1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:26
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Önder Aytaç & Emre Uslu APOLETİKA 20.10.2008
Önder Aytaç & Emre Uslu
Riskler ve fırsatlar: Başbuğ, Erdoğan ve PKK
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Önder Aytaç & Emre Uslu - Riskler ve fırsatlar: Başbuğ, Erdoğan ve PKK Önder Aytaç & Emre Uslu - Riskler ve fırsatlar: Başbuğ, Erdoğan ve PKK Önder Aytaç & Emre Uslu - Riskler ve fırsatlar: Başbuğ, Erdoğan ve PKK Önder Aytaç & Emre Uslu - Riskler ve fırsatlar: Başbuğ, Erdoğan ve PKK Önder Aytaç & Emre Uslu - Riskler ve fırsatlar: Başbuğ, Erdoğan ve PKK Önder Aytaç & Emre Uslu - Riskler ve fırsatlar: Başbuğ, Erdoğan ve PKK Önder Aytaç & Emre Uslu - Riskler ve fırsatlar: Başbuğ, Erdoğan ve PKK Önder Aytaç & Emre Uslu - Riskler ve fırsatlar: Başbuğ, Erdoğan ve PKK
Önder Aytaç & Emre Uslu köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Taraf’ın haberciliğine karşı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un başlattığı tehdit çağrısına, Başbakan’ın da destek vermesi, AKP hükümeti için yeni bir süreç başlattı. Bu süreçte AKP iktidarı, tıpkı kendisinden önceki diğer iktidarlar gibi, ya yerleşik düzenin kuralları ile hareket etmeye başlayacak, “gelene ağam gidene paşam” deyip asker ne isterse onu yapacak ve siyasi ömrünü tamamlayacak ya da Başbakan’ın son çıkışını bir fırsata dönüştürüp, PKK sorununu çözen iktidar olarak tarihe geçecektir.

Bu derece iki tezat durumun Başbakan’ın, Başbuğ’a verdiği desteğin ertesinde belirginleşmiş olması biraz karışık görünebilir. İsterseniz şöyle izah edelim: Başbakan’ın medyaya karşı Genelkurmay Başkanı’na verdiği desteğin hemen ertesinde, internet sitelerinde, e-mail gruplarında ve yazarların e-maillerine gelen mesajlarda, çok net bir durum ortaya çıkmakta... Özellikle AKP’ye oy veren kesimler Başbakan’ın son çıkışından alabildiğine hoşnutsuzlar/ rahatsızlar. “Erdoğan’ı da mı kaybettik?” diyenler, “oyumuza yazık mı oldu?” diyenler, “biz bu adamın böyle olduğunu biliyorduk” diyenlerin, hemen hepsi de ortak bir çığlık ile; “Başbakan yanlış yerde mi duruyor?” diye tartışıyorlar.

Sanırız Kürtleri söylemeye bile gerek yok. Diyarbakır’da belediye başkanlığını kazanmayı hedefine koyan Erdoğan’ın, bu son çıkışından sonra, DTP’nin oylarına tavan yaptıracağından kimsenin şüphesi olmasın, İşin daha tuhafı, AKP kurmayları, 22 Temmuz sonrasında ortaya çıkan tablodan sonra, devlet eliti gözünde meşruiyetlerini sağlamak için, hep Kürt sorununu öne sürdüler. Gerek Anayasa Mahkemesi’nin AKP davasında yaptığı savunmada, gerekse MGK toplantılarında devlet elitine, “AKP olmazsa PKK iyice bölgede kök tutar” argümanını dillendirdiler. Erdoğan son çıkışıyla, kendini bir anda askerin yanında buldu. Buldu ama, askerin gözündeki meşruiyet aracı olan Kürt sorunu konusundaki ayrıcalıklı konumunu yitirme tehlikesiyle de karşı karşıya geldi. Bir diğer anlatımla, Erdoğan şimdiye kadar Diyarbakır’da ve doğuda yerel seçimleri kazanacağım iddiasıyla Ankara’da yer edinmeye çalışırken, Diyarbakır’da ve doğuda korkarız ki kaybediyor. Eğer Erdoğan tıpkı kendinden öncekiler gibi yapıp, askerin peşine takılarak Kürt sorunu çözmeye çalışırsa, post-Aktütün dönemi Erdoğan’ın siyasi kariyerinde de kendi sonunun bir başlangıcı olarak okunabilir.

