Şu kadın-erkek eşitliği olayını başaramadık.
Başbakan’ın epey önce yaptığı bir açıklamanın yankıları sürüyor.
Kadın-erkek eşitliği diyorlar, haklar konusunda eyvallah ama diğeri yaratılışa aykırı gibi sözler etmişti hani. Şimdi, liberaller gibi, muhafazakârların da çok sevdiği kelimeler var. Bunlardan bir tanesi de yaratılış, yani insan doğası ya da “fıtrat”. Onlar genellikle Osmanlıca kelimelerden hoşlanıyorlar.
Şöyle basit bir gerçekliği hatırlatsam, Cumhuriyet Bayramı kutlaması olarak: Eşitiz çünkü farklıyız. Olay gerçekten de bu kadar basit.
Fransız felsefeci ve feminist Sylviane Agacinski, Cinsiyetler Siyaseti adlı kitabında güzel bir şey söylemişti: “Bir uygarlık iki cins arasında ne kadar eşitlik kurabilirse, bireylere de o kadar saygı gösterir.”
Zaten Fransız kadın hareketi uzun bir süredir eşitlik yerine “tam eşitlik” deyimini tercih ediyor; Fransızca “parite” kelimesini kullanıyorlar, yani “denklik”. Bu düşünceye göre kadınların tam eşit olmadığı bir demokrasi, yani kadınsız demokrasi, temsil krizinden asla kurtulamayan bir demokrasi olacaktır; o demokraside etnik ve dinî azınlıklar da asla tam olarak temsil edilemez. Çünkü insanlığın iki yüzü var: kadın ve erkek.
Erkeklerin ve kadınların eşit olduğunu söylemek, onların tıpa tıp benzer oldukları anlamına gelmez. Eşitlik ilkesi, farklılığın kabul edilmesini dışlamaz. Yani, kadınlarla erkekler aynı oldukları için değil, tersine farklı oldukları için eşitler. Bu yüzden de kadınların siyasadan dışlanmaları tam bir demokrasi ayıbıdır.
Dindar muhafazakârlar, kadınla erkek arasındaki farkı sadece doğurganlık ve insan soyunun üremesi temelinde göremedikleri için bu engele takılıyorlar galiba.
Yazının devamını okumak için tıklayın.