Hanefi Avcı’nın Haliç’te Yaşayan Simonlar kitabına farklı tepkiler gelmeye devam ediyor.
Çıkan yazılara ve haberlere bakıyorum. Fethullah Gülen cemaatiyle ilgili kitapta yer alan birtakım değerlendirme ve iddialar öne geçmiş görünüyor. Kitabı bu bakımdan da tartışmanın hiç zararı yok bence. Ama bu iddialardan daha önemli şeyler var ki, bunlar tümüyle ‘dünkü devletin’ icraatları hakkında. Nedense medyamız ve köşe yazarlarımız kitabın bu sayfalarını görmezden geldiler. Dünkü devletin icraatları onları pek ilgilendirmiyor anlaşılan.
Vedat Aydın ve Cem Ersever cinayetlerini anlatıyor Hanefi Avcı. Bu konuda yazılmış ve söylenmiş hemen hiçbir şeye yabancı olmasam da Avcı’nın yazdıklarını okuduğumda kanımın donduğunu hissettim. Burada anlatılanlar her iki cinayet dosyasının sil baştan ele alınmasını gerektirecek kadar çok kıymetli. Hanefi Avcı bir döneme ilişkin önemli bir tanıklık yapıyor. Sıradan bir tanıklık değil söz konusu olan. Devlet bürokrasisi arasında, yaşadıklarını ve gördüklerini yazmak alışkanlığı yok çünkü.
İçişleri Bakanlığı’nın Hanefi Avcı hakkında başlattığı soruşturmayı, ve Hanefi Avcı’ya reva görülen muameleyi hiçbir şekilde mazur görmüyor ve haksız buluyorum.
Takdir edilmesi gerekirken, kabahat işlemiş bürokrat muamelesi görmemeliydi Avcı.
Şimdi, Ergenekon ve JİTEM davalarına bakan savcılar bu kitaptan yola çıkarak, cinayetler zincirinde izlenen devlet hiyerarşisini soruşturmak göreviyle karşı karşıyalar. Ama onlar da susuyorsa, ikinci bir Hanefi Avcı’nın çıkıp anılarını ve tanıklıklarını bizimle paylaşmasını beklememiz hayal olacak.
Atilla Kıyat’ın faili meçhul cinayetler konusunda dile getirdiği devlet taammüdünü, devlet hiyerarşisinin nasıl hayata geçirildiğini iki cinayet vakasına yeniden ışık tutarak, en ince ayrıntısına kadar anlatıyor Hanefi Avcı.
Bunlar Vedat Aydın ve Cem Ersever cinayetleridir.
Vedat Aydın evinden alındı ve Ergani-Maden arasında bir yerde infaz edildi. O gece yollar ıssızdı. Trafik polisleri bile aldıkları bir emirle başka bölgelere çekilmişlerdi. Ergani Emniyet Müdürü, Jandarma’dan gelen uyarıyla trafik polislerini başka bir alana kaydırmıştı. Katiller rahat geçsin diye yapılmıştı bu. Bu emir hiyerarşisi içinde, işin ucu gelip 7. Kolordu Komutanlığı’na kadar uzanıyordu.
Bu bilgileri Hanefi Avcı’nın kitabında okuduğumda, Musa Anter’in öldürüldüğü geceyi yeniden hatırladım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.