İnsan iktidar ilişkilerinden olabildiğince uzakta durup gene de dünya işlerinin içinde kalabilir mi?
Elias Canetti’nin Kafka üzerine bir çalışmasını yıllar sonra tekrar okurken bu soru takıldı zihnime. Kafka’nın Öteki Dava’sı / Felice’ye Mektuplar kitabında Canetti neredeyse bir psikanalist inceliğiyle Kafka’daki iktidar sorunsalını ele alıyor.
“Kendisi iktidar sahibi olmayan bir adamın, her tür iktidardan geri durmak için gösterdiği bu kararlı çabada insanı derinden heyecanlandıran bir taraf var” diye yazmış Canetti. Bütün yazarlar arasında en büyük iktidar uzmanı Kafka’dır diyor.
Düşünün ki bu adam herhangi bir iktidar ilişkisine girmemek için evlenmekten kaçınmış, çocuk sahibi olmayı kendine yasaklamış, kendi ailesine sevgi beslediği kadar nefret de duymuş; ilk nişanlısı Felice’nin ona dayattığı sıradanlık iktidarına direnmek için yüzlerce mektup dolusu dil dökmüş. Babasına “Evlilik tam da senin asli alanın olduğu için bana kapalı” diye yazıyor. İktidar ilişkisine dönüşmesin diye sevgiyi uzaktan yaşamayı seçmiş, kendini her tür iktidara karşı korumak için akıl almayacak taktiklere başvuruyor ama aynı zamanda dünyadan büsbütün elini eteğini çekmemiş, edebiyatçı kimliğine önem veriyor ve o kimlik için mücadele ediyor, fakat en ufak başarma hırsı yok; kitapları beğenilmezse yepyeni eserler yazmak için taze güç topluyor yenilgiden.
İster fizik ister psikolojik olsun, şiddetin her türünden nefret eden bir adam, ama bir sigorta şirketinde orta düzey yönetici olarak çalışmaktan – yani gündelik sıradan iktidar ilişkilerine girmekten- o kadar daha çok nefret ediyor ki, Birinci Dünya Savaşı’nda askere gitmeye bile razı, herhalde kolay tarafından ölürüm diye umuyordu ve çürüğe çıkartılıp askere alınmayınca çok üzülüyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.