“Uyuyan bir kelebek!
Kimbilir ne yapıyordur
geceleri?”
Bu dizeleri okuyunca, gündüz uyuyan bir kelebeğin gece ne yaptığını merak etmeyeli ne kadar oldu acaba, diye sordum kendime. Hayvanların bir gece hayatı olduğunu nicedir unutmuşum. “Haikular” kitabını açınca öyle bir dünyaya girdim yeniden. Sözcükler Yayınları’nın dünya şiiri dizisinden yeni bir kitap. Hem kitabı yayına hazırlayan, hem de “Sözcükler” edebiyat dergisinin kurucu editörü, şair Turgay Fişekçi armağan etti. Bahara girerken en güzel hediye. Cevat Çapan ve Kenan Sarıalioğlu çevirmiş şiirleri.
Haiku, üç dizelik bir kısa şiir harikası, 16. Yüzyılda Japonya’da doğmuş, bütün dünyada yazılıyor şimdi. Google tıklayınca, her dilde yüzlerce haiku çıkıyor karşınıza. Az sözle çok şey söylemek büyük hüner. Denedim, yapamadım. Ne kadar alışmışız lafazanlığa. Hiçbir şey söylemeden bir dolu laf etmeye pek tutkunuz. “Haikular” kitabıyla ruhunuzu yıkayın bari. Ben öyle yaptım.
Başka türlü minyatür ustası şu Japonlar, hem resimde hem şiirde. Saray kültürünün halk kültürünü inceltmesi, tıpkı Osmanlılarda olduğu gibi, nefis popüler biçimler yaratmış; bizde ebru ve rubai varsa, onlar da şiirde haiku, resimde “ukiyo” gibi (baskı desen) çeşitli sanat türleri geliştirmişler. (Hokusai, Hiroşige gibi ressamlar geliyor akla.)
Ruhumuzun çeşitli hayatlar yaşamak için çeşitli kereler dünyaya geldiğine inansam, önceki hayatlarımdan birinde Japonya’da yaşamışım derdim, öylesine sevdalandım o ülkeye, yıllar önce bir kez gittiğimde. Son deprem ve beraberinde gelen felaketler yüreğimi yaraladı. Nerede olsa üzülürdüm, ama Japonya’daki yıkım derinden sarstı beni. İşte yıkım ve yapım döngüsü yüzyıllardır sürüyor dedim sonra. 1656–1715 yıllarında yaşamış şair Kyoroku’nun “Eski masallar” şiirine bakın mesela, Cevat Çapan’ın duru çevirisiyle: “Evvel zaman içinde/ eski depremlerin masalları anlatılıyormuş/ bir mangalın çevresinde.
Yazının devamını okumak için tıklayın.