Fahriye Bulut kayıp kardeşini arıyor.. Yaşadığı acıyı Taraf’a şu sözlerle anlatmış:
“Dua edecek bir mezar taşını bulana kadar vazgeçmeyeceğim. Kardeşim Baki Akdemir, 1981 yılında nisan ayında gözaltına alındığında daha 20 yaşındaydı. Gencecik delikanlıydı, deli doluydu. Askerler tarafından götürüldüğü Diyarbakır cezaevinde 15 gün boyunca işkenceye maruz kaldı. Ayak tabanlarını jiletle kesip tuz üzerinde yürüttüler kardeşimi. Bunları bize kendisi anlattı serbest bırakıldığında. Tam bu acılar geçti derken, serbest bırakıldıktan iki üç ay sonra bir anda kayboldu ortalıktan. Tam 31 yıl geçti ve kendisinden haber alamadık. O dönem toplu gözaltı olayları yaşanıyordu. Ben kardeşimin bu süreçte yeniden gözaltına alınıp kaybedildiğini düşünüyorum.” Saraykapı’daki kazıları duyduğunda acılarının bir kez daha tazelendiğini belirten Fahriye Bulut şöyle anlatıyor duygularını: “İHD’ye gelip başvurduk. Benden DNA alıp test yapsınlar yetkililer. O kemiklerden biri belki de kayıp kardeşime ait. Yüreğimin bir yanı o kemikler kardeşime ait olmasın istiyor. Ben hep yaşıyor diye umut ettim, dua ettim. Her kapı çalışta belki odur diye umudum yeşerdi. Ama bir yanım da artık kemiğini olsun bulayım, dua edecek bir mezar taşımız olsun diyor.”
Saraykapı’da insan kafatasları bulunması üzerine başlatılan ve hafta sonu ara verilen kazı çalışmaları, devam edecek.
Kayıp yakınlarını umutlandırdı bu kazılar. O kadar ki 1981 yılında kaybedilenlerin yakınları şimdi ortaya çıkan kemiklerden elde edilecek DNA sonuçlarını bekliyorlar.. 12 Eylül’de Diyarbakır’da Kurdoğlu adı bir işkence merkezi olarak biliniyordu. Askerlerin kontrolünde bir merkezdi Kurdoğlu.. İnsanlar gözaltına alınan ve haber alınamayan yakınlarının buraya götürüldüğünü ve bu işkence merkezinde sorgulandığını biliyorlardı. Ben 12 Eylül günlerinde orada üç ay kadar kaldım. Gözlerimizi sürekli olarak bağlı tutuyorlardı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.