şekillendi.”

 

“Türkiye’de bir Ermeni, Ermeni dünyasında bir Türkiyeli olarak dolaşıp durdu Hrant. Türkiye’de Ermeni kimliğine sahip çıktı, yurtdışında Türkiyeli olarak konuştu.”

 

* * *


İKİNCİ BÖLÜM

Yazar Tûba Çandar’la dün birinci bölümünü yayımladığımız konuşmamıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

***

NEŞE DÜZEL: Hrant’ın çok acıklı bir hayatı var aslında. Hrant’ın öldürülmesi, insanlara sadece Türkiye’de derin devletin tarihini değil, Anadolulu Ermenilerin ne güçlüklerle ve mücadelelerle hayatta kalabildiklerinin tarihini de anlattı. Hrant bir yetim olarak mı büyüyor?

TÛBA ÇANDAR: Hrant yetim değil ama bir yetimhanede sahipsiz bir çocuk olarak büyüyor. Ailesi, Malatya’dan İstanbul’a geldikten sonra parçalanıyor. Çok yoksullar... Anne ve baba çocuklarına sahip çıkabilecek durumda değiller. Çok onurlu bir çocuk olan Hrant işte bu sahipsizlik ortamında, kardeşleriyle birlikte evden kaçıyor. Üç kardeş üç gece Kumkapı’daki bir balıkçı korunağında, balıkların konduğu bir sepetin içinde uyuyorlar. Nineleri Ahçik Hanım Malatya’dan geliyor ve Gedikpaşa Protestan Ermeni Kilisesi’ne, çocukların yetimhaneye alınması için ricada bulunuyor. Aslında yetimhanede sadece Anadolu’dan gelen Ermeni çocuklar kalıyor.


İstanbul’a Anadolu’dan Ermeni çocuklar mı geliyor?

Anadolu’daki bütün Ermeni okulları ve kiliseleri artık kapatılmış. Ermeni çocuklar kendi kimliklerine uzak büyüyorlar. Bazı Ermeni rahipler bu çocuklara el uzatıyorlar. Özellikle, Hrant’ın ‘baba’ dediği Patrik Şınorhk Kalustyan zamanında, birkaç Ermeni rahip Anadolu’ya çıkıyor ve çeşitli köylerde yaşayan Ermeni çocuklarını topluyor. Onları İstanbul’daki Ermeni okullarında okutmak için ailelerinin izniyle İstanbul’a getiriyorlar.


Kitabınızda içimi çok acıtan anlatımlardan biri de, 1915’te yaşanan katliama, soykırıma, felakete ya da kıyıma yaşlı Anadolu Ermenilerinin “kesim” demesi oldu. Bu insanlar, annelerinin, babalarının, kardeşlerinin başlarına geleni “kesime götürüldü” ya da “kesimden kurtulmayı başardı” diye anlatıyorlar. Rahiplerin İstanbul’a getirdikleri bu Ermeni çocuklar, kesim artıklarının çocukları mı?

Aynen öyle. Tabii bu kesime götürülme sözcüğünün altında korkunç bir kurban kavramı da yatıyor... Anadolu’dan getirilen bu çocuklar, Hrant ve kardeşlerinin de barındığı Gedikpaşa Protestan Ermeni Kilisesi’nde kalıyorlar.


Hrant’ın çocukluğu nasıl geçiyor?

Üç kardeş kışları bu kimsesizler yurdunda barınıyor. Gittim gördüm. Kızlar ve erkekler için küçücük iki oda. Bir de mutfak. Yurt dedikleri bu. Kilisenin yakınında Ermenice eğitim veren İncirdibi İlkokulu’na gidiyor bu çocuklar. Bir süre sonra Tuzla’da Ermeni vakıflarına ait bir arazide çocuk kampı kuruluyor. Kuruluyor demek yanlış. Hrant o sırada sekiz yaşında. Bu kampın inşaatını çocuklar, yaşlı Hasan Usta’yla birlikte yapıyorlar. Taş taşıyorlar, ağaç dikiyorlar. Hrant’ın deyişiyle, orayı “Atlantis Uygarlığı” haline getiriyorlar. Sonra Hrant’ın annesi Nıvart Hanım yeniden ortaya çıkıyor. Çocuklarına yakın olabilmek için kiliseye yakın tek odalı bir ev tutuyor ve yurttan kaçıp gelmesinler diye çocuklarını da gizli gizli izliyor.


Film gibi...

Bir gün ortanca kardeş Hosrof, kımıldayan bir tül perdenin arkasında annesini fark ediyor ve anne artık çocuklarından kaçamıyor. Anne çok büyük bir yoksulluk çekiyor. Mantolara ilik açarak yaşamaya çalışıyor ve evlatlarına sahip çıkamamanın büyük üzüntüsünü yaşıyor. O dönemde üç kardeş, koca koca mantoları üst üste küçücük bedenlerine geçirip, Beyazıt’taki terzilerden düşe kalka annelerine ilik işi taşıyorlar. Anneyle oturup kesekâğıdı yapıyorlar. Maçlarda satıyorlar. Hrant kardeşler hep çalışıyorlar. Bu arada Hrant’ın ortaokul yılları başlıyor. Patrikhane’nin yanındaki Bezciyan Ortaokulu’na gidiyor. Kalacak yeri yok. Yetimler yurdunda barınma karşılığı, çocuklara etüt saatlerinde belletmenlik yapıyor. İşte o sırada Rakel’e âşık oluyor.


Kaç yaşındalar?

