Dört fotoğraf: Çocuk kıyımı fotoğrafları. Keşke sadece dört olsaydı, oysa daha yüzlercesini, binlercesini bulmak mümkün. Hayır; Darfur’dan, Gazze’den, Diyarbakır’ın, Hakkari’nin, Batman’ın, Van’ın çocuklarından söz etmiyorum. Bunlar, daha da acı bir kıyımın fotoğrafları. Çünkü bu kıyımı, “Çocuklara kıymayın efendiler,” diyenler dahil, hepimiz yapıyoruz; tek tek değilse bile toplumca hepimiz suçluyuz.
Beni en derinden yaralayandan başlamalıyım. Diyarbakır’da Nevruz kutlamalarından bir kare fotoğraf: Küçücük bir erkek çocuk; dört yaşında mı desem beş yaşında mı? Kesinlikle yedi, sekiz göstermiyor. Gerilla giysileri giydirilmiş, eline de kocaman bir silah verilmiş.
Bir başka fotoğraf: Beş, altı yaşlarında kız çocukları. Ellerinde pankartlar; başörtüsüne koşulsuz sınırsız özgürlük istiyorlar. Belki de aynı eylemden bir başka fotoğraf hatırlıyorum: -Annesinin kucağında, bebek sayılacak yaşta bir kız çocuğu; tesettürlü ve elinde taşıdığı yazıda, “Örtünme özgürlüğüme karışmayın” yazılı.
Bir değil, onlarca, yüzlerce fotoğraf hatırlıyorum: Ulusal bayram günlerinde, kurtuluş günlerinde, özellikle de şehit cenazelerinde çekilmiş, asker üniformalı, elleri silahlı, bilmedikleri bir güce selam duran küçücük, çok küçük çocuklar; “Türk” çocukları.
Yazının devamını okumak için tıklayın.