Türk Silahlı Kuvvetleri adına Ergenekon tutuklusu iki paşaya yapılan “insani” ziyaretin doğuracağı muhtemel sonuçlar kadar neden yapıldığı da önemli. Ortak kanı ziyaretin komuta katındaki değişimle ilgili olduğu yönünde. Bugüne kadar her şeyine çok dikkat eden Org. İlker Başbuğ’un, böylesi bir ziyaretin ardından kendi imajının da, TSK’nın görünümünün de olumsuz etkileyeceğini düşünmemesi beklenemez. Zaten ziyaretin yalnızca iki orgeneral ile sınırlı tutulması ve pek çok haklı şaibelerle adı anılan Veli Küçük’ün ziyaret kapsamının dışında tutulması da Başbuğ’un bir imaj kaygısı taşıdığının göstergesi değil mi? O halde Başbuğ kendi imajını olumsuz etkileyeceğini bile bile Ergenekon tutuklusu iki generali TSK adına neden ziyaret ettirdi? Oysa Darbe Günlükleri’nde, ziyaretine elçi gönderdiği Şener Eruygur kendisini “kariyerist” olarak suçlamıyor muydu?
Bu durumda ziyareti yalnızca mesleki bir dayanışma olarak yorumlamak ne derece doğru? Bu omuz vermeyi/ yüreklendirmeyi emekliye ayrılırken hiç de imaj sorunu yaşamayacak olan Yaşar Büyükanıt neden yapmadı? Şemdinli olayından sonra “iyi çocuklar” açıklamasını yapmış bir komutanın giderayak “tanırım iyi generallerdir” demesi hiç şaşırtıcı da olmazdı. Zaten kendisinden böylesi bir talep/ beklenti de vardı.
Hatırlayalım, Hurşit Tolon’un evinden çıkan dokümanlarda, Büyükanıt hakkında çok özel bilgiler de vardı. Büykanıt’ın sessiz kalma tercihi ile Başbuğ’un ziyaretçi gönderme tercihi arasında böylesi bilgilerin varlığı etkili olmuş mudur acaba? Ergenekoncular’ın Başbuğ hakkında da, aynı Büyükanıt hakkında derlenen dokümanlara benzer özel bilgileri derlemediklerinin garantisin kim verebilir ki?
Ergenekon tutuklusu generallere yönelik yapılan ziyaretin kurum içinden gelen taleplerin karşılanması argümanı ile açıklanması da tek kelimeyle tuhaf. Eğer böyle bir talep varsa, bu talebin neden Büyükanıt döneminde değil Başbuğ döneminde karşılanma ihtiyacı duyulduğu da açıklanması gereken bir diğer soru. Eğer astlardan gelen talep varsa, bu neden Büyükanıt’a etki edecek tazyikte olmuyor da Başbuğ üzerinde etkili olabiliyor? Başbuğ kurumsal dayanışma adına yapılan bu ziyaretin verilerini Genelkurmay Başkanı olur olmaz nasıl hemencecik elde etti? Komutanlığının ilk gününde önüne bu yönde bir bilgi talebi konmadıysa Başbuğ, Kara Kuvvetleri Komutanlığı döneminde böylesi bir talebin varlığını gözlemlemiş olmalı.
Burada en kritik olan soru şu: Başbuğ iki generale ziyaretçi göndermese ne olurdu? Kurumsal dayanışma adına astsubayları 30 Ağustos etkinliklerine davet etmesi yeterli bir çaba değil miydi? Daha önemlisi kurumsal dayanışmayı böylesi bir yöntemle göstermesi için Başbuğ’un ne gibi bir geçerli ve hatta acil bir nedeni olabilir?
Bütün bu soruların yanıtlarını elbette yalnızca Org. Başbuğ bilebilir. Belki de savcıların, iki komutan hakkında iddianameleri açıklayacakları önümüzdeki günler için açık ve seçik bir mesaj verilmek istendi. Kanımızca, adı ve amacı her ne olursa olsun, ziyaretin neden yapıldığı derinlemesine araştırılmayı gerektiriyor. Ergenekon’un darbe yapma planlarının varlığı bilinen bir gerçek. Oysa darbenin muvazzaflar ayağını kimlerin oluşturduğu hakkında henüz tam sağlıklı bir bilgiye sahip değiliz. Bu noktada Başbuğ’u imajını riske ederek bu ziyareti yapmaya zorlayan “şey” çok daha önem kazanmıyor mu? İçeride etkili bir darbe cuntası var da kazan kaldırmaya mı başladılar bunu ilerleyen günlerde göreceğiz.
Hilmi Özkök’ün can güvenliği için evinden yemek getirdiği, bir kaç defa suikasttan kurtulduğu ile ilgili bilgileri düşündüğümüzde, o ziyaretler yapılmasaydı ‘daha daha neler olacaktı neler’ sorusu daha da anlam kazanmıyor mu?
Umarız ziyaretin çerçevesi –eğer çerçeve kırık değilse- yalnızca “insani” boyuttadır ve aşağıdan gelen güçlü ve zorlayıcı bir talep Başbuğ’u her türlü riski göze alarak bu ziyarete izin vermeye zorlamamıştır.
Biz, Org. İlker Başbuğ’u tanırız hem de çok iyi...