“Bu memlekette azınlıklara yönelik Kafes diye bir plan hazırlanacak ve siz bir Gestapo soğukkanlılığıyla bu suikast tertiplerini seyredeceksiniz. Böyle sol siyaset olmaz.”
“Açılımın sonuna kadar gitmek lazım. Çünkü bugün bir yol ayırımındayız. Ya demokratik cumhuriyet olacağız ya da geri dönüp tekrar Ergenekon-katliam cumhuriyeti olacağız.”
“Açılımın ne olduğunu bilmiyoruz diyenler, aslında açılımdan yana değiller. Zira açılımı herkes biliyor. Açılım, yurttaşların eşit hale getirilmesidir, demokratik anayasadır.” * * *
İKİNCİ BÖLÜM
Solda kurulan yeni partinin katılımcılarından olan İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras’la dün birinci bölümünü yayımladığımız söyleşiyi, kaldığımız yerden tamamlıyoruz. * * *
NEŞE DÜZEL: Yeni sol parti olarak Anayasa’nın değiştirilmesini destekliyor musunuz? UFUK URAS: Evet, çünkü otoriter cumhuriyetten demokratik cumhuriyete geçmemiz için demokratik bir anayasa hazırlamamız şart. İktidar, 12 Eylül rejiminin avantajlarını kullanıyor. Muhalefet de, 12 Eylül’ün getirdiği kurumları, “Cumhuriyet’in kazanımları” diye anlatıyor. AKP pragmatizmiyle CHP statükoculuğu arasında sıkışmış bir siyaset var bu ülkede. Bu siyaseti dönüştürmek şart.
Bu durumda, AKP’yle birlikte yeni bir anayasa hazırlanmasını destekler misiniz peki? Tabii... Bu ülkede bu yönde adımlar atanı destekleriz biz. Mesela AKP, “Ermenistan’la ilişkiler normalleşmeli” dedi. Ben Meclis’te hemen destekleyici bir konuşma yaptım. “Sadece bununla kalmayalım, Ermeni yurttaşlarımızın Türkiye’de kamuda karşılaştıkları ayırımcılıkları da ortadan kaldıralım” dedim.
Bu konuşmaya nasıl bir tepki aldınız? CHP’den tepki aldım. CHP sıralarından bana, “Türkiye’de öyle bir şey mi var” diye laf attılar. Bu tür bir tepki, vatandaşların bir bölümünü vatandaş olarak görmemek anlamına gelir. Nitekim bu memlekette azınlıklara yönelik Kafes diye bir plan hazırlanacak ve siz bir Gestapo soğukkanlılığıyla bu suikast tertiplerini seyredeceksiniz. Böyle siyaset olmaz. Ama her süreç kendi alternatifini yaratır tabii. Ergenekon süreci de solu ayrıştırıyor ve ülkede gerçek solu yaratıyor. Devletçi soldan özgürlükçü sola geçiliyor. Bir sürü insan beni arıyor. “Hiç siyasi faaliyette bulunmadım. Bu harekete nasıl dahil olabilirim” diye soruyor.
Yeni sol parti Kürt açılımını destekleyecek mi? Tabii ki... Biz AKP’ye niye açılım yapıyorsun diye itiraz etmiyoruz ki. Biz, AKP’ye, “açılım için niye adım atmıyorsun, niye hâlâ duruyorsun, somut bir şey yapmıyorsun?” diye itiraz ediyoruz. Yoksa “açılalım ama çok açılmayalım” diye bir yaklaşım olabilir mi? Açılımın sonuna kadar gitmek lazım. Aslında Türkiye’nin bugün yaşadığı durum şu. Biz bugün bir yol ayırımındayız. Ya demokratik cumhuriyet olacağız ya da tümüyle geri dönüp Ergenekon cumhuriyeti, katliam cumhuriyeti olacağız. İkincisi, bir kâbus senaryosudur.
Kürt açılımı konusunda AKP’yi hangi konularda eksik buluyorsunuz? AKP bu konuda somut adım atmıyor. Demokratik açılım için şu âna kadar somut bir adım atmadığı için de, DTP’nin kapatılması gibi bir kâbusla karşı karşıya kalıyoruz. Hâlâ siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran bir düzenleme yapmadılar. Çünkü kendileri açısından kapatılma sorunu geride kaldı ve rahatladılar. AKP açılım konusunda sadece konuşuyor.
Bazıları Kürt açılımının ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz diye AKP’yi eleştiriyor. Bu eleştiriye katılıyor musunuz? Politik bir eleştiri değil bu. Açılımın ne olduğunu bilmiyoruz diyenler, aslında açılımdan yana değiller. Çünkü açılımın ne olduğunu herkes biliyor. Açılım, bu ülkenin, yönetmeliklerinin, yasalarının, anayasasının demokratikleşmesidir, yurttaşların eşit hale getirilmesidir. Ve bu, MGK’dan çıkan bir devlet projesidir. Çünkü Türkiye, sorunu, inkârla, şiddetle çözemeyeceği bir yere geldi tıkandı. Bu yüzden bu açılım bir yerden hızla başlamak zorunda. Ama AKP zaman kaybediyor. Bugün bir İmralı meselesi çıktı. Herkes odanın santimetre kare hesabını yapıyor.
Sizce sorun nedir? Ortada havalandırma, pencere, soluk alamama meselesi var. Ayrıca şu anda DTP’nin kapatılması meselesi de var. AKP siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştırmalıydı ama ne siyasi partiler yasasını değiştirdi ne de seçim yasasını. Ne koruculuk sistemini kaldırdı ne de yerel yönetimleri güçlendirdi. Bu ülkeye gerçek bir sol muhalefet lazım! Türkiye’nin dört bir yanından Meclis’e her yıl 650 bin vatandaş geliyor. Sorunların nasıl çözülemediğini, her şeyin ne kadar merkezîleştiğini gösteriyor bu. Avrupa’da hiç bir ülkenin parlamentosuna bu kadar çok vatandaş yığılmıyor. Çünkü herkes kendi sorununu kendi ilinde, ilçesinde çözüyor.
Kürtlerin anadilde eğitim yapmasını destekliyor musunuz? Zaten ancak böylesi anlamlı olur. Git dilini anandan öğren denilemez ki... Üstelik anadilde eğitim yapılabilmesi, resmî dilin Türkçe olmasını ortadan kaldıran bir şey değildir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.