İnşa edilmiş bütünlüklü bir yazı yerine bölük pörçük esintilerle başlamak istedim yeni yıla. O parçalardan bir bütünlük çıkar mı bilmiyorum. Ana fikri “yeni” ve “yenilik” olacak bu düşünsel gezintinin.
Hukuk ihmali yüzünden serbest kalan katilleri, namus bahanesiyle kadınların kurban edildiği vahşi cinayetleri, Atatürk Said Nursi’nin elini sıkmış mıydı gibi manasız kavgaları bir an için de olsa unutmak istiyorum. Yeni bir şey var mı?
(yeni) ...Böyle paranteze alınmış haliyle “yeni” adını taşıyan bir dergi çıkmaya başladı, ikinci sayısı elimde. Sinema, kültür, edebiyat konularında denemeleriyle bildiğimiz, Manchester Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan iktisatçı İsmail Ertürk üstlenmiş editörlüğünü. Üç ayda bir çıkacak. Kitap formatında bir yeni-lik. Enis Batur, Murat Gülsoy, Oruç Aruoba, Oğuz Demiralp, Ekrem Işın gibi edebiyatçı isimler var yayın kurulunda. Fahri Özdemir’in yayınevi Kırmızı Yayınları bünyesinde çıkıyor.
Gerek Ertürk’ün dergiyi sunuş yazısında söyledikleri, gerek ikinci sayıda ele aldıkları “Kültür endüstrileri üzerine” tartışmasında önemsediğim bazı görüşler var.
Parasal ve siyasal güçlerle işbirliği yaparak mı, yoksa daha bağımsız yollar arayarak mı aydın kendine yakışır bir yeni “karşı duruş” noktası bulacak? Kültür ve sanat kaybettiği özerkliği geri kazanabilir mi? Bu mücadelede halkın, hepimizin, ekmek ve su kadar sanata da ihtiyacımız olduğunu fark etmemiz ve sanata daha doğrudan ulaşmamız hangi yollardan sağlanacak? Halk, bizler, bu mücadeleyi yapmaya hazır mıyız ve hangi yöntemlerle yapacağız?
Yeni dünyanın yeni soruları. Cevap bulması hiç de kolay değil. Yeni olan, her zaman mucize gibi karşısına çıkmıyor insanın, bazen onu yaratmakta yahut ortaya çıkartmakta bizlerin de bir rolü olmak zorunda.
Yazının devamını okumak için tıklayın.