Teşbihte hata olmaz, dense de teşbihte sık sık hata olur; bunlar çoğunlukla bilerek yapılan, en azından bilinçaltının yansıması olan hatalardır.
Taraf’ın Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan’ın, “övündüğü yazar kadrosu”ndan söz ederken “sıkı sosyalistler” olarak nitelediği Roni Margulies ve Oya Baydar’da, “liberallerin” arasına “düşmekten” dolayı “Türkân Şoray filmlerini andıran ‘pavyondaki namuslu kadın’ huzursuzluklarının tezahür ettiği” saptaması, işte bu türden teşbihlere, ya da şakalara, ya da üslup hoşluklarına iyi bir örnek. (bkz.
Taraf, 7 mayıs)
Öncelikle,
Taraf’ta yazmam için kimsenin beni davet etmediğini, kapıyı kendim zorladığımı söylemeliyim; yani Genel Yayın Yönetmeni’nin tabiriyle bu “pavyon”a “düşmemde” kendimden başka kimsenin günahı yok.
Taraf’ın vesayete, militarizme, darbeciliğe karşı verdiği, bedel ödemeyi göze almış mücadeleyi benimsediğim için “dayanışma” amacıyla yazmak istedim. Otuz yıl aradan sonra yeniden yazmaya başlamamın tek nedeni, Türkiye’ye gerekli ve yararlı bu çorbada tuzumun bulunması isteğiydi. İçine sürüklendiğimiz cepheleşme ve cinnet ortamında, bu hale gelmemizin baş nedeni saydığım darbeci, vesayetçi, militarist, izolasyonist, ayrımcı zihniyete ve bu zihniyetin taşıyıcı güçlerine karşı, kendilerini liberal sayanlarla birlikte yürüyebileceğim bir yol olduğunu düşünmüştüm.
“Vicdan Yazıları”, kendi çapımda küçük taşlar döşeyerek bu yolu kolaylaştırmayı amaçlıyordu. Sandıktan ibaret olmayan tam demokrasiyi kazanmak için geniş bir birliktelik oluşturabileceğimizi, bu aşamada ikincil olan sorunlara ve ayrılıklara vurgu yapmadan ve yol boyu birbirimizi de değiştirip dönüştürerek, aramızdaki farklılıkları yumuşatarak epeyce ileri gidebileceğimizi sanıyordum. Bizi çifte standartlardan koruyacak, günübirlik siyasetin sivri köşeli karşıtlıklarından uzaklaştıracak, ehveni şer’e razı olmaktan kurtaracak, eril ve militarist iktidar dili yerine barış ve uzlaşma dilini hep birlikte öğrenmemizi sağlayacak bir süreç hayal ediyordum.
Yazının devamını okumak için tıklayın.