Bütün İstanbullulara çağırımdır: Avrupa Kültür Başkenti girişimine koşut olarak İstanbul’un şehircilik projeleriyle ilgili bir izleme ve katılım hareketi oluşturalım.
Bunu belki geniş bir internet sitesiyle, ayrıca sürekli bir yayınla, en azından haftalık bir şehir gazetesi şeklinde, hatta mitinglerle gerçekleştirebiliriz.
Keşke medya ilgi gösterse biz falancayı haberdar etsek gibi hantal ve eski bir yöntemle sınırlı kalmayalım. Birbirimizi haberdar edelim.
Bütün şehri kapsayan bir sivil toplum seferberliğinden söz ediyorum.
Nasıl gerçekleştirilir bana sormayın örgütçü ya da ütopyacı değilim Sadece hayati bir ihtiyacın varlığını fark edip cehalet uykusundan uyanmış bir vatandaş olarak konuşuyorum
Böyle bir seferberliğin her zamankinden daha gerekli ve acil olduğunu kavramanın şoku içindeyim Beni uyandıran şey de çok sevdiğim bir eski dostla Korhan Gümüş’le buluşup konuşmak oldu
Korhan’ı 1995’ten beri tanıyorum yani . nsan Yerleşimleri Merkezi’ni kurduğu ve şehirli insanın kendi kaderi üzerinde söz sahibi olması için kimilerine Don Kişotça gelen sivil toplum hareketini başlattığı dönemden beri
Hani biz zavallı Türkiye vatandaşları 1996’daki HABITAT toplantısına kadar sivil toplumun ne olduğunu bile duymamıştık da sonra öğrenip en azından kâğıt üzerinde pek sevmiştik?
Şimdi AKP’liler dahil birçok siyasetçi de arada sivil toplum temsilcileriyle buluşup güya fikir danışır gözükmenin önemini anlayıp çok sevdiler Yani ortada sivil toplum diye bir totem var herkes önünde bir eğilip el çırpıyor da başka , bir şey olmuyor Çünkü totem -yani biz hepim , iz- henüz uykuda arada gücünü göstermek için bir silkindiğinde azıcık yer sarsılıyor da bürokrat siyasetçi belediyeci koşup aman totem , işte sana , bir adak iki budak diye bizi susturuyor Hiç değilse yeni yolcu vapurlarını kendimiz seçtik diye seviniyoruz
2010 galiba totemin iyice uyanması için bulunmaz bir fırsat olarak karşımıza çıktı HABITAT’tan on beş yıl sonra Devrimin ikinci aşaması Tabii bizler uyanmak istiyorsak Böyle sembolik olaylar bazen büyük uyanışlara yol açar
Korhan aynı ütopyacı duygularla önce İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olma girişimini başlatan şimdi de 2010 Ajansı’nda şehir projelerinden sorumlu yürütme kurulu üyesi olarak çalışan elini her daim taşın altına koyan bir mimar Bu adam peygamber değil düşündüğü her şey ille doğrudur diye bir iddiası da yok, ama söylediklerini dinlemekte yarar var
Neden? Çünkü olay İstanbul için bir ölüm kalım meselesi: Ya yönetilir ve yaşanılır bir şehir olmaya doğru adım atacak ya da iş tamamen çığırından çıkacak tam felakete dönüşecek
Korh , an’ın ifadelerini kullanayım: Şehirdeki değişimi bize dayatılan bir kader gibi yaşamaktan kurtulamazsak canlı şekilde mezara koyulmuştan beter olacağız , herhangi bir depremden ya da sürekli savaş halinden bile daha fazla enerji yok eden bir süreç başlayacak
Teşhis bu kadar dramatik olunca işi somuta indirgemek için bir anket sorusu sor , dum Korhan’a: 31 Aralık 2010 gecesi neyi başarmış olsak rahat uyurdun? ,
Hiç tereddütsüz cevap verdi: Marmaray.
Yazının devamını okumak için tıklayın.