1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:03
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Önder Aytaç & Emre Uslu APOLETİKA 23.08.2008
Önder Aytaç & Emre Uslu
Emniyetin aydınlık çocukları siz de çooook oluyorsunuz ama...
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Önder Aytaç & Emre Uslu - Emniyetin aydınlık çocukları siz de çooook oluyorsunuz ama... Önder Aytaç & Emre Uslu - Emniyetin aydınlık çocukları siz de çooook oluyorsunuz ama... Önder Aytaç & Emre Uslu - Emniyetin aydınlık çocukları siz de çooook oluyorsunuz ama... Önder Aytaç & Emre Uslu - Emniyetin aydınlık çocukları siz de çooook oluyorsunuz ama... Önder Aytaç & Emre Uslu - Emniyetin aydınlık çocukları siz de çooook oluyorsunuz ama... Önder Aytaç & Emre Uslu - Emniyetin aydınlık çocukları siz de çooook oluyorsunuz ama... Önder Aytaç & Emre Uslu - Emniyetin aydınlık çocukları siz de çooook oluyorsunuz ama... Önder Aytaç & Emre Uslu - Emniyetin aydınlık çocukları siz de çooook oluyorsunuz ama...
Önder Aytaç & Emre Uslu köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Tam da Ergenekoncu polisleri yazdığımız bir dönemde “Ergenekoncu” polisten geldiği tahmin edilen bir asılsız ihbar mektubuna itibar eden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Emniyeti Organize Suçlar Şubesi’nde “Osman Paksüt” kaseti aramak için huruç eyledi. Yoksa aranması istenilen, yargıdaki Ergenekon bilgileri miydi?..

Farklı bir yaklaşımla konuya bakacak olursak; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, resmî kurumların illegal olabilecek işlerini “hukuk”un kontrolüne almak için, “asılsız” ihbarları bile dikkate alması bizi gerçekten de çok cesaretlendirdi. Artık hukuk adamları, üniformalıların yapabileceği hukuksuzluklara karşı, asılsız bir ihbara dayanarak bile girişimler başlatabiliyor. Umuyoruz ki, savcılarımız, o ihbarı yapan polislerin ve operasyona izin veren savcıların da Ergenekoncular’la ilişkisinin olup olmadığını da, ayni hassasiyet ve gayretkeşlikle araştırıyorlardır.

Yukarıdaki örneklemden cesaret alarak biz de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gerçek bir ihbarda bulunmak istiyoruz. Bizim ihbarımıza karşı da savcılığın aynı cesareti gösterip, ‘tak diye söylenileni, şak diye yapmak’ gayreti içinde olacağına inanıyoruz. Bu ülkede darbe yapmak isteyen cuntacı bir yapılanma; Sarıkız, Ayışığı ve Eldiven adlarında planlar yaptılar. Bu, suç olan darbe eyleminde bulunanlardan birisi hariç, diğerleri hâlâ dışarıda dolaşıyor. Hadi görelim bakalım sayın savcılarımızın hukuka saygılarını, Kanun’u yalnızca bir saz aleti olarak algılamadıklarını. Bir dava açın da, yıllardır “darbe girişimini ispatlayacağım” diye çırpınan Alper Görmüş’ü de çağırıp kendisine sorun. Onun bilgi ve doküman birikiminden de yararlanın.

Yok bunu yapmazsanız, İstanbul Organize Suçlar Şubesi’ne düzenlediğiniz ve sonuçsuz kalan “baskın” girişiminin, kamu vicdanında ve rahatsız olan genç subaylar, genç emniyetçiler, genç MİT’çiler, genç hâkim ve savcılar, genç işadamları, genç eğitimciler ve genç Türkiyeliler’in akıllarında ve yüreklerinde oldukça kuşkuyla karşılandığını size söylemeliyiz.

Bu baskın girişimi ile İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Mersin’de, Trabzon’da, Konya’da ve yurdun değişik yerlerinde, gecesini gündüzüne katarak canla başla çalışan yüzakı güvenlik güçlerinin/ emniyetçilerin yıldırılmasına mı çalışılıyor diye soranlara nasıl yanıt vereceğiz? Kime ve neye hizmet ettiği anlaşılamayan ve özellikle polis noktalarını ve polisin kendisini hedef alan son 2-3 haftadaki terörist saldırılar ile Emniyetin aydınlık çocuklarına verilmek istenen bir mesaj mı vardır? Ne dersiniz?

“Artık çok olduğunuzun farkına varın. Bırakın memleketin Süpermen(ler)i olmayı. Bırakın çeteyi meteyi, mafyayı, kapkaççıyı, teröristi. Demokrasi bir kaç liberalin boş çığlığından öteye gidemeyen bir slogan olarak kalsın. Sizin neyinize demokrasi, çetesiz devlet, barış içinde yaşayan toplumlar. Bırakın ve eski günlere dönün. Gece gündüz çalışmanıza gerek yoktur. Koltuklarınızın altında gazete kâğıtlarına sardığınız sahra telsizlerini yeniden alın elinize. Manava, bakkala, kasaba gittiğinizde telsizinizin antenini gücünüzün sembolüne dönüştürün ve köşeyi dönmeye bakın. Çalışmak, observation araçları ile çetecilerin, Ergenekoncular’ın, teröristlerin peşine düşüp Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili ile Ergenekon Kaçağı’nı yanlışlıkla pişti yapacağınıza, gidin kahvelere ‘al kızı ver papazı’ oynayın. Sakın ha önemli adamların önemli anlarını piştilemeyin. Unutmayın pişti ancak kahvede oynanabilecek bir oyundur.”

