Böylesini ilk defa deniyoruz, görmediğiz bir iddianameyi anlamak için bir kılavuz hazırlıyoruz. Eğer bir gecikme olmazsa, bugün Ergenekon iddianamesi açıklanmış olacak. İddianamenin 2500 sayfa civarında olması bekleniyor. Bu kadar büyük bir iddianameyi ilk etapta kimsenin okuması olası değil. Ama hepimiz, iddianame açıklanır açıklanmaz “uzman görüşleri” şeklinde yetkili/yetkisiz pek çok kişiyi medya aracılığı ile dinlemeye başlayacağız. Burada anahtar kelime/cümle; dinlediğimiz uzmanın “kim için” ne söylediğini bilmemizle doğru orantılı...
İşte bizim görmediğimiz iddianame hakkında kılavuz yazmamız da bu çerçeveden bakınca işimizi kolaylaştıran bir durum. Aslında ilk bakışta çok anlamsız gibi algılanabilecek olan, görülmemiş bir iddianame hakkında bir kılavuz hazırlanması, konuyu anlamayı pekiştirmek açısından iyi bir başlangıç olabilir. Öncelikle, iddianameyi, taraf olanlar “sadece bir iddianame olarak” okumayacak. Onu bir “niyet haritası” ile birlikte okuyup, öylece yorumlamaya çalışacaklar. Dolayısıyla, okuyucular bu niyet haritasının ne olduğunu bilirlerse, iddianame hakkında kimin ne söylediğinden hareketle iddianamenin nasıl bir iddianame olduğunu da kolaylıkla anlayabilecekler.
Biraz trajikomik ama gerçek olan bir konu daha var. İddianame ortaya çıktıktan sonra hakkında yorum yapacak olanların ekseriyet çoğunluğu da, zaten iddianamenin tamamını okumayacak; okumuş gibi yaparak yorumlarını medyada çıkan haberlere dayandırarak yapacaklar. Okuyanların büyük çoğunluğu da sübjektif kriterleri ile okuduklarından, savcıların ne dediğini anlamayacaklar. İddianamenin nasıl bir şey olduğunu anlamak için yorumlarını okuyacağınız köşe yazarları da, yandaş hukukçuların görülerine göre hizaya geçecekler. Yani Sabih Kanadoğlucular ile Sami Selçukçular aslında okudukları yazılı metne göre değil, duydukları yorumlara göre değerlendirmede bulunacaklar.
Dolayısıyla iddianame kamuoyuna açık hale geldikten sonra iddianamede ne dendiğini anlatmaya çalışanlar da aslında bizim buradan iddianameyi görmeden yaptığımız şeyi yapıyor olacaklar.
O halde iddianamenin ne menem bir şey olduğunu anlamak için şunlara dikkat etmekte yarar var:
1. Ulusalcılar ile Ergenekon konusunda onlarla aynı paralelde yayın yapan merkez medyanın bir kısmının “niyet haritaları” iddianameden “kuş çıkarmak” üzerine kurulu olduğundan, eğer ulusalcıları ve merkez medyanın bildiğiniz şahsiyetlerini aşırı sevinçli görürseniz, iddianameye “ölçülü bir kuşkuculuk” ile bakın. Zira onların sevinci iddianamede gördüklerinden öte, görmediklerinden kaynaklanıyor olacak.
2. İddianameye çok umut bağlamış liberallerde hayal kırıklığı görürseniz iddianameden bir şey çıkmayacağını düşünebilirsiniz. Bu iddianamenin kötü bir iddianame olmasından dolayı olacağı gibi, iddianamenin liberalleri tatmin etmeyecek şekilde “yukarıları” işaret etmemesinden de kaynaklanıyor olabilecek.
3. Eğer Hürriyet’ten Ertuğrul Özkök yazısını iddianameye ayırmışsa, yazıyı dikkatlice okuyun, yazısında “ama”ların sayısı, özellikle ‘ama’ ile başlayan cümlelerin sayısı, olağan sınırından fazlaysa --ki Özkök bu tip “köşeli zamanlarda” yazılarında ortalama ama ile başlayan üç-dört cümle kullanır- dava Hürriyet’in abuk/sabuk manşetleriyle küçük göstermeye çalıştığından daha büyük olacak.
4. Eğer AKP kanadında “sevinçli bir endişe hali” varsa --ki bu durumlarda AKP’nin Milli Görüş geleneğinden gelenler sevincini saklayamayıp bir kaç “şehvet kokan cümle” kurarlarken, AKP’nin merkez sağ kanadı, “hukuka saygılı olmak lazım” gibi cümlelerle olayı geçiştirmeye çalışır- dava büyük savcının delilleri sağlam ve AKP’nin denge politikalarını kaygılandırıcı içerikte sayılacak.
5. Eper AKP’de bir “panikli reddetme” hali varsa, --Şemdinli davası sırasındaki AKP’nin hallerini hatırlayınız- ya davada el yakan kişiler vardır ya da iddianame boş çıkmış kabul edilecek.
6. Bu her zaman mümkündür ama eğer CHP’de “hırçın bir saldırı ile karışık sevinç hali” varsa iddianame zayıf; “hırçın saldırılı endişe hali” varsa iddianame güçlü sayılacak.
7. Askerden bir açıklama beklemiyoruz ama “embedded”/‘iliştirilmiş’ sözcülerden; “asker yanlış yapanı temizliyor” gibi cümleler okursanız, iddianame güçlü, “asker yıpratılmaktan rahatsız” gibi cümleler okursanız, iddianame “tırtıklanabilecek” derecede zayıf sayılacak.
8. Her ne olursa olsun yarının Türkiye’si, bugünlerden ve geçmişten çok daha berrak, temiz, şeffaf, hukukun üstünlüğüne inanmış ve hesap verebilir olacak. Halka halka bu temizlik de devam edecek. Yani ‘to be contioned’
Bizden söylemesi...
|