“Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,/ ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim./ Vatan çiftliklerinizse,/ kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,/ vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,/ vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,/ fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,/ vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,/ ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,/ Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla/ Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ” diyor şair 1962 yılında.
Dünden bugüne baktığımızda, ‘vatan hainliği’ ya da ‘ulusal vatan sevgisi’ hiç de değişmemiş gibi. Yeni versiyon ‘vatan hainlerimiz’ de, Nâzım Hikmet gibi yurtdışına kaç(ırıl)mak zorunda kalan Ahmet Kayalar, linç edilme tehlikesi geçiren Orhan Pamuklar ve istiklal mahkemesinde yargılansın diye çağrılar yapılan Emre Uslular. Ya vatanseverlerimiz kimler? En büyük ‘vatansever’ ‘Yeşil’. Sonra sırası ile ‘cami yeşili’, ‘haki yeşil’ ve ‘dolar yeşili’ arasında, ‘vatan sana canım feda’ nidaları ile ‘kızıl elma koalisyonu’ için, Ergenekon vadisine bomba gömenler değil mi?
Günümüzde ‘vatanseverlik’, en yüksek getirisi olan yatırım aracı. Annelerin sevgisi karşılıksız ya hani, ‘vatan sevgisi’ de aynen öyle. Bire bin veriyor. E-TÖ çavuşundan akan milyon dolarlar, iktidar hesapları, koltuk hayalleri, nam, şan, şöhret, tv kanalları, medya, üniversite ne ararsak var. Kısacası ‘her şey vatan için’ değil mi? Yeter ki biz kendimizi öyle lanse edelim. Sonra gelsin arsalar, evler, şanlar, şöhretler, mevkiler, rütbeler, terfiler. Bazı kendini bilmezler, “her şey vatan için” değil, “vatan sevgisi her şeye sahip olabilmek için” mi diye soruyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.