Rakel yedi-sekiz, Hrant 12-13 yaşında. Rakel, Anadolu’daki Ermeni çocuklarını İstanbul’da okutmak için toplayan rahipler tarafından Silopi’den getirilen ve kendisini Kürt zanneden, Kürtçe konuşan bir aşiret kızı. Rakel’in babası, Ermeni Varto aşiretinin reisi Siament Ağa. Hrant, Rakel’e ilk görüşte âşık oluyor. Rakel, bu aşka uzun süre direniyor. Çok utanıyor. Ama herkes farkında Hrant’ın durumunun. Ateş bacayı sarmış. Yatılı çocukların sorumlusu iki müdire, bunlara Çutak ile Taşnak adlarını takıyor, kendi aralarında iki çocuğu konuşurlarken kimse anlamasın diye. Çutak keman, Taşnak da piyano demek. Böyle de kalıyor adları. Rakel Hrant’a hep Çutak diyor. Sonuna kadar...


Hrant eşiyle çok genç yaşta evleniyor. Bir evi geçindirebileceğine nasıl inanıyor?

Öyle bir şeye falan inanmıyor. O, Rakel’ini kapmak istiyor. Rakel’e ulaşmak onun için bir hülya. Kimsesiz, sahipsiz Hrant, Siament Ağa’nın kızını alacak. Siament Ağa başta Hrant’ı istemiyor. Patrik Kalutsyan, “o benim oğlum” diye devreye giriyor. Siament Ağa başlık parası istiyor. Uzun pazarlıklardan sonra Patrik, beş bin lira başlık parasını verip Rakel’i Hrant’a alıyor. Siament Ağa memleketine dönerken, gizlice bu parayı Hrant’ın cebine koyuyor. Rakel 17 yaşındayken nihayet evleniyorlar.


Nasıl yaşıyorlar?

Hrant’ın babası ve iki kardeşiyle aynı evde oturuyorlar.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Neşe Düzel Makaleleri:
  1. Ahmet Talimciler: Fener’i laikliğin kalesi görüyorlar - 21.05.2012
  2. Ahmet Muhtar Sökücü/ Alaiddin Taş: Solda derin devlet ortaya çıkacak - 15.05.2012
  3. Ahmet Muhtar Sökücü/ Alaiddin Taş: Kimse kitleye direkt ateş etmedi - 14.05.2012
  4. Mustafa Yeşil: Hocaefendi iki kişiyi önerdi - 08.05.2012
  5. Mustafa Yeşil: Hocaefendi’ye, yargıçları sordum - 07.05.2012
  6. Hilmi Yavuz: Müslümanlar, Kemalist oldular - 30.04.2012
  7. Yaşar Yakış: İsrail Esad’ın gitmesini tercih etmiyor - 23.04.2012
  8. Cengiz Çandar: 28 Şubat darbesinde İsrail var - 16.04.2012
  9. Selahattin Demirtaş: Türkiye’nin sınırı Kürdistan olacak - 10.04.2012
  10. Selahattin Demirtaş: Başbakan, silahı PKK ve Öcalan’la görüşecek - 09.04.2012
  11. ABDURRAHMAN KURT: Kürtler arasında iç savaş çıkar - 02.04.2012
  12. Özür - 26.03.2012
  13. Bekir Ağırdır: Halk, eski egemenlerle ilişkiyi kesti - 19.03.2012
  14. Taner Akçam: Ermeni olayında Atatürk’ü izleyelim - 14.03.2012
  15. Taner Akçam: Özerklik Kürt-Türk katliamı getirir - 13.03.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  “4+4+4”ün iptal istemine ret
  CHP: AKP’nin oyu yüzde elli
  İsrail’den iddianameye rest, ABD’den ağır baskı
  Arazine göre çocuk yap
  İSTANBUL’A DA BEKLERİZ
  ...ama Başbakan öyle düşünmüyor
  Saatlerinizi Ubor Metenga için son kez ayarlayın
  Erdoğan acz içinde, Şahin halka saygısız
  Türkiye’de günde beş roman yayımlanıyor
  Azerbaycan’da en yahşi Bonomo
  Ne insanî ne AKP’li
  Rejimin adamını istemeyiz
  Bir Afganistan polisiyesi
  700 bin memur kamusal alanda
  Hadi kendimize pekiyi verelim

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 24.05.2012
Ölüm bile eşitsiz
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 24.05.2012
Kamyonetimi isterim ! Amerikalılarımı isterim !
ARADA
Markar Esayan - 24.05.2012
Demokratik koalisyondan, ilkesiz ittifaka
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 24.05.2012
Büyük okyanusları aşıp, Uludere’de boğulmak
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 24.05.2012
Dizilerde başörtüsü ikâmesi
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 24.05.2012
İki hatıra
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 24.05.2012
Güle oynaya savaş
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 24.05.2012
Henry Miller ve ‘Yengeç Dönencesi’...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 24.05.2012
Sol siyasete bu ülkede de ihtiyaç var
TELESİYEJ
Telesiyej - 24.05.2012
Burhan Doğançay’ın isyana düşmüş resimleri neden büyülüyor insanı
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 24.05.2012
Almanlar Eurobond’a yeşil ışık yakacak
İMZA
Kerem Altan - 24.05.2012
Yaz bakalım
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 24.05.2012
Kurdistan-Tunus
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Neşe Düzel - "Tûba Çandar: ‘O, Anadolu Ermenilerinin sözcüsü’" başlıklı köşe yazısı
25.05.2012 01:09:19