Ekşi Sözlük’ün bir yerinde onun için her ne kadar ‘Tuncelili Zaza Kürdü’ dense de, Necati Cumalı, Makedonyalıdır. Cumalı Makedonya’da doğdu ve hayatının sonuna kadar da İzmir Urla’da yaşadı.
Türkiyeli okurlar onu en çok
Susuz Yaz filminin senaryosuyla tanıyor olsa da,
Ay Büyürken Uyuyamam’da anlattıkları unutulacak gibi değildir.
DTP konvoyu sırasında yaşananlara bakılırsa, Necati Cumali’nin
Ay Büyürken Uyuyamam ismini taşıyan kitabında hikâyelerini, aşklarını, sevdalarını anlattığı Egelilerin uykuları anlaşılan artık başka sebeplerle bölünüyor.
Ve derin sevdalarını, tutkulu aşklarını, kıskanılası cinselliklerini ‘ay büyürken’ yaşamaya alışkın bir halkın uykusu belli ki artık başka sebeplerle kaçıyor.
Keşke her şey eskisi gibi ve hep böyle olsaydı; İzmirli o güzel kadınlar, kucaklarında taşlarla DTP’lileri beklemek yerine, ‘ay büyürken uyuyamayan’ kadınlar olarak kalsaydı.
Ama hangi şehrin insanları (kadın-erkek) kendisi olarak kalabildi ki?
İzmir’de, Aydın’da, Manisa’da insanların uykularını bölen korkular, Mersin’de, İstanbul’da, Adana’da, kısacası Kürtler ve Türklerin yan yana yaşadıkları Türkiye’nin her yerinde aynen yaşanmıyor mu?
Gerçek şu ki, Kürtler ve Türkler birbirinden korkuyor artık.
Türkler; yüzyıl boyunca yaşanan isyanlardan sonra çoluk çocuk, yaşlı genç demeden kamyonlara, trenlere doldurulup Ege’nin ve Anadolu’nun kasabalarına, köylerine fırlatılıp atılmış Kürtlerden, belki de, tarihte ilk kez bu kadar çok korkuyor
Türkler, Kürtlerin Türkiye’nin dış düşmanlarıyla bir olup bu ülkeyi böleceklerine inanıyor.
Cumhuriyet’in elden gideceğini, laik yaşam tarzının Kürtlerle işbirliği yapan ‘Cumhuriyet düşmanı İslâmcıların’ marifetiyle yok edileceğini düşünüyor ve korkuyor.
Türkler AB’den, Kuzey Irak’ta kurulan Kürt yönetiminden, aslında yabancı olarak tanımlanmaya müsait olan her şeyden ve herkesten korkuyor.
Ama Kürtler de, yeni yurtları olan Anadolu’dan, Ege’den, Marmara’dan ve Akdeniz’den bir gün ‘tersine göç’ ettirilmekten, kıyılmaktan korkuyor.
Kürtler, son beş yıl içinde 30’dan fazla linç girişimiyle karşı karşıya kaldıkları için korkuyor.
Kürtler, Kürt meselesinde ‘felaket çözümünden’, Kürtlerin Irak’taki Türkmenlerle mübadele edilmesinden bahsedenlerin giderek Türk halkını bu fikirlere ikna edebileceğinden korkuyor. Türk halkını böyle bir felakete ikna etmeye çalışanların tarih sahnesine koyacakları yeni bir tehcir belasıyla karşı karşıya kalmaktan ve Marmara’nın, Akdeniz’in, Ege’nin derin sularında boğulup gitmekten, korkuyor Kürtler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.