Altan; “Gönlüm, AKP ile ‘ilerici’ hamlelerde yarışan bir CHP’nin çıkmasını, değişimi hızlandırmasını, akan kanı durdurmasını, çocukların daha iyi yaşayacağı şartları oluşturmasını, iktidar partisini ‘eteğinden tutmak’ yerine ileri itmesini istiyor. Kılıçdaroğlu bunu yapabilirse, CHP kazanır, ülke kazanır, insanlar kazanır, herkes kazanır, sadece ‘haksız ve gizli bir iktidarı’ elinde tutanlar kaybeder” değerlendirmesinde bulunuyor. O zaman anahtar soru şu: Kılıçdaroğlu bunu başarabilecek mi?
Derinlerdeki Çerkeslerle uyumlu çalışan CHP eşbaşkanı Sav, Tekin’i MYK’ya almadı. Daha önce kendisine bağlı üç genel sekreter yardımcısı olan Sav, bu sayıyı da dörde çıkardı. Eski genel sekreter yardımcıları Değer ve Ali Özpolat ile 78 yaşındaki akraba Atilla Sav yeniden PM’ye seçildiler. Umuyorum CHP eşbaşkanı Sav’ın, Baykal krizinin çıkması ile hiçbir ilgisi yoktur.
Yönetimdeki Bingöl ve Okay, Sav’a yakın isimler. Batum ise Demokrat Partili Sadık Batum’un oğlu. Batum, Cindoruk’un ekibinden ve kıblesi neredeyse onlarca kez Okuyan gibi yön değiştirmiş birisi ve o da Sav’ın arkasında.
Kılıçdaroğlu 27 Mayıs darbesine karşı olduğunu anlattığı Bila’ya; “27 Nisan bildirisini doğru bulmuyorum. Bu girişim siyasete müdahale niteliği taşıyordu. Siyasal sorunların, siyaset kurumu tarafından çözülmesi gerekir. Demokratik ülkelerde esas alınması gereken şey, siyasetin siviller tarafından yapılması; demokratik kurum ve kurallar tarafından yürütülmesidir. Hangi biçimde ve hangi yöntemle olursa olsun askerin siyasete müdahalesi kabul edilemez” değerlendirmesini yaparken, 28 Şubat ile ilgili de; “Erbakan’ın ve hükümetinin direnmesi gerekirdi. Eğer direnseydi siyaset kurumundan ve toplumdan da destek görürdü” anlatımında bulunuyor.
AKP iktidarı, Kılıçdaroğlu ile iyi temas kurup, ortak bir yol geliştirebilirse, ülkenin askerî vesayetten kurtulması bağlamında çok olumlu ve önemli adımlar atılabilir. Kısacası, Sav ve ekibiyle yapılacak mücadelede, Kılıçdaroğlu ve Tekin ikilisine destek verilmeli.
Yazının devamını okumak için tıklayın.