Dünya kadınlar günü kutlanıyor. Kadınlar bu yılın 8 Mart’ına da umutsuz ve çaresiz girdiler..
Dünyada ve Türkiye’de onlarca kadın öldürüldü, onlarcası intihar etti.
Vahşice ve acımasızca vuruldu kadınlar.. Otopsi raporlarına göre elleri bağlı ve bilinci açıkken toprağa gömülen 16 yaşındaki Medine’den geriye kalan bir fotoğraf bile yok.
Şahe, Güldünya ve diğerleri.. Kadınlarını öldüren, onlara zulüm eden bir ülkede ve dünyada yaşamanın utancı bu yıl da hiç azalmadı Bu yıl da anaların yüreğini yakan acılar bitmedi.
Meclis, ‘tarihî deneyimlerin ışığında’ ve Dersim’i hatırlayarak anaların gözyaşlarını tartıştı, ama anaların gözyaşı akmaya devam etti..
Aşağıdaki yazı intihar eden bir kadının ardından ve dört yıl önce yazıldı. Değişen fazla bir şey yok yazık ki.
‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ kutlu olsun..
“Kimselerle paylaşamadığı kahredici bir yalnızlık ve çaresizlik kuşatması altındayken, son bir umutla sığındığı baba evinden beklediği sahiplenmeyi ve hiç değilse gönlünü alacak ve ona haklı olduğunu söyleyecek birilerini bulamadan kocası ve iki çocuğuyla birlikte yaşadığı eve tekrar döndüğünde, Şahe’nin bilinci onu saran bir karanlık tarafından yutulmuş ve genç kadın hayatı kuşatan bütün gerçekliklerden kopmuştu.
Babasının evinden son kez dönerken, kalbi okadar kırık, onuru okadar yaralıydı ki, Harran ovasının üstüne doğan ve insana bu kış aylarında yaz sıcaklığını duyumsatan parlak ve lekesiz güneşin farkında değildi artık.
Günler ve geceler boyu döktüğü gözyaşı yüreğinin derinliklerinde uyanan nefreti ve bıkkınlığı dindirmeye yetmiyor, Şahe’nin yüreğine bıçak gibi saplanan sızı kanamaya devam ediyor ve ne yapsa ne etse acısı dinmek bilmiyordu.
Ve işte kuşkularının, o hep korumaya çalıştığı sabrının ve saflığının önüne geçtiği bir zamanda onlara acıdan ve kahırdan başka bir şey vermemiş dünyaya karşı işte canımız diyen kadınlardan biri oldu Urfalı Şahe Fidan, ve bir cumartesi günü, daha önce intiharı seçen hemcinsleri gibi intihar etti.
Sadece üç yıl sürmüş ve ona Abut ve Zehra adında iki çocuk vermiş evliliğiyle yaşadığı her yüzleşmede sonuç değişmiyor ve genç kadın bu üç yıl içinde, savrulup gitmiş umutlarının ve geleceğe dair bütün düşlerinin tıpkı birdenbire dağılan kumdan kaleler gibi yıkılmasına kahrediyordu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.