“Alevi gençliği üzerine yeni bir çalışma yaptım. İş piyasasından da dışlandıkları ortaya çıktı. AKP Hükümeti toplumda Sünni-Hanefi-Türkün ve Doğu Karadenizlilerin önünü açıyor, devlette iş bunlara veriliyor.”
“Kemalizm ırkçılığı barındıran bir ideoloji. Kürt sorunu ya da dış meselelerde sıkışıldığında ırkçı yanı çıkıyor. Kemalizm farklı kimliklerle yaşayamadı. Azınlıklar giderse vatan, millet olunacağına inandı.”
“Meclis’e üç tarz muhafazakârlık egemen. MHP milliyetçi muhafazakârlığı, AKP muhafazakâr İslamcılığı, CHP muhafazakâr cumhuriyetçiliği temsil ediyor. Üçü de muhafazâkar, üçü de milliyetçiliğe oynuyor. Üçü de kadını dışlıyor.” * * *
NEDEN? YÜKSEL TAŞKIN Türkiye, “sosyal demokrat” olduğunu söyleyen bir partinin içinden ırkçı milletvekillerinin çıkabildiği bir ülke durumunda hâlâ. Üstelik bu durum olağan karşılanıyor. Irkçılık yapan milletvekilleri kendi partisinden, tabanından tepki almıyor. Belki övgü bile alıyor. Diğer partiler bu tavrı eleştirmiyor. Cumhurbaşkanı soyunda Ermeni olmadığını kanıtlamaya uğraşıyor. Biz ırkçı bir toplum mu olduk? Yoksa zaten hep mi ırkçıydık? Niye böyle ırkçı bir ortak damar çıkıyor ortaya? Irkçılığın temelinde ne var? Eğitim mi, yaşam tarzı mı, gelenekler mi, dünyaya karşı duyulan korku mu? Bütün bunları Marmara Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yardımcı doçent olarak görev yapan siyaset sosyologu Yüksel Taşkın’a sorduk. Ağırlıklı olarak “Türkiye’de Muhafazakârlık”, “Toplumsal hareketler ve entelektüeller”, “Cumhuriyet dönemi siyasi tarihi”, “Ortadoğu’da toplum ve siyaset” konuları üzerinde çalışan Yüksel Taşkın’ın İletişim Yayınları’ndan çıkan Anti-Komünizmden Küreselleşme Karşıtlığına, Milliyetçi Muhafazakâr Entelijensiya
isimli kitabı bulunuyor. Çok sayıda makalesi yayınlanan Yüksel Taşkın, Toplum ve Bilim
dergisi yayın kurulunda da görev yapıyor. * * *
NEŞE DÜZEL: Bazen tek bir olay, toplumun derinlerindeki bir sorunu açığa çıkartabiliyor sanırım. Aydınların, “Ermenilerden özür diliyoruz” kampanyası da garip bir ‘ırkçılığı’ ortaya çıkarttı. Sosyal demokrat olduğunu söyleyen bir partinin milletvekili, Cumhurbaşkanı’nın atalarının Ermeni olduğunu iddia edip DNA testi bile istedi. Sosyal demokrat olduğu söylenen bir partide böyle ırkçı bir milletvekili nasıl olabiliyor? YÜKSEL TAŞKIN: Kemalizm, iki vurguyu birden içinde taşır. Birincisi dışlayıcılıktır. İkincisi, “medeni dünyaya uyumlanmalıyız” diyerek yapılan uygarlıkçı vurgudur. Kemalizm baştan beri dışlayıcıdır. Kemalizm azınlıklarla ve farklı etnik kimliklerle birarada yaşama meselesini çözememiştir. Azınlıkların Türkiye’den gitmesiyle vatan ve millet olunabileceği vurgusuna sahiptir.
Kemalizm ırkçılığı içinde barındıran bir ideoloji mi? Evet. Kemalizm’in dışlayıcı bir etnik milliyetçiliğe ve ırkçılığa kayabilme potansiyeli var. Özellikle uluslararası meseleler devreye girip de korku ve sıkışma yaşandığında ya da Kürt sorununda sıkıştığında Kemalizm’in ırkçı tarafı ortaya çıkıyor. Biz sol öğrenci hareketlerini hep ilerici eksende değerlendirmeye eğilimliyiz ama 1950’lerden beri öğrenci hareketlerinde yer yer ırkçılığa varan boyut zaten var. Kemalizm’in, dünyayla uyumlanmada iyimser olduğu zamanlar da var tabii.
O zaman ne yaşanıyor peki? O zaman Kemalizm, sorunları demokrasiyle çözebileceğine inanıyor ve 1980 öncesindeki Ecevit döneminde olduğu gibi bir sosyal demokrasiye evrilebiliyor. Nitekim 1960-1980 arasında Kemalizm’in ırkçı yönü çok ortaya çıkmadı. Turan Feyzioğlu-Coşkun Kırca’nın etnik temele dayalı dışlayıcı ‘sağ Kemalizm’ çizgisi marjinalde kaldı. O dönemde, Ecevit’le temsil edilen ‘sol Kemalizm hâkim oldu. Gerçi Ecevit çok sonra DSP’yle birlikte sağ Kemalist oldu ama...
Peki, bugün CHP’de hangi Kemalizm hakim? Sola kaydığı gerekçesiyle CHP’den ayrılıp Güven Partisi’ni kuran Turan Feyzioğlu ile Coşkun Kırca’nın çizgisi muhafazakâr cumhuriyetçiliktir. Onlar o gün ne söylüyorsa, bugün Baykal da, Mümtaz Soysal da aşağı yukarı aynı şeyi söylüyor. Baykal bugün Feyzioğlu’ndan çok farklı değil. Çünkü Baykal sol Kemalizm’den sağ Kemalizme geçti. Ve CHP de sağ Kemalist bir parti oldu. Zaten bu yüzden kendine sosyal demokrat diyen bir partinin içinden böyle ırkçı bir milletvekili çıkabiliyor. Biliyor musunuz, 12 Eylül’den önce iki kesim darbe olacağının haberini önceden alıyor.
Kim bunlar? Biri Coşkun Kırca ve Turan Feyzioğlu... Diğeri Aydınlar Ocağı. Bu iki kesim de askerlere hemen kendi anayasa taslaklarını yetiştiriyorlar. “Biz halktan korkuyoruz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.