Org. İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı’nı devralırken yaptığı konuşmada yeni olan hiç bir şey yok dersek ne dersiniz? Hatta, konuşmanın ‘cut’, ‘copy’, ‘paste’ yöntemiyle yazıldığı bile söylenebilir. Konuşmada öne çıkan vurguları Başbuğ’un daha önceki konuşmaları ile karşılaştırdık:
“...11 Eylül olayı uluslararası ilişkileri, ittifakları, stratejik düşünceleri, “tehdit” ve buna bağlı olarak “güvenlik” kavramlarını temelden sarsmıştır. Özellikle terörizmin öne çıkışı ve küreselleşmesi birçok ülke için coğrafi sınırlara dayalı savunmayı öngören stratejik düşünceden, coğrafi sınırlara bağlı olmayan güvenliğe dayalı stratejik düşünceye dönüşümü zorunlu kılmıştır.” (28 Ağustos 2008).
“Yaşamakta olduğumuz küreselleşme olgusu, terörizmin dünya için en büyük tehdidi oluşturması ve birçok devlet için simetrik tehdit ve risklerin ortadan kalkması, ülkelerin güvenlik konsept ve stratejilerinde büyük değişimlere neden olmuştur. Birçok devlet güvenlik konseptlerini “savunmayı” öngören stratejik düşünceden, sadece “güvenliğe” dayalı stratejik düşünceye dönüştürmüştür.” (25 Ağustos 2006)
“Türkiye, bulunduğu zor coğrafyada, simetrikten asimetriğe doğru uzanan geniş bir risk ve tehdit yelpazesiyle karşı karşıyadır. Bu nedenle, birbirini tamamlayan ve destekleyen güçlü politik, ekonomik, teknolojik, sosyo-kültürel ve askerî güç unsurlarına sahip olmak zorundadır.” (28 Ağustos 2008).
“Türkiye, içinde bulunduğu zor coğrafyada, simetrikten asimetriğe doğru uzanan geniş bir risk ve tehdit yelpazesi ile karşı karşıyadır. Yaşadığımız zor coğrafya, mevcut ve olabilecek asimetrik ve simetrik tehdit ve riskler, Türkiye’nin caydırıcı özelliklere sahip güçlü bir silahlı kuvvetlere sahip olmasını zorunlu kılmaktadır. Barışın korunması için caydırıcı güç hayatidir.” (25 Ağustos 2006)
“Yaşamakta olduğumuz küreselleşme çağında, küreselleşmeye toptan karşı çıkarak, ülkeleri küreselleşmenin dışında tutmaya çalışmak gerçekçi bir yaklaşım değildir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.