Bu bir veda yazısı.
Veda etmekte hep zorlanırım. Psikolojide buna ayrılık endişesi diyorlar.
Alıştığım yerden ayrılmakta her zaman güçlük çektim. Bırakıp gitmek, bağları geçici de olsa kopartmak nedense gerginlik ve hüzün yaratır bende.
Şimdi de Taraf gazetesinden ayrılırken aynı duygular içindeyim.
Fakat bir yandan da biliyorum ki değişim hayatın temel kuralı, hatta mayası.
Değişmezsek, bırakıp gitmezsek, sevdiğimiz insanlardan, bağlandığımız yerlerden hiç ayrılmazsak insan olarak gelişmemiz durur, kireçlenme başlar, beslenme biter, günün birinde hakikaten kalkıp gitmeye mecbur kalırsak yerimizden kıpırdayamaz hale geliriz, işte o zaman daha büyük acı çeker insan.
Hayatın böyle manasız bir de kuralı var, kozmik bir kural adeta, büyük acılar çekmemek için zamanında küçük acılara katlanmak. Gitmek de bunlardan biridir işte, ayrılmak gerekli bir hüzündür.
Bereket insan bir kere harekete geçince, o hüzün çabucak dağılıyor. En azından bana öyle olur. Geride bıraktığım insanların özlemiyle yanarım, birine ya da bir şeye ihanet etmişim gibi kendimi suçlarım, pılımı pırtımı toplamakta zorlanırım, bavuluma ne koyacağımı bir türlü bilemem, uykularım kaçar, derin varoluşsal endişelere gark olurum, bazen yatıştırıcı ilaç aldığım bile olur, ama bir kere yola çıkınca aniden yüreğim hafiflemeye başlar, bilinmeyenin korkusu yerini yenilik heyecanına bırakır, hayat da öyledir zaten, mutlaka yeni bir şey olur ve hüzün yerini sevince bırakır, özlem hep kalır tabii, hele benim gibi geçmişi deşmeye bayılan nostaljik insanlarda özlem hiç bitmez, ama zamanla başka tatlara bürünür kuşkusuz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.