1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 25 Mayıs 2012 Cuma 01:10
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI 17.10.2011
Neşe Düzel
Yalçın Topçu: SİM kartlara girenler kim?
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Neşe Düzel - Yalçın Topçu: SİM kartlara girenler kim? Neşe Düzel - Yalçın Topçu: SİM kartlara girenler kim? Neşe Düzel - Yalçın Topçu: SİM kartlara girenler kim? Neşe Düzel - Yalçın Topçu: SİM kartlara girenler kim? Neşe Düzel - Yalçın Topçu: SİM kartlara girenler kim? Neşe Düzel - Yalçın Topçu: SİM kartlara girenler kim? Neşe Düzel - Yalçın Topçu: SİM kartlara girenler kim? Neşe Düzel - Yalçın Topçu: SİM kartlara girenler kim?
Neşe Düzel köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Yalçın Topçu: SİM kartlara girenler kim?

***

NEDEN YALÇIN TOPÇU

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı ve eski ülkücü liderlerden Muhsin Yazıcıoğlu’nun beş kişiyle birlikte hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili her gün yeni bir gariplik ortaya çıkıyor. Devletin bazı kurumları radar kayıtlarından telefon görüşmesi kayıtlarına kadar resmî belgeleri gizledikçe, gizli tanıklar, isimsiz gönderilen postalar kanalıyla ortalığa olayı aydınlatacak yeni kayıtlar ve belgeler saçılıyor. Anlayacağınız devlet meseleyi gizledikçe, “vatandaş” meseleyi açıyor. Ve helikopterin düşüşünün suikast olabileceği şüphesi güçleniyor. Oysa bu kazanın suikast olabilme ihtimalini öngören soruşturma epey geç başladı. Cumhurbaşkanı Gül, Yazıcıoğlu Ailesi’nin ve BBP yöneticilerinin ısrarlı takipleri sonucunda Devlet Denetleme Kurulu’nu devreye soktu ve sonunda dava Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’na verildi. Kazadaki gariplikleri, Yazıcıoğlu’nun neden öldürülmek istenebileceğini, helikopter kazasından canlı kurtulan ve daha sonra ölen gazeteci İsmail Güneş’in tuhaf telefon trafiğini, köylülerin tanıklıklarına rağmen kaza saatindeki radar kayıtlarının ve telefon görüşme kayıtlarının niye gizlendiğini, helikopterin beyni, hafızası niteliğindeki bazı cihazların nasıl ve kimler tarafından söküldüğünü, bu gerçeğin niye 2009 tarihli kazadan bunca zaman sonra ortaya çıktığını, gerçekleri kimin sakladığını, askerlerin bu kazayla ya da suikastla ilişkisini, niye bir şeylerin saklanmasını istediklerini, ilk gençlik yıllarından beri Muhsin Yazıcıoğlu’nun yanında olan, onunla birlikte Türkeş’ten ayrılıp Büyük Birlik Partisi’nin kurucularından olan Yalçın Topçu’ya sorduk. Topçu, Yazıcıoğlu’nun ölümünden sonra bir dönem BBP’nin başkanlığını yaptı.

***

NEŞE DÜZEL: Siz Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği kazanın bir suikast olduğunu mu düşünüyorsunuz?

YALÇIN TOPÇU: O kadar çok gariplik var ki! Devletin, siyasetin ve bürokrasinin aklı bu olaya “kaza” dedi. Vatandaşın aklı ise “bu bir suikast!” dedi.


Nedir bu kazadaki gariplikler
?

İlk gariplik şu: Bana ilk yapılan açıklamada, “Öyle berbat bir hava vardı ki, helikopter o yüzden düştü” dendi. Ben de “Niye uçurdunuz o zaman?” dedim. Bu ilk sorunun bile cevabı hâlâ alınmadı. Oysa her kalkışta pilot kuleden izin almak zorunda. Pilot sordu mu, ikaz edildi mi bilmiyoruz. Muhsin Yazıcıoğlu, o gün, Sivas’taki mitingi bitiriyor ve Kahramanmaraş Çağlayancerit’e geçiyor. Bu uçuşun radar kayıtları var. Kaza, Çağlayancerit’ten Yozgat-Yerköy’e giderken oluyor. İşte o uçuşun kule görüşmeleri de, radar kayıtları da yok! Bir tek şey var.


Ne var?