Öbür yandan, bu süreç eğer iyi değerlendirilebilirse, Erdoğan’a altın tepside sunulmuş bir fırsat olarak da sonuçlandırılabilir. Şöyle ki: Terör sorununu bitirmek için Erdoğan hükümetinin, kapsamlı bir doğu planını ortaya koyması, sivil-asker arasındaki uyumu sağlaması ve uluslararası desteğin mevcudiyetine gereksinimi var. Devletin birikimi, Kürt sorunu çalışan uzmanların katkıları ile biraraya getirilebilirse, AKP kapsamlı bir çözüm planını uygulamaya koyabilir. PKK’nın bitirilmesi için uluslararası destek de mevcut. O halde buradaki tek eksiklik, asker ile sivil arasındaki güven sendromu ve karşılıklı uyum sorunudur. Erdoğan eğer stratejik davranıp, kendi tabanının taleplerine rağmen askerin yanında yer almasını/ almadığını, güvenlik bürokrasisini, PKK’ya karşı yeni, modern, insani ve hakkaniyete uygun bir yaklaşımın uygulanması konusunda yönlendirdiği/ ikna ettiği bir mecraya dönüştürebilirse, bu sürecin en kârlısı kendisi ve iktidarı olacaktır.

Her ne kadar yerel seçimlere az bir zaman kalmış olsa da, AKP kapsamlı bir açılımla başta askerî çevreleri yeni yaklaşım konusunda ikna eder, Meclis’teki DTP heyetiyle Mir Mehmet Fırat’ın başlattığı diyalog sürecini derinleştirirse, Mart 2009 dönemine kadarki süreçte, yeni bir umudun doğmasını sağlayabilir. Bu ümidi oya dönüştürüp, Güneydoğu’da 22 Temmuz’da aldığı sonucu, Mart seçimlerinde de yeniden tekrarlayabilir mi? Böylesi bir açılım, hem devlet eliti için bir umut aracı, hem de Kürtler için bir ümit olarak sorunun çözümüne katkı sağlar. Bu ise AKP’yi PKK sorununun çözümünde merkezî bir konuma yerleştirebilir. Bu da Kürt sorununun çözümünde, daha kararlı adımların atması için AKP’nin elini güçlendirecektir.

O halde, Mart 2009 yerel seçimlerine kadar Erdoğan’ın yapması gerekenler aslında alabildiğine basit. İşte bu nedenle de Başbakan küçük ama sonuç alıcı adımlar atmak zorunda değil mi? Bunlardan ilki, Başbakan’ın yapacağı demokratik açılımlarla ilgili, General İlker Başbuğ ve ekibini ikna etmesi. İkinci olarak, DTP ile olan görüşmeleri sıklaştırması. Üçüncüsü de, Barzani’yi ve ABD’yi devreye sokup PKK’yı en azından mart ayına kadar ateşkese yönlendirmesi. Son olarak da, Apo sorunsalını kalıcı bir biçimde öyle ya da böyle çözüme kavuşturması...

Başbakan, eğer askerleri operasyonları azaltmak için güvenlik bürokrasisini ikna eder ve Kurban Bayramı’nın dinamiklerini AKP lehine doğu sorunsalında kullanırsa, bu sembolik açılımlar bile, Kürtler ve Türkler arasında sonuç alma umudunun yeniden canlandırılması ve daha cesaretli adımların atılması için iyi bir başlangıç olabilir. Böylece Erdoğan, hem tabanını kaybetmeyip, tabanı tarafından hoş karşılanmayan son çıkışını izah etme olanağı bulmuş olur, hem de Kürt halkının yeniden umudu olmayı başarır

Aksi halde Başbakan Erdoğan, askerî söyleme üslup olarak çok yaklaştıkça, Kürtler arasında “doğu sorununu çözer ve artık güvenilir” bir Başbakan olmaktan uzaklaşacak ve Diyarbakır başta olmak üzere, doğuyu yerel seçimlerde kaybedecektir...

Acaba birileri bunu mu istiyordur ne dersiniz?

 

Diğer Önder Aytaç & Emre Uslu Makaleleri:
  1. ‘AKP içinde güçlü bir Ermeni lobisi var’ - 16.05.2009
  2. 32. Gün’e, Büyükanıt’a ve Ergenekon savcılarına teşekkürler - 11.05.2009
  3. Mardin: İlkellik terörü mü? - 09.05.2009
  4. Diyarbakır’ın ‘kuçe’ ve/veya ‘kuç’ çocukları - 04.05.2009
  5. ‘The cemaat’ ve Org. Başbuğ’un konuşma(ma)sı - 25.04.2009
  6. Ergenekon Üniversitesi - 20.04.2009
  7. Ulusalcılığa methiye - 18.04.2009
  8. Mahsun’la ‘Güneşi Gördüm’ ya sen? - 13.04.2009
  9. Obama’nın ardından: ‘Anadolu’yla dolu olmak - 11.04.2009
  10. DTP, AKP ve ‘çamura yatmak’ - 06.04.2009
  11. Cemil Çiçek’in güvenlik algısı: DTP ve Ermenistan - 04.04.2009
  12. E-TÖ gölgesinde seçim sonrası - 30.03.2009
  13. E-TÖ gölgesinde seçim-loto - 28.03.2009
  14. PKK’yı dağdan indirmek - 23.03.2009
  15. “E-TÖ tipi medya”ya sobeeee!.. - 21.03.2009
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Riskler ve fırsatlar: Başbuğ, Erdoğan ve PKK - Önder Aytaç & Emre Uslu
03.09.2010 06:26:58