1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:57
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Orhan Miroğlu YÜZLEŞME 01.10.2008
Orhan Miroğlu
Aşk, özgürlük ve yenilgiye dair
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Orhan Miroğlu - Aşk, özgürlük ve yenilgiye dair Orhan Miroğlu - Aşk, özgürlük ve yenilgiye dair Orhan Miroğlu - Aşk, özgürlük ve yenilgiye dair Orhan Miroğlu - Aşk, özgürlük ve yenilgiye dair Orhan Miroğlu - Aşk, özgürlük ve yenilgiye dair Orhan Miroğlu - Aşk, özgürlük ve yenilgiye dair Orhan Miroğlu - Aşk, özgürlük ve yenilgiye dair Orhan Miroğlu - Aşk, özgürlük ve yenilgiye dair
Orhan Miroğlu köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Milan Kundera’nın, “ölmekte olan roman sanatını tamamen yenileyen ve roman tarihini değiştiren üç büyük yapıttan biri” olarak tanımladığı Carlos Fuentes’in romanı Terra Nostra (Bizim Toprak) Türkçe yayınlanalı üç yıl oldu.

İki cilt ve 1108 sayfadan oluşan romanında, Carlos Fuentes, çağlar ve yüzyıllar boyunca reenkarnasyon geçiren kişilerinin, tarihsel süreklilik içindeki rollerini, tutkularını, aşklarını, ve yeni dünyalar keşfetmeye ve yeni bir insanlık tarihi kurmaya dair o bitmez tükenmez meraklarını anlatıyor.

Kimi zaman Mezopotamyalı bir dengbêji dinler gibi oluyorsunuz; keyif verici, abartılı ve şaşırtıcı bir destansı anlatımla baş başa kalıyorsunuz; kimi zaman, kıyametin ve tarihin başlangıç dönemlerine uzanıyor, fantastik ve gerçekdışı olana, yani düşsele başvuran yazarın sizi soluksuz bırakan doludizgin metinlerine yetişmeye çalışıyorsunuz.

Romanda, değişik zamanların ve tarihsel dönemlerin birarada bulunması (coexistence), çok zor bir iş.

Kundera’nın dediği gibi, “Romanın bütünlüğü bozulmayacak ve tarihsel sürekliliğe uyan roman kişilerinin, reenkarnasyonu belirli bir bütünlük içinde anlatılacak ve her şey, sonuçta romanı var eden bütünün bir parçası haline gelecektir.”

Edebiyat dünyasında bunu başaran yazarların sayısı çok değil.

Milan Kundera, Ölümsüzlük’te bunu yaptı; Salman Rushdie, onu ölüme mahkûm eden bir fetvayı hâlâ boynunda taşıyor olma pahasına, Şeytan Ayetleri’nde bunu denedi.

Terra Nostra ise tam bir başyapıt.

Fuentes’in kişileri, inanç sahibidirler, bir şeylere inanır ve bu inanç uğruna ömürlerini bitirir, hayatlarını bu inanç uğruna feda ederler.

En büyük doğal afetler, fırtınalar, zulümler; totaliter sistemlerin o abartılı ve korkutucu iktidar gücü, Fuentes’in her defasında yeniden dirilen ve yüzyılların ötesinden gelip tarih sahnesine yeniden çıkan kahramanlarına hiç kâr etmez.

Pedro, daha yirmi yaşında “zengin ya da yoksulun olmadığı, hayvanların ve insanların keyfi olarak yönetilmediği bir dünya” hayali kurar ve hayalini kurduğu bu dünyanın keşfine çıkar.

Ölüm ve yaşam arasında gidip gelinen uzun bir zamandan ve içinde bulunduğu gemiyi paramparça eden büyük bir fırtınadan sonra yeni dünyanın incilerle dolu sahiline nihayet yetmiş yaşında ayak bastığında şöyle diyecektir:

“Artık emeklerimin meyvesini benden alabilecek, evimi yakabilecek, kadınlarıma tecavüz edebilecek ve oğullarımı öldürebilecek bir senyör yok. Artık özgürüm. Nihayet kazandım.”

Tıpkı Pedro ve diğerleri gibi, ütopyasız yaşayan kişileri pek yoktur Fuentes’in.

Ruhu, yüzyılların içinden geçip ölümsüzleşen ve aşktan başka bir şeye inanmayan Celestina için ütopya ve gelecek, “hiçbir şeyin yasak olmadığı bir dünyadır, her erkek ve her kadın en çok beğendiği kişiyi sevebilecektir, çünkü aşkın kendisi doğal ve kutsal sayılacaktır”.

