Gençlik yıllarımızda sık sık anlatılırdı. Bir rivayete göre, Brejnev dünya gençlerini bir gün Moskova’da toplamış ve onlardan ülkelerinin ve dünyanın geleceği hakkında ne düşündüklerini öğrenmek istemiş. Gençler sırayla ülkelerinin içinde bulunduğu durumu, komünist hareketin başarılarını filan Brejnev’e anlatmaya başlamışlar.
Derken konuşma sırası Irak’tan gelen bir Kürt gencine gelmiş.
Bu uluslararası toplantıya Irak’tan katılan Kürt genci, Brejnev’e çevirmiş yüzünü ve komünist hareketin filan sorunlarına değinmeden, anadiliyle şu basit soruyu sormuş Sovyet liderine:
“Apê Brejnev, ev mesela me, ka vê çava be?”
Türkçesi: Brejnev amca, şu bizim meselemiz ne olacak?
Tam da Aynştayn’a sorulan soruya benziyor değil mi?
Hani adamın biri Aynştayn’a “üstad, şu dünyanın nasıl yaratıldığını bana anlayabileceğim bir şekilde anlatabilir misin” diye sormuş.
Aynştayn’da cevap bekleyeni bir hayli şaşkınlığa uğratan şu meşhur cevabı vermiş:
“Galiba bir şeyler kıpırdıyordu...”
Brejnev bu Kürt gencine buna benzer bir şeyler demiş mi bilmiyorum.
Ama doğrusunu isterseniz bir zamanlar Ortadoğu’daki politikaların seyrini değiştirebilen ve bir şeylerin kıpırdamasını sağlayabilen bir konumda olan Sovyetler Birliği ve onun komünist liderlerinin bu soruya tarih boyunca tatminkâr bir cevapları olmadı hiç.
Neyse, konumuz bu değil.
Duvar çöktü, Sovyet sistemi dağıldı, dünyada yirmi yıl içinde 100’ün üstünde devletin rejimi değişti ama “mesela me” bugün de hâlâ çözüm bekliyor.
İşte çözüme ilişkin açılım politikalarını konuşmak üzere hafta sonu Diyarbakır’daydık. Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası’nın, Gazeteciler Cemiyeti’yle beraber organize ettiği programda Kürt sorunu bir kez daha masaya yatırıldı.
Son yıllarda katıldığım en verimli toplantıydı. Bir kez daha gördüm ki, karnından konuşmamak için Kürt sorununu artık sadece Kürtlerin ve sadece Türklerin kendi içlerinde tartışıp durmalarının artık bir faydası yok.
Diyarbakırlıların çok sevdiğim bir deyişleri var, “Biz bize hayran biz bize kurban” derler.
Biz bize hayran biz bize kurban dönemi kapanıyor bence.
Bu bakımdan, Diyarbakır buluşması her şeyden önce, “mesela me”yi farklı bakış açılarından anlamak için, böyle bir fırsat sunduğu için Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu ve yönetimdeki arkadaşların çok isabetli bir iş yaptıklarını söylemek isterim. Genç kuşak işadamlarından olan Galip kardeşim, Hakkâri’den, Yüksekova’dan, Adıyaman’dan işadamlarını da davet etmişti.
Bu aralar kimden içtenlikli bir söz işitsem ağlamaklı oluyorum.
Yazının devamını okumak için tıklayın.