Rasim Ozan Kütahyalı bundan nasıl bir sonuç çıkarır bilemeyiz ama;
Kurtlar Vadisi’nin son bölümünde İskender Büyük ordudan ayrılan Kenan Yarbay’ı medya patronu Turan Bey’in yanına yerleştirip, Turan Bey’in şirketini kontrol altına almaya çalışıyordu. Benzeri bir durum ETÖ için geçerli olmuş mudur? GSM operatörlerinde kimlerin hangi kritik mevkilere nasıl getirildikleri ETÖ soruşturmaları gibi geniş kapsamlı soruşturmalar için kritik bir konu.
Şöyle anlatalım: Bir GSM operatörünün sahibi hakkında başlatılan soruşturmalardan teknik takip sonucu bir sonuca varılamadığı hep konuşulur. Neden olarak da, GSM şirketinin sahibi işadamının kendi şirketinin telefonlarını kullanmasından ötürü mahkemeler tarafından kendisi hakkında telefonlarının dinlenmesi yönünde karar verilse bile, bundan haberdar olduğu ve telefonunu değiştirerek elektronik takipten kolayca kurtulduğu anlatılır.
ETÖ soruşturması bağlamında GSM operatörlerinden gelen verilerin ne kadar kritik oluğunu sanırız anlamışsınızdır. Bir de GSM operatörlerinin kendileri hakkında alınan takip kararlarını ETÖ üyeleri ile paylaşıp paylaşmadığı da araştırılması gereken bir durum.
Daha açık anlatalım. ETÖ davasındaki tanıklığında Danıştay saldırısı ile ETÖ’yü ilişkilendiren Osman Yıldırım, Kuvayi Milliye Derneği’nden Rasim Görüm’ün 30 Nisan 2006 tarihinde Ataşehir’de Muzaffer Tekin’in talimatıyla, kendilerine el bombalarını getirdiğini ve o sırada Dernek Başkanı Fikri Karadağ’ın da yanlarında olduğunu öne sürmüştü. Ancak 7 Mart 2009’da gazetelere yansıyan bilgilere göre Yıldırım’ın bu konuda söyledikleri ile cep telefonu baz istasyon kayıtlarının birbiri ile çeliştiği belirtiliyor. Baz istasyonu kayıtlarına göre; 30 nisanda Yıldırım’ın Ataşehir’de oluğunu iddia ettiği Tekin ve Öztürk’ün cep telefonlarının Kadıköy’den, Görüm’ün telefonunun Hendek’ten, Karadağ’ın telefonunun ise Balıkesir’den sinyal verdiği ifade ediliyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.