Çocuklarını öldürmeyen bir ülkede yaşamanın onurunu çoktan kaybettik.
Uğur’un katillerini nefsi müdafaadan beraat ettirenler böyle bir şeye gücü yetenler, şimdi de Ceylan’ı öldürenleri, bu kolektif suçu birlikte işleyenleri, kriminoloji bilimini hiçe sayan raporlarla aklamak istiyorlar.
Ceylan, bir demir parçasına dokundu ve bu demir parçası patlayınca öldü. Yani Ceylan kendi kendini öldürdü. Böyle raporlar düzenliyorlar utanmadan.
Amaçları katilleri, kimlerin ve nasıl hazırladıkları belli olmayan bu raporlarla gizlemek ve kamu vicdanında aklamaktır.
Ama Ceylan Önkol cinayetinde mızrak çuvala sığmıyor.
Bu cinayeti gizlemeye, örtbas etmeye yarayan sahte raporlar yalan söylüyor.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın kameraların karşısına geçip, bu sahte, bu yalan raporları okuması da bir o kadar üzücü.
Sayın Atalay’ın açılım sürecinde üstlendiği sorumluluk, onun saygın kişiliğine duyduğumuz güven, Ceylan Önkol cinayeti için önüne konulan bu rapora, ihtiyatla ve sorgulayıcı bir anlayışla yaklaşmasını gerektirirdi.
Herkesten daha iyi biliyor Sayın Atalay, orası Güneydoğu, orası yıllarca OHAL kanunlarıyla yönetildi. Askerî ve sivil bürokrasi içinde kendisini; İçişleri Bakanı olan Beşir Atalay’a değil, savaş yılları içinde hukuku hiçe sayarak birlikte ‘mesai’ yaptığı insanlara karşı sorumlu hisseden ve birçok olayda da doğrusu bu sorumluluğunun gereğini yerine getiren yüzlerce insan var. Görevleri başındalar ve tasfiye edilmediler.
Bunların bir kısmını Aygan daha yakınlarda açıklamıştı.
Onlarca cinayeti planlamak ve azmettirmekten yargılanan Cemalettin Temizözü hâlâ görevde tutanlar, adli masraflarını devlete ödetenler, gizli tanıkları, ifadelerini değiştirmeye zorlayanlar, bunun için bu tanıklardan birini, M. Nuri Binzet’i, Midyat cezaevinden alıp, Kırıkkale cezaevine nakledenler, bu kimselerdir.
Bu savaşın bitecek olmasına dair bir ihtimalden dahi korkuyor, açılım sürecinde, Kürtlerin iyi kötü hak kullanacak olmalarına katlanamıyor, AK Parti’den ve DTP’den nefret ediyorlar. Bu nefretleri savaş yıllarında oluşmuş bir nefrettir ve bugün de onlara korkunç işler yaptırmaya yetiyor. Açılım sürecini boşa çıkarmak ve provokasyonlarla bitirmek için elerinden geleni yapıyorlar.
Altı askerin mayınla öldürülmesinden tutun da, Ceylan’ın ölümüne kadar uzanan ve örtbas edilmek istenen birçok olayda bunların parmağı var.
Ceylan Önkol cinayeti hiç tekil bir olay değil. Öncesi var bunun, ve bu adaletsizliğe, bu cinayetlere karşı savaşan kurumların bugün çok iyi hatırladıkları, hiç unutmadıkları sayısız çocuk ölümleri, çocuk cinayetleri var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.