Tarif edecek kelime tam olarak ilkellik. Az neden çokça öfke, az insanlık, çokça barbarlık, az mal, çokça hırs. Kadınlar örüklerini keser, başlarına toprak dökerler, böyle katliamlardan sonra. Artık sahipsiz ve çaresizdirler çünkü. Çocuklar, henüz yetimliğin ne olduğunu bilmediklerinden, korkudan ağlarlar. Gençlerin yürekleri ise çok acılı. Öfkeleri kındaki bıçak gibi keskin ve her an çekilmeye hazır. Yaşlıların içi ezilir ama temkinlidirler, ser verir, sır vermezler. Acı, öfke, göç, intikam ve çaresizlik, bazen inceden kayan gözyaşları olur yanaklarından damlar. Bazen boğuk bir hıçkırık olur, boğazlarda düğümlenir. Çoğu zaman da ıraklarda arar gözleri kaybettiklerini, bu yüzden de dalıp dalıp giderler uzaklara.
Neden? Bir zengini vardır köyün, bir de fakiri. Bir de çatışmadan beslenen, bu yüzden ortalığı karıştıran Beko* (fesadı).
Temel çelişki budur köy yerinde. Öldürülen tavuk, çalınan ot, verilen veya verilmeyen kız, dövülen çocuk, kavga eden kadınlar, hep kıvılcımlarıdır, yeni başlayacak bir kan davasının. Eskiden, en fazla beşli mavzerler olurdu işin içinde. Pusu kurulur, uzaktan vurulurdu yiğitler. 3-5 kişi öldürülürdü, en ağır kan davalarında. Karşılıklı öldürmelerle bu sayı bazen 8-10’u bulurdu. Yine ocaklar yıkılırdı elbet, köyler boşalırdı.
Şimdilerde ise devlet babanın verdiği bombalar, keleşler var işin içinde. Devlet baba kendilerini birbirlerine karşı ya da devlet babayı kendilerine karşı korumaları için dağıtır bu silahları. Ve artık az parayla bol katliamlar gerçekleşir. Yani ucuza gelir ölüm. Ah neler yapmadı ki bu devlet Kürtler için? Belki ana dillerinde konuşmalarına izin vermedi, su götürmedi ama, onlara katliam yapacakları silahlar verdi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.