1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 25 Mayıs 2012 Cuma 01:09
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI 19.12.2011
Neşe Düzel
Ümit Kardaş: Üç general girdi diye vesayet bitmedi
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Neşe Düzel - Ümit Kardaş: Üç general girdi diye vesayet bitmedi Neşe Düzel - Ümit Kardaş: Üç general girdi diye vesayet bitmedi Neşe Düzel - Ümit Kardaş: Üç general girdi diye vesayet bitmedi Neşe Düzel - Ümit Kardaş: Üç general girdi diye vesayet bitmedi Neşe Düzel - Ümit Kardaş: Üç general girdi diye vesayet bitmedi Neşe Düzel - Ümit Kardaş: Üç general girdi diye vesayet bitmedi Neşe Düzel - Ümit Kardaş: Üç general girdi diye vesayet bitmedi Neşe Düzel - Ümit Kardaş: Üç general girdi diye vesayet bitmedi
Neşe Düzel köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Ümit Kardaş: Üç general girdi diye vesayet bitmedi

AK Parti’nin ‘ben sisteme hâkimim’ demesi çok büyük bir yanılgı. Eğer askerî vesayet bittiyse ve sistemde tek hâkim sensen neden Genelkurmay’ı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlamıyorsun peki?”

 

AK Parti, demokrasi ve hukuk devleti inşa etme iddiasından vazgeçti. AK Parti kendisi statükocu bir güce dönüşüyor. Acaba Başbakan, bu vaatlerden vazgeçmenin karşılığında başkanlık rejimi mi istiyor?”

 

Fenerbahçe Orduevi’nde başka adlar altında generaller için apartmanlar, beş yıldızlı oteller yapılıyor. Böylece bu beş yıldızlı otellerin parası bütçeden çıkıyor ve oraya denetim için girilemiyor.”

 

***

NEDEN ÜMİT KARDAŞ


Türkiye’de olaylar son dönemde adeta bir ters bir yüz örülüyor. Önce hesap sorma, temizlik adına operasyon yapılıyor insanlar içeri alınıyor. Sonra bir büyük operasyon daha yapılıyor aynı insanlar tahliye ediliyor. Sistemdeki suç çeteleriyle mücadele etmek için önce bir kanun çıkarılıyor, bu kanun uyarınca yargı harekete geçiyor soruşturmalar yapıyor, iddianameler hazırlıyor, sonra hemen bir kanun daha çıkıyor, yapılan soruşturmalar, hazırlanan iddianameler adeta çöpe gidiyor. Vesayet sistemini bitirmek için referandum yapılıyor, Anayasa değiştiriliyor, ardından hiçbir yasa değiştirilmediği için ve daha da önemlisi siyasi iktidarın vesayet sistemiyle sorunu bittiği için vesayet geri geliyor. Siyaset-asker-yargı ilişkilerinde neler oluyor? Peş peşe gelen tuhaf yargı kararları ne anlama geliyor? Cinayetle suçlanan Özel Harekâtçı polisler hukuksal nedenlerle mi tahliye edildiler? Mehmet Ağar’ı mahkûm eden hâkimi kim, niye görevden aldı? Hrant Dink’i tehdit eden MİT’çiler zamanaşımıyla nasıl kurtuldular? Referandum yaptık, Anayasa’yı değiştirdik ama yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlayabildik mi? AKP’nin yargı üzerinde bir ağırlığı var mı? Ergenekon’un üstü kapatılıyor mu? Terörle Mücadele Kanunu neden değiştirilmiyor? Neden bir hukuk reformu yapılmıyor? Bütün bu soruları Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ümit Kardaş’a sorduk. Güvenlik sektörü konusunda çalışmaları olan Emekli Askerî Hâkim Kardaş’ın şiir kitaplarının yanı sıra “Hukuk Devlete Sızabilir mi”, “Demokrasi ve Hukuk Krizi” isimli kitapları var.

***

 

NEŞE DÜZEL: Adalet sistemimizde birçok değişikliği gerçekleştiren referandumdan sonra biz bugün nasıl bir yargıyla karşı karşıyayız?

ÜMİT KARDAŞ: Yargı sistemimizin referandumdan sonra düzeldiğini söyleyemeyiz. Çünkü adalet sisteminde yapılması gereken değişikliklerin devamı gelmedi. Biz hâlâ adil yargılanma hakkının uygulanmadığı bir sistem içindeyiz. Özel yetkili mahkemeler ve askerî yargı gene yerinde duruyor. Askerî yargının yetki genişliği sürüyor. Askerî Yargıtay, Askerî Danıştay devam ediyor.


