1. Yaşanılan ânın tanığı olmak ve bunu ifade etmek, insanı Tanrı huzurunda sanık olmaktan kurtaracağına inanıyorum. Cem Yılmaz’ın söylemiyle; “İlahi Azrail sen adamı öldürürsün” demek geliyor içimden, Bakan’ın ve Hacı Müdür’ün “Demokratik Açılım”a ve Emniyet’te yaptıklarına bakarak…
2. “Ben Cumhurbaşkanı’nın adamıyım Başbakan ve İçişler Bakanı bana karışamaz” diyen önemli bir ilin emniyet müdürü, Hacı Müdür’ü haz etmediğini söyleyen bir şube müdürünü görevden alırken, söylediklerine rağmen kendisine hiçbir şey olmamasını, acaba ne sağlamaktadır? Ya Sakarya Emniyeti’nde yaşanan ucube aymazlıklar?
3. Atalay, Doğu ve Güneydoğu’da görev yapan, Kürt sorunsalı ile ilgili birikime sahip pek çok valiyi, emniyet müdürünü ve kaymakamı barındıran bakanlık bürokrasisinden yaralanmak yerine; kendine sanki kan bağı ile bağlı, sadece teorik düşünen, problemden haberdar olmayan bir kaç akademisyen ile bakanlıkta tek bir müsteşar yardımcısı ve EGM’de de tek bir genel müdür yardımcısı ile mi çalışmaktadır?
4. Atalay, elinde hiçbir malzeme olmadan, hamasi söylemlerle medya önüne çıkarken, sihirli bir çözümü var gibi mi davranmakta ve açılımla ilgili derde deva tek bir somut öneri, net bir proje neden ortaya koy(a)mamaktadır?
5. Sınırdan örgüt üyelerinin girişinde, o kadar kalabalığın toplanması ve üniforma ile gelmelerindeki gibi, ciddi hatalar ve istihbarî eksiklikler nedeniyle, hem PKK’ya, hem de muhalefete çok önemli altın kozlar mı verilmektedir? Devlet aciz mi gösterilmekte ve PKK’ya reklâm fırsatı veren bir tavır mı sergilenmektedir? Atalay’ın koordinesinde yürütülen açılım projesi, Apo’yu devlete muhatap gibi gösterirken, çözüme taraf halinde gibi gözüken PKK nedeniyle de, Anadolu insanları rencide mi edilmektedir?
6. Reşadiye saldırısı sonrasında, bakanlık ve kendisine bağlı olan istihbarat yetkilileri neden bir açıklama yap(a)mamakta, İçişleri Bakanlığı kendisine bağlı Jandarma’dan acaba sağlıklı bilgi al(a)mamakta mıdır?
7.
Yazının devamını okumak için tıklayın.