Romanın diğer kahramanlarıyla beraber yeni dünyaların keşfine katılan Ludovico’ya göre, böyle bir kutsallık, “Tanrı’nın olmadığı bir dünya gerektirir. Hayalini kurduğumuz dünyada iktidar, ya da para, yasaklar, acı ya da ölüm olmadığından, her insan bir tanrı olacaktır. Tanrı bir yalana dönüşecektir. Çünkü onun özellikleri her erkekte, her kadında, her çocukta olacaktır: İnayet, ölümsüzlük, yüce iyilik gayesi”.

Terra Nostra’da anlatılan ve çoktan tamamlanmış olan tarihin odağında, Meksika halkının çektiği acılar, direnişler, ihanetler ve beyaz yalanlar vardır.

Meksika’nın yaralı gövdesine ihanetin ve tiranların dayattığı adaletsizlikler yüzünden, kahramanlar ve direnenler çoktan ölmüş ve yenilgiye uğramışlardır.

Peki, bu beyaz yalanlara rağmen direnmek ve hem Meksika tarihini hem insanlık tarihini zulmedilenlerden yana döndürmek gibi bir ihtimal, bu hiç akla gelmeyecek midir?

Hayır, o artık boşunadır; kahramanca ama faydasızdır, birkaç baldırı çıplak gerilla, hiçbir zaman yenemeyecektir, dünya üzerindeki en güçlü orduları; ve ne Meksika’da ne de yeryüzünün başka ülkelerinde hiçbir şey değişmeyecektir.

Ama yine de, Terra Nostra’da Pedro’nun özgürlük adına önerdiği bir şey vardır, bu da insanoğlunun tatması gereken yenilgi, yani tarihin sürekliliğini sağlayacak olan ‘yenilginin yenilmezliği’dir.

Herkese iyi bayramlar.

***

(Sevgili okurlar, yirmi gazeteci ve yazar, maalesef bu bayramı çeşitli cezaevlerinde geçiriyor. Onların özgürlüklerine kavuşmalarını diliyorum. TGDP -Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu-hapishanelerdeki gazeteci ve yazarlara “bir bayram kartı gönder” kampanyası başlattı. Kampanyaya katılmak isteyen okurlar için, cezaevlerindeki yazar ve gazetecilerin listesini veriyorum:

Ali Buluş- Mersin E Tipi Cezaevi, Barış Açıkel- Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi, Kocaeli Bayram Namaz- Edirne 1 Nolu F Tipi Cezaevi, Behdin Tunç- Diyarbakır D Tipi Cezaevi, Erdal Güler- Amasya E Tipi Cezaevi, İstanbul, Erol Zavar- Sincan F Tipi Cezaevi, Ankara, Faysal Tunç- Diyarbakır D Tipi Cezaevi, Füsun Erdoğan- Gebze Özel Tip Cezaevi, Gebze/Kocaeli, Hasan Coşar- Sincan F Tipi Cezaevi, Ankara, Hatice Duman- Gebze Özel Tip Cezaevi, Gebze/Kocaeli, Haydar Haykır- Batman M Tipi Cezaevi, Hüseyin Habip Taksin- Manisa Cezaevi, İbrahim Çiçek- Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi, Mahmut Tutal- Urfa E Tipi Cezaevi, Mehmet Bakır- Bolu F Tipi Cezaevi, Mehmet Karaaslan- Mersin E Tipi Cezaevi, Murat Coşkun- Adana Kürkçüler F Tipi Cezaevi, Mustafa Gök- Sincan F Tipi Cezaevi, Ankara, Sedat Şenoğlu- Edirne 1 Nolu F Tipi Cezaevi, Ziya Ulusoy- Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi.)

 

Diğer Orhan Miroğlu Makaleleri:
  1. ‘Dün Devlet - Bugün Cemaat’ - 01.09.2010
  2. ‘Devrim koşullarında’ olağan işler - 25.08.2010
  3. Bê hemdi - 18.08.2010
  4. 15 Ağustos’la yüzleşmek... - 16.08.2010
  5. Meymuniyê’de bir akşam vakti - 04.08.2010
  6. Henüz yol yakınken... - 28.07.2010
  7. İsmail Beşikçi, Türkiye’nin vicdanıdır - 21.07.2010
  8. Vahşeti kavramak - 14.07.2010
  9. Çözüm sendromu - 07.07.2010
  10. Vesayet ve demokrasi - 30.06.2010
  11. Huzursuz bir yazı... - 23.06.2010
  12. Dağdaki Kürtler, ovadaki Kürtler - 16.06.2010
  13. Kürtler, vicdan ve şehadete dair birkaç söz - 09.06.2010
  14. ‘Türkiye’nin Asker Sorunu’ - 02.06.2010
  15. ‘Bizim kadar siz de biliyorsunuz’ - 26.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Aşk, özgürlük ve yenilgiye dair - Orhan Miroğlu
03.09.2010 06:57:00