Yakınları faili meçhul cinayetlerde can vermiş ailelerin buluşması yeni bir süreç başlattı.
Bu adalet talebi, karanlık dönemleri aydınlatabilir, sadece tetikçileri bilinen birçok faili meçhul cinayetin gerçek failleri ortaya çıkarılabilir.
Kurbanlardan geriye kalan mermilerle delik deşik olmuş yüzlerce, binlerce kanlı gömlek var bu ülkede.
Ve nihayet 30 yıl sonra kanlı gömlekleriyle yüzleşiyor Türkiye.
Bu kanlı gömleklerden birini, merhum Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi babasının öldürülmesinin 31. yıldönümünde gösterdi bize.
Nükhet İpekçi babasından geriye kalan kanlı ve delik deşik gömlekle çıktı televizyona ve herhalde kendisi için hiç de kolay olmayan cesur bir adım attı.
Elinde tuttuğu kanlı bir gömlekle, yaşadığı ülkenin insanlarını, yüzleşmeye davet etti.
Nükhet, “Bu cinayet zincirine bizi kim dizdi” diye soruyor ve “öyle bir yerdeyiz ki ancak 31 yıl öncesine gidersek hep birlikte özgürleşebiliriz” diyordu.
On sekiz yıl önce sadece kod adıyla yaşayabilen bir katil Diyarbakır’da Cumhuriyet Mahallesi 36. Sokak’ta Musa Anter’i vurduğu zaman, Anter’in üstünde kalın çizgili siyah-beyaz bir gömlek ve beyaz bir pantolon, benim üstümde de Ankara’da bir mağazadan o yaz alınmış kısa kollu kareli bir gömlek ve gri bir pantolon vardı. Kendi kanlı gömleğimi ve pantolonumu hiç görmedim. Belki hastanenin tıbbi atık kovalarından birine attılar. Belki de herhangi bir çöp kutusuna.
Ama Musa Anter’in kanlı gömleğini gazetecilerin çektiği fotoğraflarda ve çok sonraları gördüm. O fotoğraf, o fotoğraftaki kana bulanmış pamuk gibi saçlar, beyaz pantolon ve siyah-beyaz çizgili gömlek hiç aklımdan gitmiyor.
Yıllar sonra bir anma gününde vurulup can verdiği sokağa gittiğimde, o sokakta oturan ve beni tanıyan bir kadın, “ne arıyorsun burada, kurtulmuşsun işte, daha ne istiyorsun, senin yerinde olsam bir daha buralara hiç gelmezdim” dedi.
O kadın, geçmişle yüzleşmek söz konusu olduğunda çok rastlanan, çok tanıdık bir şey söylüyordu aslında. Unutmak ve acıların yaşandığı o yerlere bir daha gitmemek.
Sonra aynı gün faili meçhul cinayetlerin konuşulduğu bir toplantıda, konuşmam salondan gelen hıçkırıklarla bıçak gibi kesildi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.