1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 09 Şubat 2012 Perşembe 02:02
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Orhan Miroğlu YÜZLEŞME 25.11.2009
Orhan Miroğlu
Diyarbakır’da, ve bir kez daha ‘mesela me...’
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Orhan Miroğlu - Diyarbakır’da, ve bir kez daha ‘mesela me...’ Orhan Miroğlu - Diyarbakır’da, ve bir kez daha ‘mesela me...’ Orhan Miroğlu - Diyarbakır’da, ve bir kez daha ‘mesela me...’ Orhan Miroğlu - Diyarbakır’da, ve bir kez daha ‘mesela me...’ Orhan Miroğlu - Diyarbakır’da, ve bir kez daha ‘mesela me...’ Orhan Miroğlu - Diyarbakır’da, ve bir kez daha ‘mesela me...’ Orhan Miroğlu - Diyarbakır’da, ve bir kez daha ‘mesela me...’ Orhan Miroğlu - Diyarbakır’da, ve bir kez daha ‘mesela me...’
Orhan Miroğlu köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Gençlik yıllarımızda sık sık anlatılırdı. Bir rivayete göre, Brejnev dünya gençlerini bir gün Moskova’da toplamış ve onlardan ülkelerinin ve dünyanın geleceği hakkında ne düşündüklerini öğrenmek istemiş. Gençler sırayla ülkelerinin içinde bulunduğu durumu, komünist hareketin başarılarını filan Brejnev’e anlatmaya başlamışlar.

Derken konuşma sırası Irak’tan gelen bir Kürt gencine gelmiş.

Bu uluslararası toplantıya Irak’tan katılan Kürt genci, Brejnev’e çevirmiş yüzünü ve komünist hareketin filan sorunlarına değinmeden, anadiliyle şu basit soruyu sormuş Sovyet liderine:

“Apê Brejnev, ev mesela me, ka vê çava be?”

Türkçesi: Brejnev amca, şu bizim meselemiz ne olacak?

Tam da Aynştayn’a sorulan soruya benziyor değil mi?

Hani adamın biri Aynştayn’a “üstad, şu dünyanın nasıl yaratıldığını bana anlayabileceğim bir şekilde anlatabilir misin” diye sormuş.

Aynştayn’da cevap bekleyeni bir hayli şaşkınlığa uğratan şu meşhur cevabı vermiş:

“Galiba bir şeyler kıpırdıyordu...”

Brejnev bu Kürt gencine buna benzer bir şeyler demiş mi bilmiyorum.

Ama doğrusunu isterseniz bir zamanlar Ortadoğu’daki politikaların seyrini değiştirebilen ve bir şeylerin kıpırdamasını sağlayabilen bir konumda olan Sovyetler Birliği ve onun komünist liderlerinin bu soruya tarih boyunca tatminkâr bir cevapları olmadı hiç.

Neyse, konumuz bu değil.

Duvar çöktü, Sovyet sistemi dağıldı, dünyada yirmi yıl içinde 100’ün üstünde devletin rejimi değişti ama “mesela me” bugün de hâlâ çözüm bekliyor.

İşte çözüme ilişkin açılım politikalarını konuşmak üzere hafta sonu Diyarbakır’daydık. Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası’nın, Gazeteciler Cemiyeti’yle beraber organize ettiği programda Kürt sorunu bir kez daha masaya yatırıldı.

Son yıllarda katıldığım en verimli toplantıydı. Bir kez daha gördüm ki, karnından konuşmamak için Kürt sorununu artık sadece Kürtlerin ve sadece Türklerin kendi içlerinde tartışıp durmalarının artık bir faydası yok.

Diyarbakırlıların çok sevdiğim bir deyişleri var, “Biz bize hayran biz bize kurban” derler.

Biz bize hayran biz bize kurban dönemi kapanıyor bence.

Bu bakımdan, Diyarbakır buluşması her şeyden önce, “mesela me”yi farklı bakış açılarından anlamak için, böyle bir fırsat sunduğu için Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu ve yönetimdeki arkadaşların çok isabetli bir iş yaptıklarını söylemek isterim. Genç kuşak işadamlarından olan Galip kardeşim, Hakkâri’den, Yüksekova’dan, Adıyaman’dan işadamlarını da davet etmişti.

Bu aralar kimden içtenlikli bir söz işitsem ağlamaklı oluyorum.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Orhan Miroğlu Makaleleri:
  1. ‘Kürdistani’ Şerafettin! - 09.02.2012
  2. Ergenekon neyi başardı - 06.02.2012
  3. Mezar mezar üstüne, acı acı üstüne! - 04.02.2012
  4. JİTEM, geçmiş ve medya - 02.02.2012
  5. Medya ve hakikat - 30.01.2012
  6. Bu savaş sürdükçe... - 28.01.2012
  7. Kurbanla oynamak - 26.01.2012
  8. ‘Ölüme hazır mısın, ölüme gidiyorsun! - 23.01.2012
  9. ‘Dua edecek bir mezar taşı olsun’ - 21.01.2012
  10. O bir Ermeni’ydi, adı Hrant’tı - 19.01.2012
  11. Hrant’ı anmak - 16.01.2012
  12. Irkçılığın böylesi - 14.01.2012
  13. Bir koğuşun resmi - 12.01.2012
  14. Özür ve kibir - 09.01.2012
  15. Cafer Solgun’a tehdidi kınıyorum! - 07.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Burada ‘tanrı-küratör’yok
  ‘Rant kaygısı İstanbul’u ahtapot gibi sardı’
  Berlin Kaplanı gişede kükredi
  Yıllarca bu sergi için çalışmıştı
  Nâzım’ın mektupları özel kutu içinde
  Bakan Günay, Cem Karaca’yı unutmadı
  Kings of Convenience nisanda İstanbul’da
  Taylor’un koleksiyonuna servet
  Joyce kitabı tartışma yarattı
  En sert ve komik edebiyat eleştirisi
  Gizem’i okuldan attılar
  ASELSAN’da deliller karartılmış
  Merkez’in anketinde dolar beklentisi 1.76
  Mayın davasında asker annesinin feryadı
  Akbank bin kişiyi işe alacak

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 09.02.2012
Devlette savaş
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 09.02.2012
Evetler, hayırlar
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 09.02.2012
‘Medeniyet dili’
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 09.02.2012
Ekmek, gül ve ‘acı’ vatan
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 09.02.2012
Samanyolu TV günahı
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 09.02.2012
Görünmez saraylar
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 09.02.2012
Primo Levi’nin dönüşü...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 09.02.2012
Medya ve özgürlükler
TELESİYEJ
Telesiyej - 09.02.2012
‘Kurt Kanunu’ ve önce karakterlerinden sorumludur bir dizi!
-
Gülengül Altınsay - 09.02.2012
Unutmadık unutmayacağız
ZAMANIN RUHU
Gökhan Karabulut - 09.02.2012
O masada başbakan olmak: Papademos
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Orhan Miroğlu - "Diyarbakır’da, ve bir kez daha ‘mesela me...’" başlıklı köşe yazısı
09.02.2012 02:02:34