Eskiden bayram günleri gazeteler basılmaz, ortak bir gazete çıkardı. Ona da ‘Bayram Gazetesi’ diyorlardı.
Son bir hafta içinde soykırımı inkâr etmeyi suç sayan yasaya karşı gösterilen tutuma, yazılan yazılara, haberlere bakıyorsunuz, Türkiye’de son bir hafta içinde, ayrı ayrı gazete çıkarmanın ne gereği vardı sanki diye düşünmeden edemiyorsunuz.
Son bir hafta içinde, bir iki istisna köşe yazısı dışında, farklı bir yazı, farklı bir tek habere rastlamak mümkün olmadı.
Bize bir ‘Bayram Gazetesi’ yeter de artardı bile!
Kimse aksini ispat edemez, Fransa parlamentosunda kabul edilen yasaya tepkilerin ortak paydası milliyetçi dayanışma ve inkârdır.
Fransa’da onaylanan ve soykırım inkârını suç sayan yasanın, Türkiye’de “İfade ve düşünce özgürlüğünü” kısıtlayacağına dair iddiaların gerçeklikle bir alakası yoktur.
Tam tersine, Türkiye gerçek bir demokrasiye, ancak geçmişi inkârdan vazgeçerek ulaşabilir.
Şimdiye kadar Ermeni soykırımı yirmi ülkenin parlamentosundan geçti ve onaylandı.
Eğer Türkiye’nin demokratikleşme süreci bundan etkilenmiş olsaydı, şimdi başımızda ülkeyi AB’ye taşımak isteyen, Kürt meselesini çözmeyi amaçlayan bir hükümetin değil, bir diktatörün bulunması gerekirdi!
Aynı yasa Almanya’da da var. Almanya’da Yahudi soykırımını inkâr etmek suçtur. Bu yasayı kabul edenler de o soykırımı gerçekleştirmiş olanların torunlarıdır.
Ama Ermeni soykırımını gerçekleştirenlerin torunları aradan yüzyıl geçmiş, hâlâ inkârın çeşitli biçimlerini denemeye çalışmaktan başka bir şey yapmıyorlar.
Muhataplarını, hatta mağdurun bizzat kendisini inkâra davet etmek ve onu inkârın bir parçası haline getirmek, en büyük başarıları oldu.
Enel-hak, Kürtlerin bir kısmını, Alevilerin neredeyse tamamını, kalan Ermenileri ve kalan Süryanileri bildikleri yöntemlerle “tedavi” etmeyi başardılar.
Bunun için cinayetler işlemekten de kaçınmadılar.
Hrant katledilen son Ermeni oldu.
Süryanilerin anayurdu Turabdin’de 90’lı yıllarda 40’a yakın Süryani öldürüldü.
Dava dosyaları bile yok ortada..
Kürtleri inkâr ve “terbiye” etmenin bedeli ise çok ağır oldu.
Alevilere gelince.
Maraş, Çorum, Sivas katliamları Alevilerin Kemalist Cumhuriyet’i sorgulamalarının değil, bağlarını daha da pekiştirmelerine yol açtı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.