Vatandaş açısından bu nasıl bir sonuç yaratıyor?

Demokrasilerde, vatandaş suç işlediğinde hangi mahkemede yargılanacağı bilir. Bizde bilmiyor. Ceza mahkemesine mi, özel yetkili mahkemeye mi yoksa askerî mahkemeye mi gidecek bilmiyor. Oysa hepsinde farklı bir hukuk ve farklı usuller uygulanıyor. Bu ne demek?


Ne demek?

Bizde hukuk yok demek bu. Kabul edelim! Hukukun askıya alındığı, kurmaca bir hukukun yaratıldığı bir sistem içindeyiz biz. Bu sistemin yargısı da kurmaca, hukuku da kurmaca. Yani yargı da sanal, hukuk da sanal bizde. Hukuka bağlı, hukukun üstünlüğü prensibine dayalı demokratik bir rejimimiz yok bizim.


Referandumdan evet oyu çıkmasının sonucunda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısı değiştirildi. HSYK hâkim ve savcıları atayan ve onlara terfilerini veren çok önemli bir kurum. Bu değişiklikle
yargının bağımsızlığını sağlayabildik mi peki?

Referandumda “evet ama yetmez” derken umudumuz buydu. HSYK’nın tepesindeki yedi kişinin birbirini belirlediği sistemin daha demokratik hale gelmesini istiyorduk. HSYK üyelerinin seçilmesi daha demokratik bir hale geldi ama bu kurulun uygulamalarının nasıl olacağını süreç içinde göreceğiz. Yalnız şu âna kadar ortaya çıkan bazı ipuçları, HSYK hükümetin etkisinde kalıyormuş gibi bir izlenim yaratıyor.


Bu ipuçları neler?

Deniz Feneri Davası’nda yaşananlar... Özel Harekâtçı polislerin tahliyesinin nöbetçi hâkim tarafından yapılması. Bunlar, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili soru işaretleri yaratıyor. Şu ortaya çıkıyor ki, yargıda köklü bir değişiklik gerekiyor. Birtakım değişikliklerle sistem değişmiyor. Hâkimlerimizin ve savcılarımızın zihniyeti aynen sürüyor. Kendilerini hukukla bağlı hissetmiyorlar.


Eskiden bir “yargı vesayetinden” söz ediyorduk ve yargı 28 Şubat gibi süreçlerde hep darbecilerden yana çıkıyordu. Bu yargı vesayeti kırılmadı mı
?

Kırılmadı. Statüko yerinde olduğu gibi duruyor. Vesayetçi rejim bütün kurumlarıyla, zihniyetiyle, uygulamalarıyla, yaptıklarıyla duruyor yerinde.


Siz de bahsettiniz. Arka arkaya tuhaf kararlarla karşılaşıyoruz. Örneğin geçen gün nöbetçi mahkeme, haklarında cinayet dâhil çok ciddi suçlamalar bulunan eski Özel Harekâtçı polisleri tahliye etti. O polislerin suçlarını ortaya çıkaran Ayhan Çarkın tutuklu ama diğer polisler serbest. Bunu nasıl açılıyorsunuz
?

Yargıda hâlâ, cinayetleri devlet adına yapılmış fiiller olarak görüp, bunları cezalandırmayan, bunları meşrulaştıran zihniyette ve tutumda insanlar var demektir bu. Biz, Kürt işadamlarının ölüm listelerinin Milli Güvenlik Kurulu’nda Cumhurbaşkanı Demirel’in önünde, bu ülkenin başbakanlarının önünde konuşulduğunu biliyoruz. Düşünün, Cumhurbaşkanı Demirel, “Devlet rutin dışına çıkabilir” diyor. Bu fiilleri meşrulaştırma işte buralardan geliyor. Nitekim Mehmet Ağar ne diyor? “Biz devlet için yaptık, biz devlete hizmet ettik” diyor.


Peki, o Özel Harekât polisleri saf hukuksal nedenlerle tahliye edilmiş olabilirler mi
?

Gazetelere yansıdığı kadarıyla hukuksal bir neden gözükmüyor ortada...