 Helikopter havadayken, kule, “Kalktınız mı, hayırlı uçuşlar” diye arıyor. Havalandıktan 25 dakika sonra saat 15:05’te helikopter düşüyor. Gazeteci İsmail Güneş 15:30- 16:00 sıralarında imdat diyene kadar, 155’i arayana kadar helikopterin düştüğü bilinmiyor. “Uçak rotasından çıktı” diyorlar. Havacılık kuralları var. Sen uçağı takip etmek ve ikaz etmek zorundasın. Rotasından çıktıysa, “Rotana gir” diye ikaz edeceksin. Çünkü havacılık kurallarına göre, rotasına girmeyen uçağa, “Seni tanınmayan cisim olarak addediyorum” deniyor ve ânında jetler gönderiliyor. Jetler gidip uçağı yere indiriyorlar veya vurup imha ediyorlar.


Helikopter rotasından çıkmış mı?

Çıkmamış. Bu helikopter, herkesin gözü önünde düştü. Köylüler, “Şu tepeyi aştı, sonra bir gürültü ve duman çıktı” diyorlar. Köyün bir-iki kilometre uzağına düşen helikoptere 48 saat ulaşılamadı. İsmail çalı dibinde çığlık çığlığa can verdi. İsmail helikopterin düşmesi sonucunda ölmedi. İsmail’in katilleri var. Olaydan yarım saat sonra kendine geldi ve “Ayağım kırık. Bizi kurtarın” diye feryat etti. Kayıtlara göre İsmail 19:04’e kadar, yani dört saat boyunca bir çok insanla konuştu. İsmail’deki kaburga ve çene kırıkları sonradan çıktı!


O durumda konuşması mümkün mü?

Doktorlar, çene kırıklığıyla bütün o konuşmaları yapamazdı diyorlar. Birileri mi geldi çenesini kırdı? Konuştuktan sonra mı öldürüldü bu çocuk? İsmail kaburga kırıklarıyla 600 metre nasıl yürüdü? Doktorlara göre bu da mümkün değil!


Köylüler neden uçağın düştüğü yere gitmemişler?

Köylü en fazla bir saatte kaza yerine varırdı. Ama arama kurtarmaya nezaret eden askerî yetkililer o gün köylünün de, kentlinin de kaza yerine gitmesini engellediler. Peki, milleti çıkarmadınız da, kendiniz niye gitmediniz? İşin gerçeği şu ki, hava kararıncaya kadar, aramama-kurtarmama gibi bir gayret oldu. Ancak hava kararınca ve hava aşağıda da bozunca akşam saat sekizden sonra ters istikamette aramaya başladılar. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı “TİB”, helikopterin düştüğü yeri nasıl belirledi biliyor musunuz?


Nasıl?

Duyarlı bir binbaşı, “Muhsin Bey’in helikopteri düştü” diye TİB’deki bir devre arkadaşını arıyor. O da hiç görevi olmadığı halde yeri buluyor, Maraş’a bildiriyor. Helikopterin yeri, düştükten iki saat sonra teknik olarak tesbit ediliyor ve askerî kurumlara bildiriliyor. Ama helikopter tamamen ters istikamette arandı ve vakit geçirildi.


Siz siyasi partisiniz. Genel başkanınızın helikopteri düşüyor. Kaza yerini siz nasıl öğrenemediniz? TİB size yeri bildirmedi mi?

O sırada kirli bir haber çıktı. Kayseri Valisi, “Helikopter düştü. Yazıcıoğlu’nun ayağı, kaburgası, kalçası kırık. Ama şuuru açık. Hastaneye getiriliyor” diye açıklama yaptı. Allah, Allah, benim bildiğim Yazıcıoğlu, canı ağzında olsa yenge hanımı arar. Öyle bir aşk vardı aralarında. Onu aramıyor, beni de aramıyor. Sonra Kayseri Hastanesi başhekimi beni aradı, “Bekliyoruz, gelen giden yok” dedi. Cumhurbaşkanı’nı aradım, “Bu işten çok endişeliyim” dedim. Cumhurbaşkanı on dakika sonra, “Muhsin Bey’in helikopteri düştü. Yerine ulaşılamadı. Arama kurtarma çalışmaları başlıyor” diye açıklama yaptı. Ve bu arada saat 18:00 oldu. İsmail hâlâ “Kurtarın” diye yalvarıyor, bizim partinin başkan yardımcısı ve genel sekreteriyle de konuşuyor. “Her taraf kar, sis” diyor.


