Murat Yetkin, Radikal’in yıllardır diplomasiyi takip eden Ankara temsilcisi. Yalnızca dış ilişkiler konusunda değil, askeriyenin iç (terfi) hesaplaşmaları bağlamında da Fikret Bila ile birlikte, (onun söylemiyle) TSK’nin “–sözcüsü demek haksızlık olur- âdeta mızrak ucu konumunda” ‘mösyö’ bir gazeteci. Bu nedenle, TSK hakkında yazdıkları gerçekten de çok önemli.
Yetkin, son yazısında; “Başbuğ’un, demokrasiye karşı olanların artık orduda ‘barındırılmayacağını’ söylediğini” ifade ediyor ve “Yeter mi? Belki tam bir arınma için daha net ifadeler gerekiyor. Daha önemlisi, söylemde olduğu kadar eylemde de demokrasiye bağlı olmak, bağlı kalmak gereklidir” diyor. Sonra da makalesini şu cümlelerle sonlandırıyor: “27 Mayıs 1960’da Harbiye’yi sokağa döken son sınıftaki ağabeylerinden yedisinin, beşi orgeneral, ikisi korgeneral rütbesiyle 2002 ağustos ayında aktif görevde olması ve kasımda AK Parti’nin tek başına hükümet kurmasıyla belli ki depreşen darbe nostaljisinin, sivillerden de önce Gürsel’in bir başka halefi, Başbuğ’un bir başka selefi Özkök tarafından engellenmiş olduğu inancı bugün yaygınlaşıyor. Türkiye değişiyor. Ne var ki, değişim her kurumda, her alanda aynı viteste, aynı özelliklerde olamıyor; yine de asker-siyaset ilişkileri bu değişimden payını alıyor.”
Biz de bu alıntıdan hareketle, TSK’nın, Erdoğan’ın kendisi hakkında söylediği şekliyle “değişerek geliştiğine, gelişerek değiştiğine” ve değişime ayak uydurduğuna inanıyoruz / inanmak istiyoruz. Bu nedenle de anayasa oylamasının yapılacağı 12 Eylül 2010’a kadarki süreçte, TSK’nın neleri yap(ma)masının gerektiğine odaklanıyoruz.
1. Silahlı mücadelede masum, ana kuzusu, amatör mehmetçiklerin, profesyonel teröristlere karşı gönderilerek pisipisine ölmelerine zemin hazırlanmamalı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.