Ocak ayında gösterime girecek Kurtlar Vadisi- Filistin filminin fragmanlarını görmek bana yetti, dehşetli eğlenerek yılı kapattım. “Mavi Marmara” macerasını hikâye etmişler besbelli. Korkunç birtakım İsrailli adamlar “Büyük İsrail” diye bir hayalden söz ediyorlar. Eskiden Yunanlılara da “megalo idea” diye bir şey atfedilirdi. Yakın zamanda “Büyük Ortadoğu” çıktı malum, daha da önce bizde “Büyük Doğu” vardı, Necip Fazıl’ı falan hatırlarsınız, biz insanlığın bu büyük şeylere merakımız hayli kaygılandırıcı geliyor bana. (Nâzım’ın Büyük İnsanlık şiiri ve her zamanki gibi Zülfü Livaneli giriyor burada araya!) Neyse, filmdeki kahraman Müslüman-Türk birlikler şöyle yarı acıklı yarı gülünç şeyler söylüyorlar bağırarak: Biz gökten kurban beklemeyiz, masumun tek teline dünyayı kurban ederiz!
Vah yavrucak dedim içimden, senaryo yazarını düşünerek. Şimdiden belli oldu sanki 2011’in neyi tartışarak başlayacağı.
2010’da bu Büyük İsrail lafını gene işittim ama nerede diye hatırlamaya çalışırken geliverdi aklıma, televizyonda bir ara Erbakan’la röportaj modası esti, o anlatıyordu, iyice yaşlanmış, gaipten haber bildirir havalara girmiş, titrek sesiyle, ömrü bol olsun, biraz bundan önceki Papa’ya benziyor konuşması, o da böyle ruh gibi konuşurdu.
Kurtlar Vadisi-Vatikan diye bir film yapılırsa Sayın Erbakan çok iyi Papa rolüne çıkar bence. Tabii Papa deyince iki şey akla geliyor: Birincisi, yılın gazetecilik skandalı WikiLeaks değildi, Mehmet Ali Ağca’nın televizyona çıkartılmasıydı. O da iyi aktör, o da gaipten haber verir havalara girerek paçayı kurtarmıştı vaktiyle. Artık kötü bir Recep İvedik taklidi olmaya başladı. Böyle bir şey mümkünse tabii.
İkincisi, şimdiki Papa Londra’yı ziyaret edince ( Sekizinci Henri’ye rağmen!) gay yurttaşlar öpüşme gösterisi yaptılar, en güzel karesiydi 2010 yılının.
Yazının devamını okumak için tıklayın.