Cep telefonunun çalıştığı bir yeri bugünün teknolojisi hemen bulmuyor mu?

Buluyor ama helikopterde ayrıca yer gösteren bir ELT cihazı varmış. Biz hafiye gibi araştırdık ve o helikopterde bu cihaz yok. Eğer ELT olsaydı, yeri belirlemek için cep telefonuna da gerek yoktu, helikopter beş dakikada bulunurdu. ELT’si olmayan bu helikopteri kim ruhsatlandırdı? Kim uçuşuna müsaade etti?


Kime ait bu helikopter?

Med Air’e, Ali Sabancı’ya ait.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Neşe Düzel Makaleleri:
  1. Ahmet Talimciler: Fener’i laikliğin kalesi görüyorlar - 21.05.2012
  2. Ahmet Muhtar Sökücü/ Alaiddin Taş: Solda derin devlet ortaya çıkacak - 15.05.2012
  3. Ahmet Muhtar Sökücü/ Alaiddin Taş: Kimse kitleye direkt ateş etmedi - 14.05.2012
  4. Mustafa Yeşil: Hocaefendi iki kişiyi önerdi - 08.05.2012
  5. Mustafa Yeşil: Hocaefendi’ye, yargıçları sordum - 07.05.2012
  6. Hilmi Yavuz: Müslümanlar, Kemalist oldular - 30.04.2012
  7. Yaşar Yakış: İsrail Esad’ın gitmesini tercih etmiyor - 23.04.2012
  8. Cengiz Çandar: 28 Şubat darbesinde İsrail var - 16.04.2012
  9. Selahattin Demirtaş: Türkiye’nin sınırı Kürdistan olacak - 10.04.2012
  10. Selahattin Demirtaş: Başbakan, silahı PKK ve Öcalan’la görüşecek - 09.04.2012
  11. ABDURRAHMAN KURT: Kürtler arasında iç savaş çıkar - 02.04.2012
  12. Özür - 26.03.2012
  13. Bekir Ağırdır: Halk, eski egemenlerle ilişkiyi kesti - 19.03.2012
  14. Taner Akçam: Ermeni olayında Atatürk’ü izleyelim - 14.03.2012
  15. Taner Akçam: Özerklik Kürt-Türk katliamı getirir - 13.03.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  “4+4+4”ün iptal istemine ret
  CHP: AKP’nin oyu yüzde elli
  İsrail’den iddianameye rest, ABD’den ağır baskı
  Arazine göre çocuk yap
  İSTANBUL’A DA BEKLERİZ
  ...ama Başbakan öyle düşünmüyor
  Saatlerinizi Ubor Metenga için son kez ayarlayın
  Erdoğan acz içinde, Şahin halka saygısız
  Türkiye’de günde beş roman yayımlanıyor
  Azerbaycan’da en yahşi Bonomo
  Ne insanî ne AKP’li
  Rejimin adamını istemeyiz
  Bir Afganistan polisiyesi
  700 bin memur kamusal alanda
  Hadi kendimize pekiyi verelim

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 24.05.2012
Ölüm bile eşitsiz
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 24.05.2012
Kamyonetimi isterim ! Amerikalılarımı isterim !
ARADA
Markar Esayan - 24.05.2012
Demokratik koalisyondan, ilkesiz ittifaka
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 24.05.2012
Büyük okyanusları aşıp, Uludere’de boğulmak
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 24.05.2012
Dizilerde başörtüsü ikâmesi
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 24.05.2012
İki hatıra
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 24.05.2012
Güle oynaya savaş
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 24.05.2012
Henry Miller ve ‘Yengeç Dönencesi’...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 24.05.2012
Sol siyasete bu ülkede de ihtiyaç var
TELESİYEJ
Telesiyej - 24.05.2012
Burhan Doğançay’ın isyana düşmüş resimleri neden büyülüyor insanı
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 24.05.2012
Almanlar Eurobond’a yeşil ışık yakacak
İMZA
Kerem Altan - 24.05.2012
Yaz bakalım
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 24.05.2012
Kurdistan-Tunus
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Neşe Düzel - "Yalçın Topçu: SİM kartlara girenler kim?" başlıklı köşe yazısı
25.05.2012 01:10:19