9.2.2009’da yazdığımız makalemizde “O çocuk:
Taraf” demiş ve; “asit bidonlarında ruhlarıyla birlikte eritilmiş Kürtlerin; kafasına kurşun sıkılmadan önce ağzına bant çekildiğinden dolayı ancak kalbinin derinliklerine doğru çığlık atabilen Musa Anter’in korku dolu gözlerle katiline baktığı o ‘ihtiyar an’ı, infaz edilmiş ve bir yol kenarına atılmak üzere götürülürken iki JİTEM itirafçısı arasında oturtulmuş ‘soğuk bedeninin’ henüz soğumamış izlerini takip etmek; ‘ölü’ ama ‘öldürülememiş’, dizlerinin üzerine çöktürülmüş ama ‘diz çökmemiş’ bu asil Kürt bilgesinin hesabıyla birlikte ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli bazı kurumlarını tamamen tahrip edecek’ korkusuyla tarif edilmiş onca masum bedenlerin hesabını sormanın neresi sorunlu acaba?” demiştik.
Sonra da, “Ahmet Altan, tüm ekibiyle birlikte hazırladığı
Taraf, yanağını cama yapıştırıp evin çaprazındaki caminin şerefesinde iftar zamanını haber veren ışıkların yanmasını bekleyen, ışıklar yanar yanmaz bunu heyecanla bağırarak haber veren o çocuğun ta kendisi. Her gün yeniden ve acımasızca üzerinden silindir gibi geçilen nesillerin hikâyelerini anlatan o ışıkların yandığını haber vererek ‘suskunluk orucu’ tutan ‘aydın’ların kafa konforunu bozduğu için de büyüklerinden aferin almak yerine azar işitiyor. Tek fark da işte bu” anlatımıyla da yazımızı sonlandırmıştık.
Yüzlerce e-mail ve telefon aldık
Taraf okuyucularından. Biz de bunlardan bazılarını bu yazımızda yine ‘Taraf’ olanlarla/okuyanlarla paylaşalım istedik. Paylaşmalıyız çünkü; gerçekten de çok duyarlı bir okur kitlesi var
Taraf’ın.
Haluk Koçoğlu gönderdiği Musa Anter’in basın şehidi olması ile ilgili yazdığı e-mailinde; “Orhan Miroğlu birinci dereceden olayın tanığıdır. Orhan Miroğlu, kitabında ve çeşitli yerdeki yazılarında olayı farklı anlatmaktadır. İlgilileri bu konuda aydınlatma yazısı yazarlar mı acaba?” değerlendirmesinde bulunmakta.
Orhan Miroğlu üstat da hem telefonla arayan hem de e-mail gönderenlerden oldu ve; “Yazınızda Musa Anter’i içtenlik ve samimiyetle hatırlamanıza çok sevindim, elinize sağlık. Fakat her nasılsa onun öldürülme anını ifade ederken, yanlış anlaşılabilecek bir iki cümleye yer vermişsiniz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.