“Olaylar olur, bombalar patlar, ülke yönetilemez hale gelir ve ülkeyi kurtaracak bir cunta lideri elbet bulunur. Bu lider bir “ay-ışığı” gibi üzerimize doğup, düne kadar patlayan onca bombayı bir anda sessizleştirebilir. Aynı 11 Eylül’e kadar patlayan bombaların, aniden 12 Eylül günü son bulmasında olduğu gibi. Hatta patlayan onca silahın ışıklarından “bir ressam” hassasiyetiyle “Yakamoz” manzaraları çizilebilir ‘netekim’. Ülke “sahipsiz” olmadığına göre, bırakın kendini bu ülkenin gerçek sahipleri gibi gören asalaklar, yıllardır yaptıkları gibi yine işini yürütsün.”

Her türlü olumsuzluğa rağmen, işlerini ciddiyetle yapan bu aydınlık insanlar, hukukun üstünlüğü inancıyla, güvenlik güçlerinin yaptığı her eylem ve işlemden hesap vermesinde ve güvenlik güçlerinin yaptıklarında şeffaflık olmasında kararlılar. Elbette önlerinde büyük engeller var. En büyük engel de, kendilerinden önce gelenlerin “devleti koruyacağım” iddiasıyla, bireyi hiçe sayarak ezerken, toplumun her kesiminde bıraktığı izlerin silinemeyecek kadar derin ve acı olması. Elbette aralarında, özellikle yüksek kademelerde, eski zihniyetin temsilcileri az da olsa var. Ama demokratik polislik ve toplum destekli polislik bilinciyle, insan haklarına saygılı, kendini geliştiren, medeni, işkenceye ‘sıfır’ tolerans ile işini yapan bu insanlar, ülke demokrasisinin de sigortası olduğunu artık kanıksadılar. Bu bilinçten hareketle, yalnızca Ergenekon davası sürecinde değil, Sauna operasyonunda da, Atabeyler çetesini yakalarken de, Danıştay saldırganını yakalayıp oyunu bozarken de, bu ülkenin demokrasisini hep ipten aldılar ve bir kez daha işlerini iyi yapmanın onur ve huzurunu yaşadılar.

Bundan rahatsızlık duyan çevrelerin baskıları, amansız eleştirileri ve saldırıları elbette olacaktır. Onlar da bunun bilincinde olarak çalışıyorlar. O zaman Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Başbuğ, İçişleri Bakanı Atalay bu güzel yurdum insanlarını korumalı ve kollamalıdırlar. ‘Bana ne’ kolaycılığından sıyrılıp, Ergenekon’un karşısında olduklarını ve güvenlik güçlerine/ polise destek verdiklerini açıklamalı ve arkalarında olmalıdırlar... Eğer bu olursa, biz, geleceğin daha aydınlık, hem de çok daha aydınlık olacağına inanmaya devam edeceğiz.

Emniyeti dalga dalga izlemeye devam edin efendim!..

 

Diğer Önder Aytaç & Emre Uslu Makaleleri:
  1. ‘AKP içinde güçlü bir Ermeni lobisi var’ - 16.05.2009
  2. 32. Gün’e, Büyükanıt’a ve Ergenekon savcılarına teşekkürler - 11.05.2009
  3. Mardin: İlkellik terörü mü? - 09.05.2009
  4. Diyarbakır’ın ‘kuçe’ ve/veya ‘kuç’ çocukları - 04.05.2009
  5. ‘The cemaat’ ve Org. Başbuğ’un konuşma(ma)sı - 25.04.2009
  6. Ergenekon Üniversitesi - 20.04.2009
  7. Ulusalcılığa methiye - 18.04.2009
  8. Mahsun’la ‘Güneşi Gördüm’ ya sen? - 13.04.2009
  9. Obama’nın ardından: ‘Anadolu’yla dolu olmak - 11.04.2009
  10. DTP, AKP ve ‘çamura yatmak’ - 06.04.2009
  11. Cemil Çiçek’in güvenlik algısı: DTP ve Ermenistan - 04.04.2009
  12. E-TÖ gölgesinde seçim sonrası - 30.03.2009
  13. E-TÖ gölgesinde seçim-loto - 28.03.2009
  14. PKK’yı dağdan indirmek - 23.03.2009
  15. “E-TÖ tipi medya”ya sobeeee!.. - 21.03.2009
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Emniyetin aydınlık çocukları siz de çooook oluyorsunuz ama... - Önder Aytaç & Emre Uslu
03.09.2010 06:03:05