Abant Platformu bütün güzelliği ile devam ederken, ben odamda gece 4:00’ten beri makalemi yazıyorum. “‘Karargâh’lı ‘Karasu’da ‘Kalkan’ ile ‘Ok’um elimde / ‘Kaytan’ ‘Bayık’ ‘gundi’ ise her dem teröristin önünde / Kürt halkına zülm edenler dilimde / Erdal aldı icazeti içerde / Kürt de, Türk de biliyor be mamostem / Terörün baronları, işte bunlar mamostem” diye mırıldanıyorum yazarken. Emir Kamuran Ali Bedirhan; “Bir ulusa, bir halka mensup olmak asla özel bir yetenek gerektirmez, eğer bu ulus başkaları tarafından inkâr edilmiyorsa, eğer var olma hakkı bu halktan esirgenmiyorsa” diyor. Dünyanın bildiği en kanlı terör örgütlerinden birinin Kürtlerden çıkması, keşke yalnızca bir tesadüf olsa.
Her gün yeni yeni şehit cenazelerinin gelmesinin yanında, masum Liceli Ceylan ile liseli Aylin gibiler de teröre kurban edilince, bilinenleri bir kere daha analiz etmek gerekli. PKK gibi hiçbir örgüt, derinlerden müsamaha, destek ve vesayet görmeden bu kadar palazlanamaz. Üstelik bugünkü haliyle; yalnızca Türklere ya da Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar verdiği de söylenemez. Demokratik hak talebinde olan Kürtlerin, ulusal ve uluslararası platformda ‘terörist’ damgası yemesine neden olan örgütün, PKK’nin fikirlerine katılmayan Kürtleri öldürmesi, ölümle tehdit etmesi de yeni bir şey değil...
Biz de yaşanan gerçekleri, PKK-Ergenekon ilişkileri bağlamında ortaya koyup hesabını sordukça, binlerce “evet doğruları yazıyorsunuz” e-maillerine inat, “hevallerden” de bolca tehdit ve küfürlü mailler alıyoruz. Tehditlerin PKK’nin üst düzey yöneticileri tarafından aleni yapılmasını da pek önemsemiyoruz. Çünkü biliyoruz ki, o tehditlerin gerçekleşebilmesi için, her zaman olduğu gibi bugün de, derin devletin desteğine, paslamasına ve himayesine gereksinimleri var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.