Bunlara yurtdışına çıkma yasağı da konulmadı... Tahliye edilen polislerin, kaçması halinde onları tahliye eden yargıcın hukuki bir sorumluluğu olur mu
?

Tabii ki olur. Bir müfettiş gönderilir ve o tahliyelerin mevcut dosyadaki delillere uygun olup olmadığı ortaya çıkarılabilir. Çünkü o tahliyelerden sonra, yurtdışına çıkma yasağı gibi mutlaka adli kontrol tedbirlerinden birinin mutlaka uygulanması lazımdı. Bunun araştırılması lazım. Görevi ihmal ve kötüye kullanma gibi suçlar işlenmiş olabilir.     


Peki, bu suçun gereği yapılır mı?

Bizim yargıda bu suçlar sık sık işlenir ama gereği yapılmaz.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Neşe Düzel Makaleleri:
  1. Ahmet Talimciler: Fener’i laikliğin kalesi görüyorlar - 21.05.2012
  2. Ahmet Muhtar Sökücü/ Alaiddin Taş: Solda derin devlet ortaya çıkacak - 15.05.2012
  3. Ahmet Muhtar Sökücü/ Alaiddin Taş: Kimse kitleye direkt ateş etmedi - 14.05.2012
  4. Mustafa Yeşil: Hocaefendi iki kişiyi önerdi - 08.05.2012
  5. Mustafa Yeşil: Hocaefendi’ye, yargıçları sordum - 07.05.2012
  6. Hilmi Yavuz: Müslümanlar, Kemalist oldular - 30.04.2012
  7. Yaşar Yakış: İsrail Esad’ın gitmesini tercih etmiyor - 23.04.2012
  8. Cengiz Çandar: 28 Şubat darbesinde İsrail var - 16.04.2012
  9. Selahattin Demirtaş: Türkiye’nin sınırı Kürdistan olacak - 10.04.2012
  10. Selahattin Demirtaş: Başbakan, silahı PKK ve Öcalan’la görüşecek - 09.04.2012
  11. ABDURRAHMAN KURT: Kürtler arasında iç savaş çıkar - 02.04.2012
  12. Özür - 26.03.2012
  13. Bekir Ağırdır: Halk, eski egemenlerle ilişkiyi kesti - 19.03.2012
  14. Taner Akçam: Ermeni olayında Atatürk’ü izleyelim - 14.03.2012
  15. Taner Akçam: Özerklik Kürt-Türk katliamı getirir - 13.03.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  “4+4+4”ün iptal istemine ret
  CHP: AKP’nin oyu yüzde elli
  İsrail’den iddianameye rest, ABD’den ağır baskı
  Arazine göre çocuk yap
  İSTANBUL’A DA BEKLERİZ
  ...ama Başbakan öyle düşünmüyor
  Saatlerinizi Ubor Metenga için son kez ayarlayın
  Erdoğan acz içinde, Şahin halka saygısız
  Türkiye’de günde beş roman yayımlanıyor
  Azerbaycan’da en yahşi Bonomo
  Ne insanî ne AKP’li
  Rejimin adamını istemeyiz
  Bir Afganistan polisiyesi
  700 bin memur kamusal alanda
  Hadi kendimize pekiyi verelim

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 24.05.2012
Ölüm bile eşitsiz
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 24.05.2012
Kamyonetimi isterim ! Amerikalılarımı isterim !
ARADA
Markar Esayan - 24.05.2012
Demokratik koalisyondan, ilkesiz ittifaka
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 24.05.2012
Büyük okyanusları aşıp, Uludere’de boğulmak
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 24.05.2012
Dizilerde başörtüsü ikâmesi
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 24.05.2012
İki hatıra
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 24.05.2012
Güle oynaya savaş
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 24.05.2012
Henry Miller ve ‘Yengeç Dönencesi’...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 24.05.2012
Sol siyasete bu ülkede de ihtiyaç var
TELESİYEJ
Telesiyej - 24.05.2012
Burhan Doğançay’ın isyana düşmüş resimleri neden büyülüyor insanı
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 24.05.2012
Almanlar Eurobond’a yeşil ışık yakacak
İMZA
Kerem Altan - 24.05.2012
Yaz bakalım
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 24.05.2012
Kurdistan-Tunus
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Neşe Düzel - "Ümit Kardaş: Üç general girdi diye vesayet bitmedi" başlıklı köşe yazısı
25.05.2012 01:09:57