“Erzurum’un bir adım sonrası, İstanbul’da Ergenekon davasının da Özel Yetkili Savcılardan alınması olabilir. Ergenekon, böylece Veli Küçük gibi isimlerle kapatılır.”
“HSYK, Ergenekon davasının Yargıtay’a taşınması imkânını sağladı. Kafes gibi davalar, Erzincan Savcısı’nın davasıyla birleştirilip Yargıtay’da görülebilir artık.”
“İstanbul, Savcı’yı yargılamaya gerek görmezse kurgu bozulacak. Yargıtay’a gitmeyecek dava. Ulusalcılar, “Niye dava açmıyorsunuz” diye bağıracak.” * * *
NEDEN: YÜCEL SAYMAN
Türkiye’de insanların mesafeli durduğu, pek ilgilenmediği hukuk, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kararıyla bir anda toplumsal bir skandala dönüştü. Hukukçular, kararla ilgili taban tabana zıt yorumlarıyla tam anlamıyla ikiye ayrıldılar. Artık karşımızdaki durum, bütün ülkeyi hukuktan ve hukukçulardan kuşkulandıracak noktaya geldi. Hukukçularımız neden ikiye ayrıldı? HSYK’nın bir savcıyı görevden alma yetkisi var mı? Bugün Türkiye’nin karşılaştığı ve tartıştığı konular hukuki mi ideolojik mi? Hukukçular, Türkiye’de hukuku bir silah gibi mi kullanıyor? Yüksek yargı, orgenerallerin sorguya çağrılmasını engellemeye mi uğraşıyor? Hukuk sistemini, hukukçular tarafından çiğnenmekten nasıl kurtaracağız? Cemaatlerle ilgili bir soruşturma da engellenmiş gibi gözüküyor. Cemaatler soruşturması ne olacak? Bunları İstanbul Barosu’nun altı yıl başkanlığını yapmış olan önde gelen hukukçularımızdan Ticaret Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yücel Sayman’a sorduk. Sayman, “Yüksek yargıya, ‘Türklük ve Atatürk milliyetçiliğine oturtulan ideolojiyi koru’ görevi verilmiş bizde” derken, son dönemin büyük hukuk skandallarından biri olan Prof. Baskın Oran örneğini verdi. “Oran’ın davasında bu ideoloji, Yargıtay’ın kararıyla açıkça ortaya çıktı. Baskın’a, şu söylendi: ‘Sen Ermenilerin çıkarttığı bir gazetede yazıyorsun. Zaten burada yazıyorsan, devletin ideolojisine aykırı şeyler söylüyorsun demektir. O zaman sen, başkaları tarafından ‘satılmış’ diye hakaret edilmeyi hak ediyorsun. Aynı şeyleri Milliyet gazetesinde Bulgar veya Yunan Türkleri lehine söyle, o zaman sana hakaret edilemez. Sana ‘satılmış’ diyenler mahkûm edilir.’ Baskın’a işte bu söylendi” dedi. * * *
NEŞE DÜZEL: Hukuk bir anda toplumsal bir skandala dönüştü. Hukukçularımız ikiye ayrıldı. Ne oluyor? YÜCEL SAYMAN: Şuradan başlayalım. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ne yaptı? Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılarının yetkilerini kaldırdı. “O savcılara özel yetkilerini ben verdim ve ben kaldırırım” dedi.
Ama şimdi herkes HSYK’nın yetkili olup olmadığını tartışıyor. Bir taraf yetkisi var diyor, bir taraf yetkisi yok diyor. HSYK’nın niye yetkisi yok bir savcıyı görevden almaya? Hayır, böyle bir yetkisi var. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu bir savcıyı görevden alabilir ve bir savcının özel yetkisini kaldırabilir. Bunları yapmaya yetkisi var. İdare hukukunun genel prensibidir bu. Yetkiyi veren, o yetkiyi alabilir. Ama HSYK’nın, bir savcının bir soruşturmayla ilgili yetkili olup olmadığına karar verme yetkisi yok.
Anlamadım... Bir savcının bir soruşturmayla yetkili olup olmadığına ancak yargı karar verebilir. Yani, mahkemeler karar verebilir. Sorun, buradan doğuyor. Ama kimse bunu tartışmıyor. HSYK, savcının yetkisini keyfi olarak asla alamaz. Mutlaka bir gerekçesinin olması gerekir. Burada vahim olan HSYK’nın gerekçesi...
Biz HSYK’nın bu kararına ve gerekçesine hangi hukuki süreçten geçerek geldik? Bunu benim de anlayabileceğim bir biçimde anlattıktan sonra, HSYK’nın gerekçesini söyleyebilir misiniz? Biliyorsunuz... AB’ye uyum çerçevesinde Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırıldı ve DGM’lerin gördüğü suçları görmek üzere bazı illerin Ağır Ceza Mahkemeleri görevlendirildi. Bunlara, “Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri” adı verildi. Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 250. maddesi de, hangi suçların Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetki alanına girdiğini düzenledi. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi de, işte HSYK tarafından “Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi” olarak görevlendirilen bir mahkeme. Erzurum’un yetki alanı Erzincan’ı da kapsıyor.
Yani... Erzincan’da, 250. Madde’nin kapsamına giren bir suç işlendiğinde, Erzurum Özel Yetkili Mahkemesi bu suça bakmakla görevli oluyor. Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 250. maddesinin bir de üçüncü fıkrası var. Bu fıkra, “250. Madde’de belirtilen suçları işlediği öne sürülen kişiler Özel Yetkili Mahkemelerde yargılanırlar” diyor ve bir ‘istisna’ getiriyor. O da şu... “Suçu işlediği ileri sürülen kişi, eğer başka kanunlara göre Anayasa Mahkemesi’nde veya Yargıtay’da yargılanması gerekiyorsa, o zaman o kişi, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanmaz, yüksek mahkemelerde yargılanır” diyor. Yani buna göre, suçu işlediği öne sürülen kişi birincil derecede yargıç veya savcıysa, ancak Yargıtay’da yargılanabilir.
Erzincan Başsavcısı Cihaner, Erzurum Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nde değil Yargıtay’da yargılanabilir öyle mi? Evet. Aslında tartışma, yargılamayı kimin yapacağında değil, soruşturmayı kimin yapacağında çıkıyor. Çünkü CMK’da buna ilişkin bir düzenleme yok. Kanun’un 251. maddesi, “250. Madde’ye giren suçların soruşturmasını Özel Yetkili Savcı yapar” diyor. Yargılama için getirdiği istisnayı, soruşturma için getirmiyor. Dolayısıyla Erzurum Özel Yetkili Savcısı, “Kanun, soruşturma yetkisini bana veriyor” demekte haklı. Çünkü o, 251. Madde’ye dayanarak Erzincan Savcısı’nı soruşturuyor. HSYK ise, “250. Madde’de yargılamayla ilgili getirilen istisna, soruşturmayla da ilgili. Erzincan Savcısı, Yargıtay Kanunu’na göre soruşturulmalı. Özel Yetkili Erzurum Savcısı onu soruşturamaz” diyor. Bir kesim Erzurum Savcısı’nın, bir kesim de HSYK’nın yorumunu savunuyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.