Geçen yılın son üç günü Van’da geçti. Bir panelde dostlarla biraraya geldik.
Van sivil toplum örgütlerinin öncülüğünde gerçekleşen bu buluşma, bölgedeki hissiyatı anlamak bakımından son derece önemli oldu.
Dinleyicilerin sorduğu sorular, Van’daki siyasi ve sivil temsiliyetin bayağı yüksek bir entelektüel faaliyetle iç içe geçmiş olduğunu gösteriyordu.
Kim ne derse desin toplum hızla değişiyor ve çözüm için, ciddi bir diyalog ve müzakere talebinde bulunuyor.
Toplumun içinde bulunduğu kültürel çoğulculuğa ve çeşitliliğe uymayan fikirleri, kimden gelirse gelsin, insanlar eleştirmekten hiç kaçınmıyor. Türkiye’nin tam da bir arafta durduğunun farkında herkes. Bu arafın bir yanında şiddet, çatışma ve toplumsal değerleri, ilişkileri her geçen gün altüst eden bir dünya var. Ama arafın öbür yanında ise, çatışmadan kurtulmak, barış içinde yaşamak ve refaha, demokrasiye, özgürlüğe açılan yolda hep beraber yürümek var.
Sadece Van’da değil, ama sanırım bütün bölge illerinde, nereye giderseniz gidin, geçmişle yüzleşmeye dair yeni bir toplumsal talep ve uyanışla karşılaşıyorsunuz.
Bu uyanış, entelektüel çabalarla her geçen gün biraz daha zenginleşiyor; hemen her şehirde eli kalem tutan, tarih, edebiyat, sanat ve siyaset üstüne yazan, düşünen insanlarla karşılaşıyorsunuz.
Kürtçeye bir sahiplenme söz konusu. Gençler, daha tanışır tanışmaz, size neden Kürtçe yazmadığınızı soruyorlar.
Sivil Toplum kuruluşları adına hazırlanmış ‘Kürt Açılımıyla İlgili Yol Haritası’ başlıklı bir metin, bölgede açılıma karşı gösterilen duyarlılığın önemli bir kanıtı gibiydi.
Ankara’nın açılımda başarılı olması, bence bölgedeki sivil toplumun bu yol haritasının farkına varmaktan geçiyor.
İşte size bu yol haritasında yer alan kısa, orta ve uzun vadeli talepler:
“Kısa Vadede Yapılabilecekler:
1. Karşılıklı güven ortamının oluşturulması için faili meçhullerin aydınlatılması.
2. Koruculuk sisteminin lağvedilmesi.
3. Kürtçe basın-yayın faaliyetlerinin özel sektör tarafından yürütülmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması.
4. İsmi değiştirilen yerleşim bölgelerinin adlarının orijinal haline dönüştürülmesi.
5. Resmî dairelerdeki memurların vatandaşla Kürtçe konuşabilmesi.
6. Valilerin ve yöneticilerin bölge insanından olmasına özen gösterilmesi.
7. Kürt nüfusunun çoğunlukta olduğu yerlerde imamların Kürtçe vaaz ve hutbe verebilmesi.
8. Kürt bölgelerinde “Ne Mutlu Türküm Diyene’ yazlarının silinmesi ve tüm okullarda “Türküm, Doğruyum” andının okutulmasından vazgeçilmesi.
9. Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki tüm üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatının açılması.
Orta Vadede Yapılabilecekler:
“1.
Yazının devamını okumak için tıklayın.