Böylesini ilk defa deniyoruz, görmediğiz bir iddianameyi anlamak için bir kılavuz hazırlıyoruz. Eğer bir gecikme olmazsa, bugün Ergenekon iddianamesi açıklanmış olacak. İddianamenin 2500 sayfa civarında olması bekleniyor. Bu kadar büyük bir iddianameyi ilk etapta kimsenin okuması olası değil. Ama hepimiz, iddianame açıklanır açıklanmaz “uzman görüşleri” şeklinde yetkili/yetkisiz pek çok kişiyi medya aracılığı ile dinlemeye başlayacağız. Burada anahtar kelime/cümle; dinlediğimiz uzmanın “kim için” ne söylediğini bilmemizle doğru orantılı...
İşte bizim görmediğimiz iddianame hakkında kılavuz yazmamız da bu çerçeveden bakınca işimizi kolaylaştıran bir durum. Aslında ilk bakışta çok anlamsız gibi algılanabilecek olan, görülmemiş bir iddianame hakkında bir kılavuz hazırlanması, konuyu anlamayı pekiştirmek açısından iyi bir başlangıç olabilir. Öncelikle, iddianameyi, taraf olanlar “sadece bir iddianame olarak” okumayacak. Onu bir “niyet haritası” ile birlikte okuyup, öylece yorumlamaya çalışacaklar. Dolayısıyla, okuyucular bu niyet haritasının ne olduğunu bilirlerse, iddianame hakkında kimin ne söylediğinden hareketle iddianamenin nasıl bir iddianame olduğunu da kolaylıkla anlayabilecekler.
Biraz trajikomik ama gerçek olan bir konu daha var. İddianame ortaya çıktıktan sonra hakkında yorum yapacak olanların ekseriyet çoğunluğu da, zaten iddianamenin tamamını okumayacak; okumuş gibi yaparak yorumlarını medyada çıkan haberlere dayandırarak yapacaklar. Okuyanların büyük çoğunluğu da sübjektif kriterleri ile okuduklarından, savcıların ne dediğini anlamayacaklar. İddianamenin nasıl bir şey olduğunu anlamak için yorumlarını okuyacağınız köşe yazarları da, yandaş hukukçuların görülerine göre hizaya geçecekler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.