Enis Berberoğlu’nun gündem belirleyen haberinde 1 mayıs günü Sinan Aygün’ün Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ı ziyaret ettiği ve hükümetin bir bakanından mesaj götürdüğü bilgisi verildi. Her ne kadar, Aygün haberi yalanlasa da Berberoğlu haberin belgesi olduğunu ifade ederek haberin doğru olduğunda ısrar ediyor. Bu durumda tartışılan soru şu: Aygün Genelkurmay Başkanı’na hangi bakandan ne mesajı götürdü?
Bu konuda akla yakın olabilecek en yakın senaryoyu Ruşen Çakır yazdı. Çakır, mesajın Sinan Aygün’ün TOBB tarafından 26 martta yapılan “Sağduyu Çağrısı” hakkında yaptığı yorumla ilgili olabileceğini söylüyor. Çakır’ın belirttiğine göre Samanyolu Haber muhabiri Aygün’e STK’ların ortak açıklaması hakkındaki fikrini sormuş ve aynen şu cevabı almış: “Ergenekon’u da durdurun diyor, parti kapatmayı da durdurun mesajı var orda. Yani bence güzel bir mesaj.”
Genelkurmay’a giden mesaj bununla ilgili olabilir. Ama biz o mesajın 28 nisanda Fikret Bila’ya isim vermeden konuşan, sonradan adının Cemil Çiçek olduğunu öğrendiğimiz, bakanın verdiği mesajla ilgili olabileceğini düşünüyoruz.
O gün Bila’ya konuşan Çiçek, AKP’nin kapatılmasının Türkiye için bir güvenlik sorunu olabileceğini, AKP’nin de hatalar yaptığı ve bu hatalardan dönmek için “güven artırıcı önlemler” alınabileceğini belirtmişti. Bu önlemleri sıralarken şunların altını çizmişti: ‘1 - O bakan veya bakanlar değiştirilebilir. 2 - Başörtüsü/türbandan mı kaygı duyuluyor? Başörtüsünün liselerde, ilköğretim kurumlarında ve kamuda kullanılmasını önleyecek yasal düzenlemeler yapılabilir. İdare hukukunda ve ceza hukukunda yeni hükümler konulur ve güven artırılır.”
Çiçek’in o açıklamalarından hareketle biz de şu soruları sormuştuk: “Bir yıl önce Genelkurmay’ın muhtırasında suçladığı Bakan’ı hükümet adına savunurken, şimdi değiştirmeyi önermek Çiçek’in aklında 27 nisan günü mü düştü? Eğer böyleyse, neden Fikret Bila’ya konuşma ihtiyacı hissetti? Bila’nın gelecek Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ile bir yakınlığı var mı örneğin? Peki, Çiçek Bila üzerinden gelecek komuta kademesine mesaj mı gönderiyor? Onlardan özür mü diliyor? Bila’nın yazmayıp ta aracılık ettiği başka bir mesaj var mı?”
Şimdi dönüp Aygün’ün mesajı taşıdığı tarih ile o AKP’linin konuştuğu tarihin yakınlığına bakalım. Arada sadece bir kaç gün var. O halde mesaj önce yüksek sesle anlamlı bir gazeteciye aktarılıp, kamuoyuna deklare edilmesinin ardından, Aygün aracılığıyla AKP’nin “güven artırıcı önlemler” konusunda çok ciddi olduğunun iletilmesi ile ilgili olabilir. Bu olasılık daha akla yakın geliyor.
Zaten haberi yapan Berberoğlu da dünkü yazısında AKP’nin kapatılmaması için “Ertuğrul Özkök’ün AKP yönelik son yazılarını AKP’nin içeriye dönük güven yaratma rehberi gibi okudum, katılıyorum. Hatta daha da ileri gidiyorum. Eğer AKP, hükümet ve parti yönetiminde acil bir revizyona giderse, Anayasa Mahkemesi kararının nasıl etkileneceğini bile merak ediyorum” diyor.
İhtimaldir ki AKP, aradığı muhataba mesajlarını iletmiş ama bu mesajlara verilen karşılığın olumlu mu olumsuz mu olduğunu bilmiyoruz. Şu durumda, eğer Anayasa Mahkemesi AKP’yi kapatmazsa ortaya çıkacak algı şu olacaktır: Genelkurmay Başkanı AKP ile anlaştı ve mahkemeye müdahale etti. Ulusalcıların beklentilerini karşılamadığı için manşetlerden eleştirilen Genelkurmay Başkanı emekliliğine bir ay kala böyle bir inisiyatif alıp ağrılığını AKP’den yana koyar mı? Hiç sanmıyoruz.
Ayrıca konu öyle bir hale geldi ki Anayasa Mahkemesi üyeleri hangi kararı verse algı değişmeyecek; asker böyle istedi. Eğer karar kapatma yönünde çıkarsa, Başbuğ-Paksüt görüşmesi, AKP lehine çıkarsa Sinan Aygün-Büyükanıt görüşmesi etkili oldu denilecek.
Bu bağlamda ulusal ve uluslararası gelişmelere ve kamuoyu beklentilerine bakarak akıl ve sağduyunun AKP’nin kapatılmamasından yana olduğunu ve dolayısıyla da AKP’nin kapatılmayabileceğini söyleyenlere bir tavsiyemiz var: Aynı Anayasa Mahkemesi ulusal ve uluslararası kamuoyunun beklentilerine rağmen, terör sorunu minimuma indiği dönemde, kapattığı Kürt partilerini neden kapattı? Bizce Anayasa Mahkemesi’nin üyelerinin ekseriyet çoğunluğunun zihin haritaları ile çoğunluk politikacının, halkın, akademisyenin ve aydının zihin haritaları örtüşmüyor. Bu nedenle fazla umutlanmamakta yarar var…