Beş bin sayfa envanteri olan bir darbe planı hiçbir ordunun tarihinde bulunmaz.
Dünya örneklerine bakıldığında, bu çok tekil bir durum olarak kalıyor.
Anlaşılan Türk ordusunun generalleri, son on yılda ölü zamanları diriltmenin peşinde koşup durmuşlar.
İktidarı, bir süre sonra sivillere bırakmak zorunda kalacakları klasik metotlarla kotarılmış bir darbe, artık bundan böyle, ‘ölü zamanların generallerini’, ne mutlu eder, ne de huzura kavuşturur.
Türkiye’yi kaybedilmiş bir sömürge ülke gibi görüyorlar. İstedikleri şey, iç sömürgeleri olarak gördükleri bu ülkede mutlak ve sürekli iktidardır. Bu mutlak iktidarı isterken, kendilerine örnek aldıkları dönem ise 1923 ve sonrası.
Generallerin ruhları ve ülküleri 1923’lerin dünyasında donup kaldı, oralarda dolaşıp duruyorlar.
Emeklisi de görev başında olanı da, toplumu her türden ‘savaş oyunu’nun hayata geçirilebileceği bir alan gibi görüyor. Bir askerde bu ruh halinin emeklilik yıllarında bile devam etmesinin sebepleri olmalı bence.
Yegâne demeyeyim, ama bana kalırsa en önemli sebep, son çeyrek yüzyıl boyunca devam eden Kürt savaşıdır.
Askerlerin önemli bir kısmını bu savaş hasta etti ve bu hastalık bir türlü şifa bulmuyor.
Darbe planlarının hazırlandığı tarihlere bakın. Neredeyse tümü, 2000 sonrasına ait. Çünkü 2000 yılından sonra hem PKK hem de Türk ordusu bu savaşın bu haliyle devam etmeyeceğini gördü. Öcalan Türkiye’ye teslim edildi ve zayıf da olsa barışa dair bir ihtimal belirdi ufukta.
Tam da bu dönemde, PKK siyasallaşmaya hız verir ve iktidarını dağlardan şehirlere taşıma çabası gösterirken –KCK dediğimiz hadise aslında bundan başka bir şey değil- ordu yüzünü darbe planlarına döndü.
Yazının devamını okumak için tıklayın.