Obama rüzgâr gibi değil, fırtına gibi geçti değil mi? Obama, Amerikan rüyasının sembolü Anglosakson Bill Clinton’dan bile fazla sevildi Türkiye’de. Kamuoyu yoklamalarına göre, Türkiye’de tek başına iktidar olacak kadar sempati besleniyor Başkan’a.
Obama ara sıra korkuttu da bizleri. TBMM’de konuşurken, ‘soykırım’ demeden ‘Ermenilerden’ söz etti. Bir de Cumhurbaşkanı Gül ile birlikte yapılan basın toplantısında, bir gazeteci ‘Ermenileri’ sordu siyahî kahramana. O esnada bizim Cumhurbaşkanımızın tavrı dikkatimizden kaçmadı. O olgun, aklı-selimin sembolü Gül birden panikledi. Kendine soru sorulmamışken devreye girdi. Korkusunu ve heyecanını yüz ifadeleri bile ele veriyordu. Nasıl korkmasın adam. Ya ‘bizim Obama’ ağzından sehven ‘soykırım’ sözcüğünü kaçırırsa ne olurdu? 200 yıllık, ABD-Türkiye ilişkilerini onar onarabilirsen o zaman.
Obama rahat bir ses tonuyla şöyle yanıtladı soruyu; “
Biz de geçmişimizde kölelik gibi kara lekeler taşıyoruz. Bugün ise bunlarla yüzleşebiliyoruz.”
Senin için söylemesi çok kolay tabii Obama Efendi!.. Geçmişinle sen elbette yüzleşebilirsin. Hatta seni süper başkan haline getiren Amerikan halkı ve senatosu da yüzleşebilir kendi kendisiyle. Çünkü geçmişte senin dedelerini ve Kızılderilileri insan yerine koymayan bir halk, bugün seni devlet başkanı yapıyor. Yine o toplumda, senin ırkınla, renginle ve hatta ön adın Hüseyin ile dalga geçenlerin vay haline. O toplum ki; geçmişteki yüz karası çizgisini terk etti. Üstelik seni seçerken de adeta bir diyet ödedi.
Sn. Başkan sakın bize sorma bunu “siz de yapabilir misiniz?” diye.
Sorry, Mr President, we are not ready yet.
Yazının devamını okumak için tıklayın.